Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSütlüce
İSTANBUL

Sütlüce

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sütlüce

Eyüpsultan önündeki halicin karşı kuzeyinde erkek ve kadının belli olduğu Haliç kıyısında Galata mevleviyeti nahiyesinde, başka subaşı hakimli, 1200 bakımlı, İrem bağlı, köşkler ve başka binalar ile süslenmiş şirin bir kasabadır.

Acem dilinde "Kend-i şir" derler. Arap dilinde "Rabta-i leben" derler. Türkçe'de "Sütlüce" derler. Rum'da "Galata" derler. Hepsi süt anlamındadır. Bu kasabanın otunun ve havasının letafetinden sütü halis olduğu için Sütlüce derler.

Buradan Eyüpsultan şehrine kayıklar ile geçilir. İkisinin arası sığlıktır, büyük gemiler gelemezler. Kafirler zamanında burada zincir üzere büyük bir köprü varmış. Bugün kalıntıları bellidir. Buradan yine deniz ile Alibeyköyü'ne, Kağıthane Köyü'ne ve kuzey tarafa dokuz mil anılan haliç ile iki taraftaki yeşillikleri seyrederek Kağıthane'ye varılır. Sütlüce Kasabası bu Kağıthane Boğazı ağzında kurulmuş, bütün evleri deniz kıyısından ta Caferabad Dağı'na çıkıncaya kadar biri biri üzere Haliç'e ve Eyüp'e bakan bağlı ve bahçeli havadar yapılardır. Hepsi (---) mahalle ve (---) camidir.

Hepsinden mükellef kurşunlu, Çavuşbaşı Camii: Dört köşe, balık sırtı tahta kubbesi ve bir şerefeli ölçülü taş minaresi var.

Hekim Kaysunizade Mescidi: Süleyman Han'ın Mimar Sinan yapısıdır. Diğerleri mescittir.

Dört tekkesi, bir hamamı, bir ham, 50 kadar dükkanı, İskele başında bir irfan ehlinin dinlenme yeri, gezinti sofası var.

Vezir saraylarından Karaağac Yalısı: Deniz kıyısında karaağaç ile çevrilmiş bir yalıdır. Daha önce Defterdarzade İbrahim Paşa bahçesi idi. Sultan IV. Murad, bu bahçenin havası ve suyu hoş geldiğinden daima bu bağda içer eğlenirdi ve binlerce kayık peremeler ile Kağıthane'ye gezintiye giden kimseleri seyredip armağanlar dağıtırdı. Hala o İrem bağı Sultan IV. Mehmed Han'ın mülkü olup padişahlara mahsus bahçe oldu. Bostancı ustası ve hizmetçi bostancıları vardır.

Ebussuud Bahçesi: Bu da ona bitişik çam fıstığı ağaçları ile süslenmiş güllük gülistanlık bağdır. Ebussuud Efendi, Tefsir'ini bu bağda yazmıştır.

Buna bitişik, Bezirganbaşı Bağı: Pek çok avlular ile süslenmiş bir yalıdır.

İbrahim Hanzade Yalısı: Sokullu Mehmed Paşa yapısıdır. Burada olan çeşitli meyveler ve ibret verici çiçekler başka bir bağda yoktur.

Reis Şamizade Yalısı: Yeni yapıdır ancak bahçesi yoktur.

Kemal Efendi Yalısı: Küçüktür.

Tekkelerinin en eskisi ve en büyüğü Caferabad Tekkesi'dir. Süleyman Han hademelerinden Cafer adlı zevk sahibi bir kimsenin hayrıdır. Şehrin yüksek bir yeri üzerinde yapılmış, çeşit çeşit yüksek ağaçlar ile süslenmiş, birçok avlu ve sofalarla bezenmiş bir yerdir. Süleyman Han bu tekkenin denize bakan bir köşesinde oturup dinlenirken Hindistan padişahından bukalemun nakışlı telatin derisinden bir yemek sofrası, yüz Hıtayi tabak, yüz adet kase ve nice değerli yemek aletleri hediye gelir ki bu eşyaların hepsini bu tekkeye vakfeder. Daha sonra bu eşyalar, zorbalar asrında hazineye alınıp sofra ile bir şeftali çekirdeğinden bir derviş keşkülü kalmıştır ki çok gariptir. Hindistan'da yetişen şeftali çekirdeğinin yarısıdır. Hala iki okka su alır. Kenarları altın ve divare gümüş halhallar ile ibret verici bir Huda işidir. Yarısı hala hazinededir. II. Selim bu keşkülden içki içmiştir. Gerçekten yek merdi kase değil penç merdi kaseden fazla içki alır. Bu tekkenin parlak duvarlarında olan güzel yazılar ve ibret verici bukalemun nakışlı resimler hiçbir şekilde anlatılamaz. Hatta Nakkaş Ağa Rıza duvarın yüzüne siyah kalem ile bir kaya şekli üzerine vahşi bir keklik resmi yapmış ki, Behzad ve Mani kalemini çekmede acizlerdir. Bütün maarif erbabının nazargahı, dinlenecek ve gezilecek bir köşedir. [123b]

Hasanabad Tekkesi: Sultan IV. Murad zamanında Unkapanı'nın iç yüzünde Perviz Ağa adlı bir ağanın, eli açık ve zengin kölesi Hasan adlı bir köle yaptığından İstanbul zarifleri bu tekkeye Niznam-abad Tekkesi derler. "Niznam", Rusça'da "bilmem" demektir. Her yeri gören bir tepe üzerinde yeni yapı güzel bir tekkedir. Hayır sahibi hayatta olduğundan her ay başında gezinti sevenleri çağırıp hanende ve sazendeler ile ziyafetler verirdi. Nice tekke gibi bahçeler vardır.

Bunlardan Abdüsselam Bahçesi Tekkesi: İrem ağaçlığında insan kaybolur bir bağdır. Bütün zanaatkarlar burada gezinirler.

Ali Ağa bahçesi, Eski Yusuf bahçesi ve Ganizade bahçesi. Kuzey tarafı Okmeydanı'na, batı tarafı Eyüp tarafına bakan fıstık ve servi ağaçları ile süslenmiş bir bağdır.

Sütlüce Kasabası ziyaret yerleri: Önce Çavuşbaşı Camii alanında denize bakan, Süleyman Han hattatı, Ahmed Karahisari Kubbesi yoktur. Ancak dört köşe beyaz mermer sanduka içinde gömülü olup mezar taşında olan yazıları bizzat kendisi mermere yazmıştır. Gerçekten ibretle seyredilecek şekilde kazmıştır.

............................. (1 satırlık yer boş) .........................

Bütün hattat ve maarif erbabının nazargahıdır.

Şairler sultanı Habibi ziyaret yeri: Acem evladıdır. Gerçekten çok temiz şiirleri vardır. I. Selim'in nedimlerindendir. Bu Sütlüce'de Caferabad Tekkesi'nde gömülüdür. "Caferi mezheb olduğundan Caferabad Tekkesi'nde gömülmeyi vasiyet etti" diye iftira ettiler.

............................. (2 satırlık yer boş) .........................

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗