Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSultan Ahmed ibn Tolun (Tolunoğulları) Camii
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Sultan Ahmed ibn Tolun (Tolunoğulları) Camii

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sultan Ahmed ibn Tolun (Tolunoğulları) Camii

(---) tarihinde Mağrip ülkesinden İhşidilerden Sultan Ahmed ibn Tolun gelip Hazret-i Peygamber'i rüyasında görüp bu camii yapmıştır. Ama onu gören kale sanır, zira köşebentleri, dört tarafında bedenleri ve iki kat duvarlarının sağlamlığı bir kalede yoktur. Dört köşe büyük bir camidir.

Duvarının boyu tam 40 arşın yüksektir. Sanki Kabe-i şerif büyüklüğünde yapılmıştır. Mihrabı Hazret-i Peygamber'in yol göstermesiyle olduğundan bütün kıblelerden doğrudur, bütün mikatlara ve kıble-nümalara uygundur. Hazret-i Peygamber'in nazargahı olmakla ruhaniyet vardır. Ve fukaralar Kabesidir. Zira bu cami eski mabettir. Kıpti tarihlerinde bile bu camiin özellikleri yazılmıştır.

Bu cami zeminine eski tarihlerde Arz-ı Hamra-yı Kusva derlerdi ve dağına Cebelü'l-Kebş [Dağı] derler. Ama Amr ibnü'l-As Fustat şehrini kuşattığında Beni Yeşkür kavmi buraya fustat adlı çadırlarını kurduklarından buraya Yeşkür Dağı dediler. Ama ilk ismi Kepş Dağı idi.

Ahmed Tolun bir kale yapmakla Kepş Kalesi dediler. Zira Kıptiler zamanında bu mahalde tunçtan bir koç tılsımı var idi. Yüzü Cize tarafındaki Ehram dağlarına nazır idi. O tunç koç ayaklarıyla eşinip ses çıkardığında o sene Mısır'da koyun çok olurdu. O mahalde koyun pazarı olduğundan Kebş Dağı derlerdi. Yine hala koyun pazarı onda olur. Ahmed Tolun Camii'nin mihrabı yeri Hazret-i Musa çoban iken koyunlarını otlatıp ibadet ettiği yerdir. Hazret-i Musa ve Hazret-i Hızır makamıdır. Hazret-i Peygamber, Ahmed Tolun'a, rüyasında,

"Ey Ahmed, kardeşim Musa Nebi makamında bir cami yap" diye emreder. Yeşkür Dağı üzerinde Musa Nebi dua yerinde ve ayak resmi üzerine Tolun Camii yapılmıştır. Eski mabettir, mihrabında bir vakit namaz kılanın dünyevi ve uhrevi hayır istekleri kabul olunur.

Bu camiin kıble kapısından mağrip kapısına kadar boyu 120 germe adımdır, ama eni 200 germe adımdır. Kıble tarafından cami içi 90 yapma sütunlar üzerinde baştan başa kargir toloz kemer kubbelerdir.

Büyük avlunun dört tarafındaki safalar üzere çepçevre 100 adet ameli sütunlardır. Kemerler arasında 160 cam vardır.

Toplam 6 kapısı vardır. Büyük kıble kapısından 18 ayak taş merdiven ile çıkılır, o tarafı uçurumdur. Zaman ile Fil Bürkesi bu merdivenlerin dibinde akıp cemaat ondan abdest alırlar imiş. Hala eserleri bellidir.

Büyük avlunun tam ortasındaki kubbe sanki Kabe gibidir. O kubbenin altında bir Şafii havuz vardır. Bu havuzun sol tarafında büyük bir hurma ağacı vardır ki Mısır ikliminde benzeri yoktur. Peygamberimizin izniyle Medine hurması yetiştiği hurmasından anlaşılır. Avlusu baştan başa beyaz ham mermer döşelidir. Avlusunda 2 maksure daha vardır.

Camiin kuzeyinde yol aşırı, camiden uzak dört köşe ve üç tabaka ile bir acayip sanatlı minare İslam ülkelerindeki bir diyarın camiinde yoktur. Mesela bütün minareler içinden çıkılır, ama usta mühendis bu minareye bir sanat gösterip müezzinleri dışarıdan çıkarlar. 3 tabaka ve 200 ayak bir minaredir. Hatta Emirihac Rıdvan Bey'in bir askeri atıyla bu minareye çıkmıştır. Yine o kadar kalın minare değildir. Ancak usta bir sanat göstermiş ki mısra:

İşitmek nasıl görmek gibi olabilir?

Anlatılmaz, görmek gerekir. Bütün minarelerden yüksektir. En tepesinde alem yerine bir çeşit bakırdan gemi gibi alemi vardır, tılsımdır derler. Ve bazı maarif erbabı Nil ta o minare zirvesine dek taşarsa Mısır'ın suya gömülmesi alametidir derler. Hele garip temaşadır.

Avlu duvarının sol tarafında bir besmele var, Sultan Süleyman zamanında Karahisari hazretleri Kabe-i şerife giderken Mısır'a uğrayıp bu cami-i şerifte bir eserimiz olsun, diye bir besmele yazmış ki boyu tam 40 adımdır. Görmeye değer büyük bir hattır ki her elifi sekizer arşın uzundur. Besmelenin keşidesi çok yüksektir ve büyüleyicidir. Duvarının yüzü öyle parlak ve cilalıdır ki sanki sünbüle-i besmele bismillah ile henüz yazılmış sanılır. Ketebesi:

El1akfr Ahmed el-Karahisar, sene 931.

yazılmıştır. Rum, Arap ve Acem seyyahlar arasında Tolun Camii ve Karahisarı besmelesi meşhurdur.

Bu besmele yanındaki duvarda bir "vav" ve "Allah" yazılmıştır. 3 karış kalın kalemdir ve 10 arşın yuvarlak bir "vav"dır ki kalem harikasıdır. Avlunun kıble kapısı sağında bir besmele daha vardır. Hemen evvelki besmele resmindedir, ama beyaz kalemdir. Bu da 40 adım uzun ve yüksek besmeledir. Ancak Karahisari Hasan Çelebisinin ketebesiyledir.

Bu camiin kıble duvarında Megaribe Çarşısı'na açılır 2 kapısı var. Sağ tarafındaki kapı köşesinde 2 tabaka alçak bir minaresi var. Ve sol tarafta mahkeme kapısı köşesinde yine 2 tabaka bir minaresi var. Yukarıda yazılan sanatlı minare ile toplam 3 minaredir. Bir ibretlik de ahşap minberi, öyle büyüleyici oymadır ki görenin aklı perişan olur. Mihrabı yine sadefkari mermerdir, bu da büyüleyicidir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗