Tiflis
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Tiflis
Evvela Kür Nehri kenarında yalçın kayalar üzere birbirine karşı iki Betlis-i Tiflis Kalesi'dir ki ikisinin arasından Kür Nehri akar.
Bir kayadan bir kayaya büyük köprü ile kaleden kaleye geçilir. Büyük kale güney tarafındadır. Ve küçük kale Kür Nehri'nin kuzeyindedir.
Ve Kür Nehri, büyük kalenin ovaya bakan tarafında, küçük kaleye açılan kapısı önünden kale duvarına dokunarak akıp yedinci konakta Bakü Kalesi'yle Gilan şehri arasında Hazar Denizi'ne katılır.
İlk kaynadığı yer Çıldır vilayetinde (---) dağlarından çıkıp ta Kara Ardahan'dan Ahıska Kalesi'ne ve Azgur Kalesi'ne uğrayıp Tiflis içinden geçerek Hazar Denizi'ne katılır. Bir büyük nehirdir ki İran ülkesi tarihçileri,
"Bu Kür Nehri'ne bin altmış akar sular katılır." diye yazmışlar. Gerçekten de Fırat Nehri'nden sonra Kür Nehri büyük sudur,
Bu nehir kenarında yalçın kaya üzerine Betlis'in yaptığı büyük kalenin fırdolayı çevresinin büyüklüğü 6.000 adımdır ama eski yapıdır. Duvarının boyu 60 arşın, 70 burç ve 3.000 bedendir.
Bir köprü kapısı var, hendeği yoktur. Kür üzerinde Suluk kulesi var. Kuşatma sırasında ondan susuzluklarını giderirler. Hisar içinde altı yüz bağsız ve bahçesiz toprak örtülü evleri var ve Han sarayı bu kalededir.
Camii, han ve hamamı, küçük çarşısı vardır. Küçük kale, sonradan Yezdecürd Şah yapmıştır, bir yalçın tepe üzerinde doğan göğsü gibi bir taş yapı, dörtgen şekilli küçük kaledir. Köprü başına ancak bir kapısı var. Kale içinde 300 hane ve cami var, lakin bedesteni ve imareti yoktur.
Bu kalenin, büyük kale güney tarafındadır. Ama bu küçük kale büyük kaleden daha sağlamdır.
Bu kalelerin toplam üç bin bekçileri vardır. Her karanlık gecede kaleyi meşaleler ile aydınlatıp gözcüler "Huda hüb" diye bağırarak bekçilik ederler. Gerçi Acem diyarıdır, ama genellikle halkı Osmanlı zamanından beri Sünni, Hanefi ve Şafii mezhebinde hesapsız kimseleri vardır. Bilginleri, güzel kadın ve erkekleri boldur.
Beğenilenlerinden, taneli buğdayı, has ve beyaz Tiflis ekmeği, beyaz ve al tebekani yanaklı şeftalisi, sulu ve lezzetli et şeftalisi gayet tatlı ve yemesi hoştur. Zira Gürcü kadınları bağında yetişir et şeftalileridir. Hububat ve sebze cinsi ürünleri de gayet beğenilir. Pamuğu ve ipeği olmaz, ama sulu üzümü beğenilir.
Kür Nehri'nden bu ürünlere asla bir fayda yoktur. Bütün yetişenler ve bereketli ürünler rahmet suyu (yağmur) ile beslenir. Kür Nehri doğuşundan batışına kadar 150 pare şehre uğrar. Asla bu köylerin ve kasabaların ekili topraklarına faydası olmadığından Kür Nehri derler. Moğol kavmi Kür-i ur derler, yani faydasız [320a] demektir. Ama lezzetli saf sudur. Daima alçaktan aktığından yüksekteki yerleri sulayamaz. Hamamları beğenilmez, zira bu şehirde ılıcalar vardır.
Tiflis ılıcasının özelliği: Bu ılıca, saf sıcak su, büyük kalenin doğu tarafında odunsuz ve ateşsiz Kudret eli ile kaynar bir sıcak sudur ki koyun kellesi ve paçası pişirilir üstü örtülü (kubbeli) faydalı bir ılıcadır.
Tiflis'in ziyaret yerleri: İmam Büsam Efendi, Ferhad Paşa Kethüdası Rıdvan Ağa ve Cem Ali Efendi, manalar denizi imiş. Nice ziyaretler var, ama öğrenebildiğimiz ancak bunlardır
................ (1,5 satır boş) .................
Ve bu Tiflis'e Kaht Kalesi, beş menzildir, Aras Kalesi dört konaktır ve Gence Kalesi dört konaktır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗