Tata
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Tata
Bazıları Tata yazarlar, ama Macarcada tata (—) (—) demektir. Yapıcısı Ungurus krallarıdır. Gayet mamur kale iken 950 [1543] tarihinde Süleyman Han Üstürgon Kalesi'ni kâfirlerin elinden alınca bizzat kendileri bu Tata Kalesi altına gelirken hisar içine sığınmış kâfirler Osmanoğlu'nun velvelesini işitip bir gece kaleyi bırakıp Bakvan [43b] Dağı'na ve Veylan kaleleri bağına kaçtılar. Gaziler hisar içinde buldukları değerli kumaşları ve nadir malları alıp padişah fermanı ile kaleyi yakıp duvarlarını harap edip giderler. Daha sonra kâfirler bu anılan senede mamur ederler. Tüm kâfirleri Ustolni-Belgrad, Polata, Çavga ve Began adlı kalelerimizin halkına eziyet etmekten geri durmazlar. Yine Süleyman Han zamanında Ustolni-Belgrad Paşası Cündi Hamza Bey Tata Kalesi'nde esir olanların rehberliği ile Tata Kalesi'ni ansızın basıp fethedip içinde olan kefereleri tamamen kılıç yemi edip Süleyman Han'ın izniyle sancak beyi tahtı edip hisar içine 7 bin asker koyup bir sağlam ve dayanıklı serhad olur.
Daha sonra 973 [1566] tarihinde Süleyman Han Sigetvar seferine giderken yere gelesi kâfirler taburuyla gelip 70 gün bu Tata Kalesi'ni dövüp alır. Sonra Budin veziri olan Arslan Paşa ki, Yahya Paşazâde Mehmed Paşa'nın oğludur, Peçuy Kalesi altında bu Arslan Paşa Süleyman Han'a geldiğinde,
"Sen niçün Tata Kalesi'nin yardımına yetişmedin" diye otağ önünde Arslan Paşa bu Tata Kalesi için katledildi.
Sonra 1002 [1594] tarihinde Sultan III. Murad Han zamanında Yemen fatihi Sinan Paşa Bosnalı Şahinoğlu soyundan eskiden veziriazam olan Lala Mehmed Paşa yeniçeri ağası olup onun müsaadesiyle Tata Kalesi fethedilir. Ardından Vila Kalesi, sonra Senmartin Kalesi, sonra Yanık Kalesi fethedilip Tata Kalesi yine eskisi gibi Ungurus serhaddi oldu.
Daha sonra 1006 [1598] yılında kâfirler Yanık Kalesi'ni, hile edip bir ağaç top atıp Yanık'ı alınca bu Tata Kalesi'ni ve gayri kaleleri de ele geçirip mülk eder.
Sonra 1006 [1598] senesinde Sultan III. Mehmed Han Veziri Saturcu Mehmed Paşa serdar-ı muazzam olup önce Tata Kalesi'ni fethetti ve içindeki kâfirler bir gece kaçıp Tata altındaki sazlıkta ve bataklıkta boğulup nice bini zincire bağlı esir oldu ve kimisi Komaran kalelerine kaçtılar.
Daha sonra 1010 [1601/2] tarihinde Sultan III. Mehmed Han zamanında kâfirler Ustolni-Belgrad'ı işgal ettiklerinde bu Tata Kalesi'ni de istila edip o zamandan beri kâfir elinde kalmış bir garip kaledir. Hâlâ Nemse çasarının hükmünde bir yüksek bayır üzerinde şeddadi beşgen şekilli bir iç kalesi vardır. Asla eğimi yoktur ve içinde bir büyük kilisesi var, göklere baş çekmiş bir çanlığı var, gayet sanatlı gözükmekte idi, ama bizi iç kaleye koymayıp aşağı kale yakınında kaptanı hakire ziyafet edip aşağı kaleyi seyreder şeklinde olduk, hayli büyük varoştur. Birkaç kiliseleri, çarşı pazarları, 2 bin kadar tahta örtülü evleri, 3 adet varoş kapıları var ve etrafı şarampav hendekli sağlam varoştur. Bakvan Dağlarına doğru bağlarının sayısı hesabı yoktur. Ancak katanası gayet eşkıya yiğit kâfirlerdir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗