Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSultanhisar
TÜRKIYE

Sultanhisar

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sultanhisar

(—) tarihinde Aydın Bay kızlarından Nilüfer Sultan hisarı olmakla Sultanhisarı derler. Daha sonra bu kızı Orhan Gazi nikâhladığında bu kaleyi ve yedi pare şehri çeyiz yerine Osmanoğlu'na hediye vermişlerdir. Hâlâ Aydın sancağı hükmünde hâstır ve 150 akçe kazadır. Kethüdayeri, dizdarı ve neferleri yoktur, ama serdarı vardır.

Kalesi, bir tepe üzerinde yıkılmaya yüz tutmuş bir garip ve acayip, beş köşe taş yapı güzel bir kaledir. 300 adet kiremit örtülü mamur evleri vardır.

1 camii, 1 mescidi, 1 hanı ve birkaç dükkânı vardır. Ama bağları bahçeleri dağı ve taşı süslemiş bir şehirdir.

Nazilli şehri bu Sultanhisarı'na bir buçuk saat yakın olmakla bütün Nazilli şehrinin ileri gelenlerinin cennet bahçeleri bu Sultanhisarı toprağındadır, zira temiz toprağı bağ ve bahçe yeridir, hatta "20 bin bağdır" diye halk arasında yayılmıştır.

Her bağda birer kulübe, beşer altışar sofa sergi hane ve beşer altışar şıraphane büyük havuzlar bulunur. Zira bütün halkının işleri ve kazançları bağcılıktır, bununla geçinirler ve hayli mal tahsil ederler.

Burada yetişen gök lop, ak lop, kızıl lop, mor lop ve kara lop bir diyarda yoktur. Köşk şehrinin gök lopundan bunun ak lopu iyidir. Allah bilir ki her biri birer tulum hama cüllabıdır. Her tanesi yüzer dirhem gelir ve güneşte dururken içinde olan zerre gibi taneleri tane tane rahatlıkla sayılır. Kendisi soğan zarı gibi gayet incedir. Sabah sabah aç karnına ölüm damarları harekete geçinceye kadar yesen asla bir zararı olmaz. Ama yedikten sonra gülerek söyleyerek biraz tuz yemek gerek, zira tatlılara düşkün olan o Varlıkların Övüncü, hadis, "Yemekten önce ve tuzdan sonra eğlenin" buyurmuşlardır.

Gerçekten de bu diyar halkının tarikat erbabı olanları sofralarına tuzluk getirip önce tuz yerler, sonra meyve yerler, ondan sonra yine tuz yerler, daha sonra yemek yerler, zira Resulullah sünnetidir. Tuz, İbrahim Halil'in mucizesi ve yemeğin terbiyecisidir. Özellikle kavun ve incir yerken elbette tuz yemek gerek.

Kısacası, bu Sultanhisarı incirinin güzelliği ve yemesi başka diyarın incirlerine tercih olunur incirdir. Bunun kuru inciri de pâk ve lezzetlidir, zira diğer diyarlarda incirleri toz toprağa bulanmış, kirli hasırlar üzerinde kuruturlar. Ama bu Sultanhisarı'nda pâk sergiler üzere beyaz çarşaflar üzerinde tane tane sıralı olarak serip şiddetli sıcakta olgunlaşıncaya kadar kuşlardan, toz topraktan hizmetçileri korurlar. Havada bir bulanıklık olsa yine beyaz çarşaflar ile örterler. Onun için bu Nazilli incirinin kurusu herkesçe makbuldür, gayet hoş ve yemesi güzeldir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗