Sultaniye (Kumkale)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Sultaniye (Kumkale)
1068 [1658] tarihinde Sultan IV. Mehmed’in şefkatli valideleri, din-i Muhammedi gayret ve hamiyyeti için hasbeten lillah malını harcayıp bu mahalde bu kaleyi yaptı. Sebebi odur ki bu mahal Akdeniz boğazının ağzıdır. Burada içeri kâfir gemileriyle, anılan kalelerin top ermez yerlerinde demir atıp, çekinmeden korkmadan yatıp İstanbul'dan Osmanlı donanması gelince akıntı üzre gelip kâfirle yaka yakaya olup elbette gemilerimizi alırdı. Nice kere böyle edip donanmamız yenildi. Sonunda Valide Sultan bu kaleyi yapıp büyük toplar koyup küffâr bir daha bu kaleden içeri giremeyip Osmanlı donanması Akdeniz'de istediği ada vilâyetlere gider oldu. Gerçekten de bu Sultaniye Kalesi ilhâm-ı Rabbânî ile yapılıp Valide Sultan yapısı olduğundan adına Sultaniye kodular.
Sonra bu Sultaniye'ye nazire Rumeli tarafında Sultan IV. Mehmed Han bir İskender Şeddi gibi bir sağlam Van Kalesi bir insan şeddi yapıp ismine Hâkâniye dediler. Bu mahalde saadetli hünkâr denizden baştarda ile gelirken Anadolu'da Sultaniye ve Rumeli tarafında Hâkâniye o kadar şenlik topları atıp keklik gibi sektirme gülleler seke seke hünkârın baştardasının sağından solundan geçip saadetli hünkâr Anadolu tarafında serâperdesinde kondu. Yeni yapılan kalenin seyrine başlayıp bina emini olan Ankebut Ahmed Paşa’ya bir samur hi’lat bağışlayıp Topçubaşı Ali Balı'ya, mimar ağaya ve başka yapı ustaları ve kalfalara 40 adet hil'at-i fâhireler giydirildi. Onu gördük; 70 parça kalyon ile Venedik cenerali Bozcaada altından gittiklerinde o an Bozcaada muhafızı olan Sührab Mehmed Paşa'dan saadetli padişaha ve Köprülü vezire hediyeler geldi.
Sultaniye Kalesi'nin şekli: Deniz kıyısında bir burunlu boğaz ağzında ve bir kumsal yerde bir tarafı (—) (—) nehri akıp (—) dan doğup gelip bu kale dibinde Akdeniz'e karışır. Kalenin [91b] bir burcu bu nehir kenarında olduğundan gizlice su yolları henüz yapılmada idi. Kale de hâlen eksik olup ancak deniz kıyısında büyük tabyalar üzre iri balyemez topları var idi.
Bu tabyalardan sektirme toplar atılıp bir taraftan diğer tarafa içerideki kalelerin topları gibi ulaşamıyordu. Hemen Köprülü Mehmed Paşa gönülden himmet edip yeni yapı olarak temelinden bir 'mil denizin sığ yerlerine on tane çürük kadırgaları bütün donanma forsalarına ve bütün Osmanlı askerine "Koma kurdum" deyip bu kadırgaları taş ile doldurup kadırgaları denize batırdılar. Yeni kale önünden denizi bir mil kadırgalara kadar bir haftada dağlar gibi bir burun gibi doldurup bir İskender şeddi edip o gün üstüne büyük balyemez toplar koyup attıklarında gülleleri rahatça karşı tarafa geçince saadetli padişah orada bir mendirek burcu yapmak ferman eyleyip işe başladılar.
Bu kale eksik olduğundan içinde imaretten eser yok idi. Dörtgen şeklinde çekiçten çıkma taş yapı güzel bir kale olmakta idi. Fırdolayı temelinin büyüklüğü 1.100 adım idi. Hisar içinde bir hünkâr camiine başlamışlar idi. Saadetli padişah bu kaleyi tamamlamaya çalışır, gâhîce avlanmaya gider, birkaç tazı, zağar ve doğan haberini alıp Çakırcıbaşı Canpoladzâde hakiri padişah fermanıyla Bozcaada Muhafızı Sührâb Mehmed Paşa'ya gönderdi.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗