Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSultan Kayıtbay Camii (El Sayed Ahmad Albadawy Mosque)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Sultan Kayıtbay Camii (El Sayed Ahmad Albadawy Mosque)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sultan Kayıtbay Camii (El Sayed Ahmad Albadawy Mosque)

Kale gibi büyük bir camidir. Eski sultan camii olup bizzat Hazret-i Sultan Seyyid Ahmed el-Bedevi bu camide yattığından gece gündüz kalabalık cemaati olur. Camiin boyu tam 120 ve eni 100 ayaktır. Minberi ve mihrabı eski tarzdır.

Cami ve avlu içinde toplam 60 adet beyaz mermer sütun vardır. 24'ü cami içindedir, gerisi avlu çevresindedir. Bu sütunlar üzerinde büyük kirişler, daha üstü nakışlı tavanlardır, en üstü, damı kireç sıvalıdır, kurşun örtülü değildir.

Ve 2 minaresi var. Sağ tarafındaki minare 3 tabaka ve 200 basamaktır. Her basamağı insan dizi kadar yüksektir. O hesap üzere bu minare Mısır'da Sultan Hasan minaresinden yüksektir. Gayet sanatlı minaredir ve Seyyid Ahmed el-Bedevi hazretleri bu minarenin yakınında medfundur.

Sol taraftaki minare de dört köşe kule gibi 2 tabaka eski yapı minaredir. Aşağı sofasına kadar 50 basamak yüksektir. Her basamağının boyu birer arşın yüksektir. Ama öbür minareden çok alçaktır. Bu minarelerin ikisinin de alemleri yoktur, ancak en tepesi Bektaşi kühahı gibi terk terk yapılmıştır.

Bu alçak minarenin altında bir büyük sebilhane sarnıcı vardır, 15 bin raviye, yani deve kırbası su alıp bütün ziyaretçilere yeter büyük bir sarnıçtır. Bu sebil yakınında Hanefi muslukları vardır, köşk kubbesi gibi bir düzgün kubbesi var, kireç ile örtülüdür. Ama acayip büyük hayrattır, zira İmam Hanefi mezhebi buna muhtaçtır.

Buna yakın 10'a 10 İmam Şafii havuzu vardır, bükre gibi büyük bir havuzdur. Dört tarafı hacet hanelerdir. Daha üstü çepçevre derviş ve talebe odalarıdır.

Bu camiin 4 kapısı var. İkisi yan kapılardır. Biri abdesthane kapısıdır. Biri kıble duvarında bir karanlık köşede bir küçük kapıdır. Biri de avlunun kıble kapısı üzere beyaz dört köşe mermer üzere celi hat ile bu tarih yazılmıştır:

Ceddede hiize'l-babe'l-mu'azzamete el-imamü'l-mu 'azzama malikü'l-memalik es-sultan Ebünnasr Kansu(r) el-Gavr'i, halledallahu hilajetehu, tarih Zilhicceti'l-haram min ihda ve ışrfn ve seb'a mi'e'dir. [Z. 721]

Ama cami Sultan Kayıtbay'ın yapısıdır. Zira hakir bir kere keşfedip bütün vakıfnamelerini görmüşüzdür. 3 kapılarından üçer ayak taş merdiven ile çıkılır.

Seyyid Ahmed el-Bedevi Türbesi

Sağ taraftaki kapıya bitişik Seyyid Ahmed el-Bedevi'nin duvarıdır. Bu camiin sağ tarafında yan sofası kubbeleri arasında göklere doğru yükselmiş, beyaz inci gibi yekpare yuvarlak, beyaz kireç sıvalı ve yeşil tunç alemli bir kubbedir.

Bizzat sultan hazretleri o nurlu türbenin tam ortasında servi ahşabından parmaklık içinde altınlarla süslenmiş Kabe örtüsü ile örtülmüş servi levhasından yapılmış dört köşe sanduka içinde yatmaktadır. Bu süslü sandukanın dört köşesi bir adam kellesi kadar saf gümüşten cilalı toplarla süslenmiştir.

Mübarek başları alameti bu dört köşe sandukanın ortasındaki yeşil imame sarığı, Mısır Valisi Ebü'l-hayr Kethüda İbrahim Paşa göndermişti. Bir büyük alayla 4 bin tarikat sahibi Bedevi şeyhleri ve 20 bin Alevi fukarası tef ve kudümlerini, nefir, nakkare ve zillerini dövüp davullarını çalarak tevhid-i erre ile bu tertip alay ile sarığı getirdiler. Tekbir ile mübarek başları makamına baş halife sarıp dört tarafında olan zerduz makramaları destar altına sardılar. Sultan çeyizi kadar bukalemun nakışlı makramalardır ki hesabını Allah bilir, birbiri üzerinde çürümüş kalmıştır. Hizmetkarlardan ve başkadan bir fert el vurup bir makrama almaya kadir değillerdir. Çok adamın uzattığı eli kurumuştur.

Paşanın gönderdiği hediye halı ve seccadeyi döşeyip üd ve amberi yakıp kubbenin içinde güzel kokudan insanın dimağı kokulanırdı.

Sandukanın dört tarafında olan şebekeler üzerinde kıymetli avizeler var ki her biri Rum haracı değer. Hediye ve yadigarlardan insan boyunda gümüş şamdanlar, altın yaldızlı şamdanlar, bakır kalaylı şamdanlar, altın ve gümüş buhurdan, gülabdan ve gümüş makaslar vardır.

Sadefkari rahleler üzerinde nice yüz Yakut-ı Mustasımi, Şeyh ve Karahisari hattı ile yazılmış Kelam-ı İzzetler vardır.

Kubbesinin çevresinde asılı olan adam boyu nice yüz kafuri mumların her biri üçer dörder kantar gelir. Bu mumlar tamamen kafir krallarından hediye gelir. Zira kefere de bu sultana inanırlar. Zira zindanlarından defalarca nice bin esirin ayaklarındaki demir bukağılar parça parça olup esirler kurtulmuştur. Her mumun yanında kurtulan ümmet-i Muhammed'in kırkar ellişer okka gelir demir bukağı, kadana ve pranga demir bentler asılıdır ki her birini Allah'ın kulları kırkar ellişer sene taşıyıp Bedevi kerameti ile kurtulmuşlardır. Ama bu asılı olan mumlar yanmaz, sadece sus içindir.

Yedi iklimde olan İslam padişahları da teberrüken birer kıymetli hediye göndermişlerdir. Mesela cevahir ve murassa kandiller, çerağdanlar, fağfuri bardaklar, pek çok devekuşu yumurtaları, altın ve gümüş toplar ve sürahiler asılıdır ki hesabını Allah bilir.

Her dünya gezgini aşığın birer yadigarı asılıdır. Mesela zerdeste, çevgan, palheng, tef, kudüm, nefir, zil, Davud sapanı, alem, çerağ, kantura, debdevi, dehdehi, zilbern, teber-i Müslimi, çeşitli taç külah, keşkül, zand, afitabe, cığcığa, telatin tennure, çeşit çeşit yün hırkalar, ağaç kılıçlar, acayip ve garip balık kemikleri ve nice umman-ı keraöe gibi cilbend-i muhabbetler ve bu gibi türlü eşyalar var ki hepsi gönlü yaralı derviş çeyizidir. Her biri bir köşede asılıdır. Bunlardan başka nice bin çeşit eşyalar da asılıdır.

Her güzel yazan üstad hattatların birer yadigar hatları duvarları süslemiştir. Hatta hakir de küstahane celi hat ile bir levha üzerine " ... ve ma tevfiki illa billah ... " [Kur'an, Hud, 88] ayetini yazıp mihrap tarafına koyduk.

Bu yüce kubbenin içinde Bedevi hazretlerinin başları olan köşede Hazret-i Risalet-penah'ın mübarek ayaklarının siyah taşa basıp tesir ettiği resmi o köşede açıkta durur, sanduka içinde değildir. Bütün ziyaretçiler ona yüzlerini sürüp "Şefaat ya Resulallah" derler.

Bu kubbenin dört tarafında yola bakar tunç kafesli pencereleri vardır. Mihrabı sadefkari gibi küçük taşlar ile gayet sanatlı işlenmiş küçük mihraptır.

Kubbenin etrafı türlü türlü camlarla süslenmiştir. Bu türbenin dolapları içinde kıymetli mücevher kaplar, kitabullah ve evkafnameler var ki hesabını Allah bilir.

Bu nurlu kubbenin kapısı doğu tarafa, camiin avlusuna açılır. Kapı kanatlarının levhaları üzerinde baştan başa gümüş güller, pullar, saf gümüş halkalar ve türlü türlü gümüş kabaralar mıhlıdır. Her hayrat sahibi birer eser ile bu kapıyı süslemiştir.

Bu kapının dört tarafı nakışlı çinidir. Daha çevresi bukalemun nakışlı kaşidir. Bu kapının üzerinde yuvarlak ve tezhipli mermer üzerinde celi hat ile tarih:

Emera bi-inşai haze'l-makami'l-mübarek Mevlana es-Sultan Kayıtbay azze nasruhu, sene (---) yazılmıştır.

Bu nurlu kubbenin mihrabında iki rekat namaz kılan kimse dünyanın bütün belalarından korunur ve bir düşman ona karşı koyup düşmanlık edemez, hiçbir zaman yoksulluk yüzü görmez.

Bu türbeye bir kanlı, hırsız ve borçlu hakim korkusundan girip "Ey sultan, sana sığındım!" dese asla hakim tarafından el uzatılıp alamazlar. Ama o hareme giren adam gerçekten suçlu ve cezalandırılması gerekli ise 40 güne kalmaz yemeden içmeden kesilip zayıflayıp arıklaşıp elbette orada ölür. Eğer mazlum ise pervasızca kurtulur.

Bu tekkenin sağ tarafı dışında bir oda vardır, içinde Sultan Bedevi'nin hırka-i şerifi ve yeşil imamesi bir servi levha demirli sanduka içinde başka derviş çeyizleri ile saklıdır. Yılda bir kere mevlid Cuma günü tamam olunca hırka-i şerifi ve sarığı Bedevi evladından Ebü'l-al hazretlerinin soyundan bir şeyh giyip ve nice tarikat şeyhleri ve nice bin Bedevi dervişi tef ve kudümlerini, davul, nefir ve nakkarelerini çalarak ve nice yüz bin alemlerini açarak tevhid-i erre ile bir büyük alay edip Garbiyye ve Menufiyye kaşifleri tüm askeriyle pür-silah olup bu alay ile şeyhi Tanta şehri içinde at üzerinde gezdirirler. Yine şehir içinde Şeyh İbrahim-i Metbuli Camii'nde son cumayı kılıp yine alay ile şeyhi hırka-i şerif ile türbeye getirip yine hırkayı, sarığı ve kemeri odada saklarlar. Bütün insanlar oradan dağılıp herkes vatanına gider.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗