Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSindi Kalesi
BULUNAMAYAN YERLER

Sindi Kalesi

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sindi Kalesi

Oradan yine Nil kenarınca o gün o gece ılgar ile 17 saat gidip sabahleyin,

Nil'in doğusunda 6 köşe eski bir yapıdır. Daha önce büyük bir şehir imiş, kalede 700 kamışlı hane ve 7 cami var, başkaları haraptır. Bütün halkı Şafii mezhebinde salih ve musalli kimselerdir. Bunda Hüseyin Bey sınırı tamam olup bundan ileri Funcistan meliki dabiri, yani defterdan hükmündedir. Bu Sindi'nin çarşı pazarında ve mahzenlerinde fil dişi, gergedan boynuzu, keler derisi ve abanoz ağacı dağlar gibi yerlerde toza toprağa karışıp kıymetsiz yatar.

Bu kale hakimi Kan Ali bin deve yükü zahire ve 2 bin asker ile yola çıktı. Ama bir cemapur askeri gibi büyük bir topluluk olduk ki ovaları çölleri Zaği ve Zenci askeri tutardı. Deve kösleri ve asker bağırışları göklere yükselip kan hakimler hakire,

"Kayser-i Rumlar bu kadar askere malik midir?" diye sorarlardı. Hakir cevap verip,

"Bu kadar deve ve bu kadar çıplak askerimiz yoktur. Ancak Osmanoğlu derya gibi top ve tüfenkli pak askerdir" dedim. Onlar,

"Hele Kan Hüseyin Bey askerine varalım, derya gibi askeri onda gör" dediler. Ama bunların asker dedikleri çıplak, ciğeri yanık, elinde ve dilinde bir dilim ekmek yiyerek kara sığır gibi bölük bölük ve sürü sürü o şiddetli sıcakta sürünerek, benterleri, yani yüzbaşıları bunların başına kıçına fil kamçıları vurarak götürürler. O kadar zayıf ve cılız insanlardır ki derilerinden kemikleri bellidir, ama öyle çabukturlar ki ceylana aman vermeyip yetişir. Bu asker ile bir gün gidip,

Danika Sahrası menzili

Uçsuz bucaksız bir sahra, otlu bitkili ve verimli ovadır. Burada konup çadırlar kuruldu, ama kara çadır ve ihram çadır cihanı tuttu. Onu gördük, ikindi vakti batı taraftan nice bin alem belli olup yavaş yavaş bizim askere yaklaştılar. Meğer Berberistan meliki Şafii mezhebindedir, 40 bin Zaği askeri ve 100 bin deve ile Hüseyin Kan'ın imdadına gidermiş. İkindi vaktinden askerinin önü geçmeye başlayıp mehtapta gece yarısına dek ancak son buldu. Bizin askerin karşısında bir lezzetli göl kenarında kondular. Bizimle gelen kale kanları atlarına bindi, hakir de birlikte Berberistan meliklerini karşılamaya vardık.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗