Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSuda (Souda)
BALKANLAR & KAFKASYA

Suda (Souda)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Suda (Souda)

Latin tarihçilerine göre ilk yapıcısı, Kırım Adası'nda Kefe Kalesi yakınında Sudak keferesi Sultan Bayezid-i Veli'nin Gedik Ahmed Paşa'sı elinden kurtulup gemileriyle bu Girit Adası'na gelip bu Sudak Frengi bu kaleciği yaptıklarından Sudak'tan bozma Suda derler, ama gerçekten Suda Kalesi'dir ki karada değildir. Önce ve sonra Venedik banı hükmündedir.

Kalesi 50 mil boyunda büyük bir limanın sonunda Hanya'ya bir bayır aşırı yakın, o bayırlı kaya dibinde deniz içinde 6 köşe sağlam set küçük bir kaledir. Tamamen yalçın kaya üzerindedir, ama gayetle sarptır. Evleri azdır, asla bağı ve bahçesi yoktur, zira adası tam 3 mil kuşatır adacıktır ki tamamen kat kat dirsek dirsek yapılmış kaledir.

Bir yerden varılacak yerleri yoktur, ama Hanya tarafındaki kayalardan bu kaleye bir şahbaz ve güçlü yiğit el taşı atsa taş erer. Ta bu mertebe karaya yakın adacıktır. Hele kurşun atsa kalesinde kefereler durmaz. Ancak nice pusu yerleri vardır, asla kefereleri görünmez. Eğer Osmanlı gayreti olsa Hanya tarafındaki burundan bu Suda'ya kadar denize 5-10 parça gemi batırıp doldurmak mümkündür, yahut karadan top darbeleriyle bu kaleciği toprak seviyesine kadar yıkmak çok kolaydır, ama niyet ister. Hatta (---) tarihinde Kaptan Voynuk Ahmed Paşa bu kaleyi donanma-i hümayun ile iyi hücum edip kuşatmış, ama Tanrı emri şehit olunca tüm gemiler çekilip gitmiştir. Böylece kalenin fethi nasip olmayıp halen kafir elinde bir limandır. Allah fethini kısmet etsin.

Suda Limanı'nın şekli

Bu güvenli liman öyle bir yerdir ki doğudan batıya boyu 50 mil olup içine 3 bin barça, karavana, kalyon, pink, karaka, hurtun, potaç, şitiye, kadırga, mavuna ve kalyetalar demir atıp yatmak mümkündür.

Ve 8 adet zorlu rüzgardan emin olup her tarafında abıhayat suları boldur. Akdeniz gemicilerinin aralarında bu Suda Limanı meşhur olup beğenilen limandır ki nice kere yüz bin çeşit balıkları çıkar. Özellikle 3 okka gelir kırmızı tekir balıkları, kalkan, kefal, sazan, levrek, uskumru, fıçıda, palamut, alakerde, lüfer ve kolyoz balıkları olur ki bir limana mahsus değildir, ancak bu Suda Limanı'nda olur.

Bu limanın bir tarafından bir tarafına karşı karşıya top güllesi yetişir. Hatta bu limanın kıblesinde Apokoron tarafı burnundan Suda Kalesi'ni Gazi ve Şehit Deli Hüseyin Paşa döve döve harap etmişti.

...

Su içinde bulunduğundan "Suda" derler. Gerçi Kandiye ile Girit Adası söz olarak fetholdu, ama gerçekte tamamen fetholmayıp bu Suda Kalesi ta Girit Adası'nın göbeğinde kafir elinde kalıp küffar donanması Girit Adası'na bu Suda Kalesi bahanesiyle gelip gitmededir.

Kafir donanmasına rast gelsen "Nereye gidersin?" diye kaptanlarına sorsan, "Giritime giderim" der, ama Kıbrısıma ve Rodosuma giderim, diyemez, zira onlarla ilgileri yoktur, ama Girit'te Suda, İspirlonka ve Karambusa adalarıyla ilgileri vardır.

Kısacası Kandiye fetholdu, ama bu Suda kafirde kalmakla fena sulh oldu. Onun için böyle sulh ettirene Hak bela verdi.

Hala bu Suda Kalesi Venedik elinde kalıp general canavarıyla buluşup konuşulduğunda hakire çok çok izzet ikramlar ve hürmetler edip hoş geldiniz, diye iskemleler üzere yer gösterip çok konuşmalar ettik. Melun başına bir sorguç sokup hamd edip,

"Yine sorgucumuz başımızdadır, ne gam Kandiye elimizden gitti ise, Suda gibi sağlam bir kalemiz Girit Adası'nın ta ortasında hala elimizdedir ve Suda Limanı gibi 5 bin pare gemi alır limanımız elimizdedir" diye övünüp,

"Böyle sulhtan hoşlanıp yine sizinle dost olduk" diye çok çok sevinç gösterileri yapardı. Yanımıza adamlar koşup kalenin duvarları, burçları ve bedenlerini gezip dolaştık. Hemen Kandiye Kalesi'nin Su Kulesi gibi bucak bucak, kemer kemer odalar ve mazgalların hepsi suya bakar olup bunda olan büyük toplar Kandiye'de değil belki Rodos Kalesi'nde yoktur. Hepsi küçük büyük 300 adet balyemez toplardır. Nicesi kırmızı çukalar ile örtülüdür. Kısacası öyle sağlam ve dayanıklıdır ki bu kale sanki tek parçadır.

İçinde 40-50 kadar evleri var. Tamamen kireç örtülüdür ki tüm duvarlarından akan [321a] yağmur suyundan bir damla boşa gitmeyip hepsi su sarnıçlarına akar ki 40 yıllık suyun birikmesi mümkündür. Bütün duvarları, dam ve çatıları öyle temizdir ki anlatılmaz.

Hakir bu kaleyi gezerken nezaketle bedenler üzerinde adımladım. Çepçevre tamamı 770 adımdır, ama şimdi bin adım kadar tüccar limanından tarafa boş kayalar var idi, onların da üstlerine 300 adım kadar büyüklükte sağlam kale yapıp eski kaleye eklediğinde Suda Kalesi daha geniş oldu.

Doğu tarafına 6 kat birbiri içinde karanlık yerlerde sağlam demir kapıları var. Ve bir kapı da yeni kattığı yere yapıyordu.

Kale içinde 2 adet küçücük kiliseleri ve 2 bin adet soltat mortat askerisi var, ama hepsi çaresiz, bir tane ve bir kuruşa muhtaç susuz ve bağ bahçesiz acımasız adadır.

Kayaların mağaraları içinde ve birkaç kemer yapı altlarında birkaç adet küçücük balıkçı ve ekmekçi dükkanları var, ama leventler sakin olsunlar diye fahişeleri çoktur.

Ama eğer Venedik kafirleri isyan etse Hanya Kalemiz tarafından 10 bin adım taş yetişen denizi çer çöple doldurup yürüyüş etmek mümkündür ve Hanya tarafından bu kaleyi döve döve berbat etmek mümkündür. Ama tüm kafirleri mağaralara girip suya beraber toplarını atmaktan geri durmazlar. Yüce Yaratıcı bir daha bu Venedik kafirlerinin isyan edip ayaklandığını göstermeye.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗