Sokollu Mehmed Paşa Camii
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Sokollu Mehmed Paşa Camii
Süleyman Han, II. Selim Han ve III. Murad Han gibi üç padişaha kırk sene vezirlikle değerli ömrü geçip padişah divanında bir serhad gazisi göğsünden kortela bıçağıyla Kubbealtı'nda vurup şehit etmiştir. Mehmed Paşa'nın vasiyetiyle katil kurtulmuştur. Bu güzel cami akıllı ve bilgili vezirin hayratıdır, ama övülmesinde dil kısa kalır ve cevher saçan kalem işe yaramaz. Lakiri elimizden geldiği kadar denizde damla ve güneşte zerre yazalım,
Evvela şehrin içinde kalabalık cemaatten fırsat bulunmaz bir mesireyeri, mabedgah dinlenme yeridir. Ve dış avlulu fıskiye ve şadırvan havuzlu, nice yüz çınar, dağ servisi, kestane ve güzel ağaçlar ile gölgelenmiş bir şirin bir avludur ki gelen giden misafirler ve Müslüman cemaat orada Tanrıya ibadet edip şükrederler. Yazda ve kışta bu avlu içine ateş saçan güneşin asla etkisi olmaz.
Bu büyük avlunun dört tarafı yan sofalar, odalar, sofalar üzerinde ince belli sütunlar ve bunların üzerinde mavi renkli kaseler gibi tersine dönmüş kubbelerin her biri felek kubbelerinden belirti verir.
Cami içi öyle süslü ve sanatlıdır ki Osmanoğlu diyarında buna denk bir vezir camii yoktur. Meğer İstanbul'da Eba Eyyub-ı Ensarl'de Zal Paşa Camii ve Silivrikapısı'nın iç yüzünde Süleyman Han'ın Tavaşi İbrahim Paşası Camii ola, ama bu Burgaz Camii onlardan sanatlı ve şirin işli nur dolu bir camıidir. Yüksek kubbesi göklere baş çekmiş dokuz kat gökkubbedir. Kıble tarafında bir yarım kubbesi vardır. Büyük kubbesinin çevresi kandilleri asacak tabakalar, müezzin mahfili ve maksureler ile süslenmiştir.
Minber ve mihrabının ve dört tarafında olan pencerelerinin övülmesinde Rum ülkesi övücüleri aciz kalmışlardır. Bunda olan bukalemun nakışlı ibret verici türlü türlü cam, billur, necef ve moran cami içine ışık verdiğinde "Allah, göklerin nurudur ... " [N ur, 35] ayeti nurun ala nur okunur. Zira bu camiin fırdolayı çevresinde ibret verici mübarek kelamlar var ki her biri Yakut-ı Musta'sımi, Abbas-ı Mürsi(?), Şeyh Bayezidi, Abdullah Kırımi, Ahmed Karahisari, Hasan Çelebi ve Dede Mehmed Çelebi Kelam-ı izzetleri var ki İstanbul'da Sultan Ahmed Camii'nde yoktur. Meğer Medine'de Peygamber Efendimizin Ravza-i Mutahhara'sında ola.
Ve hoş sesli hamele-i Kur'an, imamları, hatipleri ve müezzinleri var ki sanki her biri birer zamanın yeganeleridir. Bu camiin düzgün bir tabaka minaresi var ki büyüleyicidir. Süleyman Han Camiini yapan Koca Mimar Sinan ibn Abdülmennan yapıp o yapıcılar ustası el becerisini açık seçik göstermiştir. Kıble kapısı üzere tarihi budur:
Hatif-i Kudsi dedi tarihini
Mescidü 'l-Aksa vü beytü's-salihin Sene 856 {1452]
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗