Taberistan (Tiberya)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Taberistan (Tiberya)
Ama hâlâ yine Âl-i Osman tahririnde Safet toprağıdır. Burada gölden bir top menzili uzak, gölün batısında göklere uzanmış bir kızıl yalçın kaya üzerinde bir gözcü kulesi var, kayaları Ad ibn Şeddâd oymuş, Kahkah-ı Arap Kalesi derler Kudret eli ile yapılmış bir kaledir, duvardan bir alâmet yoktur.
(—) tarihinde Maanoğlu'nun haşaratları olan Devrîrûzî [Dürzî] kavmi ganimet mallarıyla kapanmıştı. Küçük Ahmed Paşa asker gönderip o yüksek dağın zirvesine kadar delip o mağaralar içine ateşler ve barutlar koyup içindeki melunları sıkıştırarak aman ile o mağara fethedilip içinden çıkan Kârun malları Müslüman gazilere dağıtıldı, acayip sarp kaledir.
Batıya bakan bir kapısı var. Kayaları delip birer adam geçecek yol etmişlerdir. Başka yerden varılmak imkânsızdır. Kapıya varınca bir minare boyu kement ile çıkılıp kapıdan içeri girilir.
Bu mağaraların içi yaldızlı bukalemun nakşıdır. Kayalardan suları çıkar. Her bir mağara biner adam alır, birbirinden geçilir. O yüksek dağın altı baştan başa böyle mağaralardır, ama hâlâ içinde benî âdemden kimse yoktur. Bu kalenin misli Silifke Sancağı'nda Ermenek Kalesi derler bir kaledir, o da böyle sarp hisardır, ama Kahkah Kalesi ondan yüksektir.
...
Tufan'dan sonra mamur olan beldelerdendir. Bu Taberistan'ı sık ormanlar ile katettikleri için Tibristan'dan Taberistan derler. Batı tarafı Safet şehrine, güneyi Kahkaha Kalesi, doğu tarafı Taberistan Gölü'nün yarısına varmış büyük şehir imiş. Hazret-i İsa'nın doğumundan 76 yıl sonra Buhtu'n-nasr harap edip yine mamur olmuş, bu şehirde 70 peygamber bir asırda toplanmışlardır. Yahudi taifesi bu nebilerin çoğunu katlederler.
Hâlâ bazı ziyaretler var ki "peygamberlerdir" diye ziyaret ettik. Ama isimleri malumumuz değildir. Sonra, 792 tarihinde Timur Kudüs'e giderken bu şehir kavmini katledip şehrini harap eder. Hâlâ haraptır ama bunda olan eski yapılar ve büyük eserler meğer Ayasluk'ta ve Mısır'ın Doğu Ahmimi'nde ola.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗