Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSüleyman Han Otağı Kalesi (Neugebaeude Sarayı)
BALKANLAR & KAFKASYA

Süleyman Han Otağı Kalesi (Neugebaeude Sarayı)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Süleyman Han Otağı Kalesi (Neugebaeude Sarayı)

Zamanın Süleyman Han'ı menhus Ungurus Alman keferelerinden intikam almak için 936 [1530] tarihinde bizzat Beç Kalesi'ni kuşatıp kale döven toplar ile dokuz koldan döve döve zebun yürüyüşler olup içine girilmişken ve bedenler üzerinde ezan-ı Muhammedîler okunup Çerkez adlı bir yiğit atıyla donuyla topların yıktığı yerden ta kalenin ortasına varır, atını ve Çerkez yiğidini orada şehit ederler ve kâfirler İslâm askerini yürüyüşten geriye döndürürler. Sultan cengi sabaha kalınca Allah'ın hikmeti ertesi gün şiddetli bir kış olup o kadar tipi, boran ve kar yağdı ki bütün İslâm askeri kardan perişan olup bütün metrisleri kar basıp nice bin adam elden ayaktan kalıp nice bin hayvanlar kırılıp Mahşer gününden bir gün olur. Bütün İslâm askeri,

"El-aman ey Süleyman-ı zaman, işi vakti zamanına ertelemek gerekir. İnşaallah şimdi Kasım gününden 17 gün sonradır. Maksadımız kâfire bir gözdağı vermek idi, oldu. Hemen esenliğe çıkıp yine ilkbaharda inşaallah yine bu kaleyi kuşatalım" diye konuşup 12 bin asker ile Ösekli Kasım Voyvoda'yı kâfirin Alman vilâyetlerine gönderip yağmalamaya başlarlar. Kâfirler bu hâli görüp Kasım Voyvoda ile cenge başlarlar.

Hemen Süleyman Han bu mahalde otağını bırakıp Ösek'teki topu, tüm cebehane ve hâzineyi götürüp iç ağaları piyade olup sıkıntı ve belâlar çekerek Tuna kenarında Kovin Adası önünde Cankurtaran’a düşüp can kurtardılar.

Daha sonra kâfirler uğur için Süleyman Han'ın otağını kaldırıp hâzinesine koyup şekli ve biçimi gibi o otağın tıpkısını bu kârgir, şeddadi, sağlam ve güzel kale olarak yapmışlar. Cenk olunup kuşatma için değildir, ancak teberrüken ibretlik olup bir eser olsun için ve "Süleyman Han'a bu kale altında otağını bıraktırmışız" namı için yapılmıştır. Büyüklüğü tam 4 bin adımdır ve 16 köşedir. Her köşesinde birer düzgün yapmışlar ki insanın aklı perişan olur.

Bu kalenin duvarının boyu, hâlâ padişahımızın otağının tarzı, tavrı, tarhı ve tüm sokakları nasıl beden beden ise aynı öyle yapılmış bir süslü Süleyman seraperdesi şeklinde bir süslü kaledir.

Diğer otağlarda olduğu gibi has oda, hazine odası, kilar odası, büyük oda, küçük oda, seferli oda ve doğancılar odaları gibi yapılmıştır.

Kısacası Süleyman Han asrında otağ nice kurulu kaldı ise her [52a] bir kulesi birer oda gibi yapılmıştır. Hâlâ bu kule odaların içlerinde bağcı bostancı kefereleri kalmaktadırlar. Hâlâ arz odası ve adalet köşkü yine öylecedir, ama leylek çadırı ve büyük divanhane ki cihannümadır ve bu otağ içinde kurulmuş cergeler ve küçük çadırlar tarzı çok sayıda odalar ve padişah obası önündeki sofa önünden akıttığı sular hâlâ selsebil gibi akmaktadır. Bu otağın namusiyesi (perdesi) 48 uzun mermer sütun üzerine yapılmış 4 tarafı pirinç tırabzanlar, türlü türlü pencereler bütün duvarları Frenk tarzı bukalemun nakışlı sağlam duvarlardır. Ancak hâlâ Süleyman Han'ın halvethanesi olan Acem tarzı obası şeklinde olan ibadethanesinin kapısı kapalı, yine bir halvethanedir. Bütün yapıları baştanbaşa kârgir yapılıp üstleri kırmızı bakır teneke örtülüdür ki nice yüz bin kantar bakır gitmiştir, hesabını Cenâb-ı Bârı bilir. Kısacası,

"2.090 milyon mal gitmiştir" diye baş komiser anlattı.

Otağın, bütün kulelerin ve bütün yapıların yağmur suları akacak saçakları ve su olukları da tamamen bakırdan yapılmıştır.. Olukların ağızları arslan ve ejder ağızları gibi olup bütün yağmur suları ejder ağızlarından akar. Tüm kulelerinde, otağ üzerinde, büyük çadır üzerinde ve namusiyenin 24 sütunları üzerinde, leylek çadırı ve arz odası üzerinde, toplam 78 adet adam boyu kadar altın yaldızlı haç alem vardır.

Bu 4 bin adım olan otağın içi İrem Bağı'ndan nişan verir ki bu alçak dünyada öyle bir garip eser ve öyle bir acayip ibret verici yapı görülmüş değildir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗