Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiTımışvar (Tamışvar)
BALKANLAR & KAFKASYA

Tımışvar (Tamışvar)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Tımışvar (Tamışvar)

Bir sağlam sur, dayanıklı sed, eski şehir, büyük belde, süslü kale ve mamur şehirdir ki kaleler arasında yeri yüksek ve halkı genellikle şanı yüce Allah yolunda cihat eden erlerdir ki onların hakkında (—) Kur'ân'da "Allah uğrunda hakkını vererek cihad edin" [Kur'ân, Hac 78] âyeti inmiştir.

Tımışvar Kalesi’nin şekli ve kalesinin zeminini bildirir

Bu kalenin zemini bir yeşillik, verimli, geniş açıklık, bolluk bereketli, ekinlik ve otluk amber kokulu pâk toprak olup çevresi gül ü gülistan ve bağ u bostanlı değerli arazidir. Bu ovalarda asla bir bakla kadar bile taş bulunmaz yerde yapılmış güzel bir kaledir. Tımış Nehri kalenin hendekleri içinden ve iç kalesi dibinden akıp Pancova Kalesi dibinde Tuna Nehri’ne karışır. Erdel dağlarından doğduğu yukarıda yazılmış bir âbıhayattır. Ve dahi,

Tımışvar Kalesi'nin şekli: Bu Tımış Nehri'nin batağı çatağı içinde sanki bir su içinde kaplumbağa yatar gibi durur, 4 ayaklarını germiş, 4 adet büyük tabyalardır. Kaplumbağanın başı sanki iç kaledir ve kaplumbağanın vücudu sanki kalenin bütün gövdesidir. Bu hesap üzere beşgen şekillidir, ancak ne taştır ve ne tuğladır. Tamamen kaim meşe ve pelit ağaçlarından yapılmış bir palankadır. Dış yüzü çit örme bir kat ince beyaz ve parlak duvar şekilli çittir. Üstad bu çiti yaban asmalarından örüp üzerine alçı ve beyaz kireç sürüp parlak cilâlı kuğu gibi bir kaledir, ama iç kat dolma palankası iki kat yüksek sütunlardır. Aralarını yapı ustası horasan, kireç ve alçı ile öyle doldurup sağlam etmiş ki bin yıl nice yüz bin kale döver top gülleleri vursan palanka direklerinin aralarına gülleler girip kaybolur.

Taş kaleler gibi topdan asla korkusu çekinmesi yoktur. Eğer palanka ağaçlarını ateşe vuralım deseler derya gibi sudan ve bataklardan yanına varılmaz, çevresinde bataktan metrise girilmez, iç kaleden ve 4 adet makas tabyalardan şayka toplar adam gezdirmez, değil ki palankasını ateşe vuralar. Bir şekilde ele geçirmek mümkün değildir, ancak kuşatmadan başka çare yoktur, zira gayet sağlam ve dayanıklı kaledir. Eğer denirse 'Ağaç kale zamanla çürümez mi?" denirse, evet çürüyen sütunlarını kırk elli yılda bir çıkarıp yerine bir direk korlar, zira bu kalenin tamir ve bakımıyla görevli 70 adet mamur köy vardır. Ancak her ağaç direği bataklık içinde dura dura abanoz olup Nahçivan demiri olmuştur. Dolma rıhtım duvarı da Şirvani şeddi olmuştur ki bu duvarın enliliği tam 50 ayak ve bazı yerleri 60 ayak geniş duvarlardır, üzerlerinde atlılar cirit oynasalar yerleri dar değildir.

Ve dört tarafı çok derin batak hendektir ve hendeğe bakar 300 yerde gözcü odaları var ki 9 kat mehterhanesi akşamdan sonra çalındıktan sonra bütün bekçileri "Allah yeğdir, yeğ" diye tâ sabaha dek bağırıp her gece 24 ağaların on ikisi kol dolaşırlar, ilâ maşallah eski gelenekleri böyledir.

Bu kalenin asla beden dişleri, burcu kuleleri yoktur, ancak top delikleri çoktur. Tamamı 205 adet balyemez, darbzan, şayka, kolomboruna ve şahî darbzen topları var ki her biri birer kale değer ibret verici toplardır.

Bu kalenin çeşit çeşit cebehanesinin, [118b] diğer mühimmat ve levazımatının, yiyecek ve içeceklerinin hesabını Cenab-ı Allah bilir. 5 adet tabyaları üzerinde ve yeniçeri odaları tarafında kirpi tüyü gibi donanmış arabalar üzere siperler ardında topçularıyla hazır toplar var ki her topa dünyayı aydınlatan top ışık vurdukça insanın nergis gözleri kamaşır.

Bu tabyalar üzerinde bu kalenin gövdesi tam bir saatte dolanılır. Hatta her ağa bu kaleyi her gece bir saatte dolaşınca o ağa neferlerinin çavuşu "Bir pâsbân" diye bağırıp onlar oturup o an bir başka ağa neferleriyle kalkıp kaleyi dolaşınca yine bir saat olup "Bir pâsbân" diye bağırırlar. Tâ sabaha dek yazda kışta kanunları böyledir. Diğer kalelerde bu tören yoktur. Hatta aydınlık günde de gözcü ve bekçileri başka ağalardır. Bu kale çevresinde olan sahralara bakarlar.

Eğer sorulursa "Bu kaleye bu kadar dikkat edildiğine göre niçin taş yapı ve niçin tuğla yapı olunmadı?" denilirse,

"Bu diyarda taş olmadığından çok uzak mesafelerden gelir ve taş topa dayanmaz. Tuğla yapı yağmurun çokluğundan ve hendeklerinde olan büyük nehrin bol suyundan ağaç palanka metin etmişler. Zemini oynak çamurlu yer olmak ile taş yapı birkaç yıla varmayıp yerin dibine geçer” diye akıllı ve ileri görüşlü yapı ustaları bu kaleyi palankadan inşa etmişlerdir. Hendese ilmi üzere var gücünü gösterip o yapı ustası bu kalede ustalığını göstermiş ki insaf gözüyle bakan görür ki yeryüzünde öyle bir ustalığı hiç bir eski mimar etmemiştir. Kısacası bu kale hemen savaş için yapılmış ki bir tarafında asla ve kata eğimi yoktur.

Tımışvar Kalesi'nin toplam 5 adet kapısı var, bu kapıları ancak kârgir kemer yapılı, ikişer kat sağlam, yüksek ve geniş demir kapılardır. Her kapıların önlerinde asma makaralı ahşap köprüleri vardır. Her gece kapıları kapatıp köprüleri makaralar ile çekip kapıların önlerine siper ederler. Evvelâ batı kapısı, iki kapıdır ki onun tarihi budur:

Kankı düşman fikr-ifâsid eyleye bu hısn içün
İre şemşîri ricâlullahdan ana inhizâm
Ey Ubeydî Hâtif-i Kudsî dedi tarihini
Lillahıl-hamd kule-i bâb-ı kebîr oldu tamam Sene (—)

Bu kapı kıble tarafına açık gayet sarp büyük kapıdır ki iki kapının arası türlü türlü silâhlar ile hazır olup kapıcıları gece gündüz pür-silâh dururlar. Bu kapıların anahtarları her gece yeniçeri ağasında emanet durur. Paşa istese anahtarları vermezler.

Batı kapısının diğer tarihi:

İlahî bu şeir içre sağîr u ger kebîr olsun
Kamusuna nasîb etsin Huda son demde îmânı
Ricâlullah ile bu Kevseri dedi ana tarih
Dilerim kim bu hısnın Hak ola dâ'im nigehbânı. Sene (—)

Bu demir kapı doğu tarafa açıktır. Hatta üstünde bir yüksek köşk var ve kapıya bitişik büyük bir tabyası var ki üstünde kesik balyemez, küffâra aman vermez ateşli top bu tabyadadır ve bütün yeniçeri odaları bu tabya üstündedirler.

Horoz Kapısı'nın tarihi:

İlahî ömr-i devletiyle bir dem olmaya hâlî
Harâbe dilleri mamur u âbâdân u ihyadan
Ricâlullah ile Hâtif Ubeydî dediler târih
Meded yâ Rab masûn eyle bu hısnı mekr-i a'dâdan. Sene (—)

Bu büyük kapı da iki kat kuzey tarafa bakmaktadır. Hatta bu kapı üzerinde cihân-nümâ yüksek bir köşkü var, tamamen ahşap yapıdır aka gayet sanatlı Havernak kasrıdır. Bütün gelen giden yolcular ve konuklar onda dinlenirler. Saat kulesi ondadır ve üstünde demir tenekeden bir horozu var, 8 rüzgâr bu horoza vurdukça o horoz hareket edip ses vererek döner. Gayet sanatlı horozdur. Bundan dolayı o kapıya Horoz Kapısı derler.

Tımışvar Kalesi içindeki camilerin adedi

Tamamı 4 adet mihraptır. Evvelâ, Süleyman Han Camii: Büyük bir kilise imiş. Bir tür hafif kireç yapıdır ki kârgir desek, değildir. Hâlâ bu camiin içinde dağlar gibi Müslüman gazilerin peksimetleri doludur. Cimcime Camii ve Şeket Camii (—) (—) (—) (—) (—) (—) başka mescitler vardır.

4 adet derviş tekkesi vardır.

7 adet sıbyan mektebi vardır.

3 adet han vardır, ama ufak tefek konuk evleridir.

Tamamı 4 adet gönül açan hamamdır. Evvelâ biri Yalıkapısı Hamamı ve biri Sukapısı Hamamı, kapının iç yüzünde gayet küçük hamamdır. (—) (—) (—) (—) (—).

Hisar içinde tamamı 400 adet dükkânlardır. Bedesteni, medrese, dârülhadis ve dârülkurrâsı yoktur, ama çarşı pazarı gayet süslüdür. Bütün sokakları baştanbaşa tahta döşelidir, asla taş kaldırım yoktur ve mümkün değildir.

Bu kale içinde iki yerden arklar ile Tımış Nehri akıp bütün halk suyu ondan alıp susuzluklarını giderirler. Bu şehirde asla çeşme yoktur. Bütün pis suları Tımış Nehrine dökülüp gider.

Bu kalede buğday ambarları ve kahvehaneleri var.

Tımışvar İçkalesinin özelliği: Bu iç kale dış kalenin güney tarafı köşesinde dörtgen şekilli bir kârgir yapı bir güzel kaledir ki çevresinden Tımış Nehri akar. Bu kale sanki bir pek topraklı adada bulunmakla biraz kârgir, hafif şekilli güzel yapıdır ve hendeğinden de Tımış Nehri akar.

Şehre açılır üç kat kârgir kemerler ile yapılmış demir kapılardır ve her kapının aralarında yine makaralı asma köprüler vardır ki kemerleri tuğla yapılardır. Bu iç kalenin çevresinde 5 adet tuğla kârgir yapı güzel kulelerinin sivri sivri tahta örtülü ve alemli kuleleri var.

Bu kalede bir geniş saray meydanı var. Tahta döşeli değildir. Dolma rıhtım horasan döşelidir. Bunda dizdar, kethüda, imam ve müezzinlerden başka hiçbir kimse olmayıp kulelerde cebehanelerde bütün hazine, mühimmat ve levazımatlar dolu olup başka şey yoktur ki bir başka insan seyretmeye bile giremez. Eğer rica ile girmek dilerse silâhlarını kapıda bekçilere emanet koyup girer, gayet korunaklı narin kaledir.

Tımışvar şehri varoşunun özelliği: Tamamı 10 mahalle ve 1.500 adet bağlı, bahçeli, tek ve iki tamamı tahta avlulu ve cümle tahta şindire örtülü geniş evlerdir ki her evin ikişer kat porta kapıları var. Birinden atlılar ve arabalar girip çıkar. Biri onun yanında yayalar girer çıkar küçük kapıcıklardır.

Bu varoşta 10 adet mihrap vardır. Evvelâ Horoz Kapısı'nın dışında kale hendeği kenarında Gazi Seydî Ahmed Paşa Camii, yeni mabettir, ama çarşı pazarda olduğundan cemaati çoktur ve hizmetçileri çoktur. Bütün pencereleri mihrap tarafında hendek içinden akan Tımış Nehri'ne bakmaktadır. Kapısı üzerindeki tarihi budur:

Kâtil-i Rakofçi-i bî-dîn [ü] küffâr-î la'în
A'nîdüstûr-ı mükerrem Gâzî-i merd-i zaman
Etti bir cami bina kim haşre dek subh u mesâ
Zikr-i hayrın gâziyân-ı dîn eder vird-i zeban
Kevserî târihini sordukta hatif den dedi
CâmiA paşa-yı âdil Seydî-i sâhib-kırân. Sene 1070 [16591

Sonra (—) (—) (—) camii (—) (—) (—) (—)
Tamamı (—) derviş tekkeleridir (—) (—) (—) (—)
Hepsi (—) adet sıbyan mektebidir (—) (—) (—)
Yekunu 3 adet handır (—) (—) (—) (—) (—)

Tamamı (—) adet dükkândır. Bedesteni yoktur, ama her şey vardır. Bu varoşun da bütün sokakları tahta döşelidir. Şehre yağmur yağsa şehirden dışarı batakta Mengerus fili boğulur. Bu sağlam kalenin bir sarplığı da bu bataktır.

Tılsımı bildirir: Bu şehirde asla sivrisinek olmaz, zira iç kale temelinde gömülü bir tunç sivrisinek heykeli vardır. Bu şehirde ecinne adamı incitmeyip dutarak (sara) tutmaz.

Salih, dindar, duası kabul olunur adamları, zevk ehli gazileri, tüccarları ve sanat ehli vardır. Genellikle halkı çuka serhadli, çukadar aba kopçalı çakşırlarının dizleri sahtiyan kaplı, başlarında yeşil serhadli çuka kalpaklar ve ayaklarına kubadî pabuçlar giyip gezerler. [119b]

Suyu ve havasının tatlılığından mahbub ve mahbubesi güzel yüzlü ve endamlı olurlar ama edeplidirler.

Beğenilenlerinden sipov ekmeği, beyaz yağlı çöreği, ballı böreği, kırah çorbası, lahana ve kabak dolması meşhurdur.

İçeceklerinden vişne suyu ve bal suyu meşhurdur. Şarap içmek bu diyarda gayet ayıptır. Genellikle bal suyu içerler.

Tımışvar övgüsünün tamamlanması: Nahiyelerinde olan sürü sürü hayvan cinslerinden at, sığır, camız, koyun ve kuzuların hesabını Rabbü'l-izzet bilir. Katır, deve ve eşek görseler reayası deveden korkup eşeğe gülüp katırdan ürküp seyrederler. Balı ve yağı cihanı doylamıştır. Gayet bolluk diyardır. Dağlarında bir vişnesi ve bir çileği, eriği ve gögemi olur ki bir diyarda yoktur, ancak kış diyarı olmakla inciri, zeytini, narı ve pamuğu yoktur, ahlat armudu çoktur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗