Tophane
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Tophane
Hıristiyanlar zamanında bir ormanlık içinde İskender-i Rumi’nin bir manastırı var idi. Bugün Cihangir Camii, o kilisenin yerine yapılmıştır. Kefereler onu yılda bir kere, "Aya Aleksandıra" diye ziyaret ederlerdi. İskender-i Zülkarneyn ne zaman Yecüc seddini yapıp birkaç gulyabani, [130b] birkaç adet iri beyaz devleri, Çerkez vilayetinde olan Elburz Dağı'ndaki sihirbaz oburları, Abaza diyarında olan Sadşe dağlarındaki sihirbaz avratları, bu anılan ülkelerden Kostantiniyye şehrine getirerek bu Tophane'de büyük bir çukur içinde el ve ayaklarını sağlam hurma lifi ile bağlayıp hapsetmişti. Allah'ın izniyle tılsım ipler kuvvetiyle hareket edemezlerdi.
Yılda bir kere Cihangir'de olan Aleksandıra Kilisesi'nin ziyaretine gelenler bu Tophane'deki gulyabanileri, devleri, sihirbazları ve sihirci kadınları seyrederlerdi. Kış günlerinden erbain ve zemheri olunca İskender'in izniyle bu sihirbazlar tılsımla yapılmış bakır gemilere binip yelkensiz deniz üzerinde şimşek gibi hareket ederek Akdeniz'de ve Karadeniz'de gezip Makedona yani Kostantin kentini korurlar ve kırk günden sonra yine Tophane'ye gelip gemilerini limanda bağlayarak sihirbazlar hapsolurdu.
İskender dağları deldirip Karadeniz Boğazı'nı açtırırdı. Devler ve gulyabaniler orada suya batıp sihirbazların hepsi öldü ve bakır gemileri Tophane Limanı'nda kaldı. Ta Muaviye oğlu Yezid İstanbul'u fethettiğinde bakır gemilerin parçalarından Müslüman gaziler bulup yağma etmişlerdi, söylentiyle sabittir.
İşte Tophane şehrinin ilk imareti İskender yapısıdır. Sonraki yıllarda önce Fatih ağaçlık içinde bir derli toplu tophane inşa etti. Sonra Bayezid-i Veli de genişletip odalar yaptı.
…
Tophane şehri hakimlerinin vasıfları: Önce hakimi Galata mollasının naibi ve ayak naibi hükmeder, askeri hakimi topcubaşıdır. Deniz kıyısında bostancıbaşıdır. Su başısı ve muhtesibi ( ---) hakimlerdir. Bu şehirde 170 Müslüman mahallesi, 20 mahalle Rum, 7 mahalle Ermeni ve iki cemaat Yahudiler vardır. Çingene ve Frenk yoktur. Bu mahalleler binlerce bağ ve bahçeli büyük saraylar ve kat kat başka mamur yalı ve evlerdir.
Önce Terekçi Yalısı, Valide karındaşı Yalısı, Hüseyin Ağa Yalısı, Rahikizade Yalısı, Sadreddinzade Yalısı, Güğümbaşı Yalısı, Melek Ahmed Paşa efendimiz Yalısı, Deniz Uğrusu Yalısı, Ebusaid Yalısı. Bu yalılar padişahane yalılardır. Bunlardan başka bildiğimiz binlerce büyük saraylar vardır ancak yazılmasında bir mana yoktur.
Mahallelerinin ismini bildirir:
....................... (2 satırlık yer boş) ..........................
…
Hepsi ( ---) medreselerdir ( ---) ( ---) ( ---)
Tamamı ( ---) darülhadisdir ( ---) ( ---) ( ---)
Olanı ( ---) darülkurradır ( ---) ( ---) ( ---)
Tamamı (---) sıbyan mektepleridir. (---) (---)
Gönlü yanık (---) adet şanlı derviş tekkeleri vardır. Önce kule kapısı dışında yüksek bir dağın en tepesinde Hz. Mevlana-yı Celaleddin-i Rumi Tekkesi, İskender Paşa Mevlevihanesi, 100 adet derviş odalarıyla cihannüma ulu bir eski tekkedir.
Cihangir Tekkesi, ( ---) tarikatındadır ve dervişleri çoktur.
Abdülkadir Cilani Tekkesi, mamur tekkedir.
Tomtom Mahallesi Tekkesi.
Karabaş Tekkesi, Çavuşbaşı Tekkesi, İsa Çelebi Tekkesi ve Ebusaid Tekkesi ( ---)
...................... (1 satırlık yer boş) .........................
Halkın mesire yerlerini bildirir
Önce Çizmeciler Tekkesi: (---) yapısıdır. Deniz kenarında büyük bir dinlenme yeridir. Denize bakar bin adam alır bir sofası vardır. Mutfağında bin sahanı ve usta aşçısı var. Her usta birer çeşit pabuç çizme, üç pabuç bir yerde ve iki çizme bir yerde ve çeşit çeşit başmaklar ile süslenmiş bir Keykavus mutfağıdır ki bütün sanat ehli ustalar burayı gelip kalfalarını usta yaparlar.
Ayas Paşa Havuzu Mesiresi.
Samsonhane Mesiresi: Osmanlının Yeniçeri Ocağı'nda olan arslan gibi samson köpekleri burada yaylanırlar.
Müneccim Kuyusu Mesiresi: Bu Samsonhane yakınındadır. Osmanlılardan ( ---) zamanında Ali Kuşçu adlı bir yıldız ilmi sahibi, zic ilminde rasad çıkarmak için bir kuyu kazmıştır ki derinliği 105 kulaçtır. Daha sonra alimler toplanarak,
"Bu rasad hangi diyarda yapılırsa ol şehri düşmanın işgal etmesi kesindir" diye padişaha bildirip Ali Kuşçu'yu rasaddan vazgeçirirler.
Hala o kuyuyu Sultan IV. Murad doldurmak için Şeyhülislam Yahya Efendi 'ye noktasız,
"Şu rasadı yıkalım mı" diye sorup tezkire yazmışlar. Şeyhülislam Yahya Efendi görse ki noktasız bir bilmece,
"Bre gelin ihvan, padişahımız bir lugaz (bilmece) göndermiş, cevabını beklerler" diye fen sahibi ve zorlukları çözen adamların hepsi toplanıp çözmede aciz kalırlar. Sonunda zavallı kapıcı kapıdan çağırıp,
"Sultanım şu terkibe her biriniz sever sıda şuvrısda sivrasdı deyüp durursuz. İzn-i şerifiniz ile şu padişahımın hattını yüzüme sürüp görsem" deyince Şeyhülislam Yahya Efendi,
"Bre ebter biz çözemedik de sen mi çözsen gerek" der.
Bunun üzerine Muid Ahmed Efendi ve Bahzade Efendi derler. Beyt:
Her mişe gürnan meber ki halist
Şayed ki pelenk nühüfte başed
deyüp padişah hattını kapıcının eline verdiklerinde hemen o an nükteci kapıcı,
"Şu rasadı yıkalım mı?" demiş,
"Lugaz mıdır bilmem nedir?" deyince hemen Yahya Efendi,
"Bre Allah razı ola kapıcı. Biz yıkalım mı kelimesini, noktasız olduğundan yıkalım mı, bakalım mı, takalım mı, sakalım mı deyüp dururuz. Bre meded Haseki Ağa'yı çağırınız, haber götürsün" deyip eline bir kalem alarak,
"Padişahım o şanssız müneccim Ali Kuşçu'nun can kuşu uçmağıla uçmakta (cennette) belki karar etmeyip bu dünyada karargahı olan rasad adında cehennem kuyusunu yıkıp toz toprakla doldurasınız" diye fetva gönderir.
O saat padişah Kaptan Recep Paşa'ya ferman eder. Kaptan Paşa, forsalar ile o kuyuyu toprak ile doldurdu. Bugün yine dört tarafı yeşillik ve gezilecek yerlerdir.
Daha soma Şeyhülislam Yahya [133b] bilmeceyi çözen muradına ermemiş kapıcıyı Murad Han hattıyla muradına erdirip Kütahya mevleviyeti küçük olduğundan ilk defa ona verilmiştir.
Bu Müneccim Kuyusu yakınında Pelitçik Mesiresi Ayazması: Bir çemenzar yerlerdir ve bir ab-ı hayat suyu vardır.
...................... (2.5 satırlık yer boş) .........................
İki yüz adet sebilhane hayratı vardır: Önce Kılıç Ali Paşa avlusu köşesindeki sebilhane tarihi: ( ---) ( ---) ( ---) ( ---) ( ---) ( ---) ( ---)
Karşısında yol aşırı Sultan IV. Murad kaptanı Silahdar Mustafa Paşa Sebili tarihidir:
İki tarih eyleyüp tertib ile
Kıldı her bir mısra 'ı Cevri hisab
Dil-güşa ayn-ı hayat-ı can-feza. Sene (---).
Menba' -ı kevser sebil-i ab-ı nab. Sene (---).
Tarih:
...................... (3 satırlık yer boş) .........................
(---) adet tatlı sulu çeşmeleri vardır. Fındıklı'da IV. Murad Han Silahdar ve Musahibi Çeşmesi'nin tarihidir:
Oldu safi çeşme-i pakize-i ab-ı hayat. Sene (---).
Siyavuş Paşa Çeşmesi'nin tarihi:
Çeşme-i pak-i musaffa bi-bedel ab-ı hayat. Sene (---).
İskele başında Toplar arasında Siyavuş Paşa Kuyusu'nun tarihidir:
Çah-ı zemzem menba '-ı ab-ı hayat-ı dil-güşa. Sene ( ---).
Kulekapısı mevlevihanesinin avlusunda Gümrük Emini Hasan Çelebi'nin Çeşmesi tarihidir:
Ey Nisari teşneler bu çeşmeye tarih içün
Dediler ayn-ı Hasan, ruh-ı Hüseyn 'i kıldı şad. Sene (---).
Bu da Küçük Kulekapısı dışında hendek kenarında Gümrük Emini Hasan Çelebi Çeşmesi'nin tarihidir:
Dedi tarihini bu çeşme-i hayrın Cevri
Hak kabul ede zehi ayn-ı latif ab-ı sevab. Sene (---).
Çizmeciler Tekkesi yakınında, deniz kenarında Esad Efendi Çeşmesi'nin tarihi:
Ülhimtü fi tarihihi, maün li-Es'ada hayrehu. Sene 1022 [1613].
Bu çeşmenin başka bir tarihi:
İza temme haze'l-bina kalu
Tarih haza hayrü 's-sa' di. Sene (---).
Yine Çizmeciler Tekkesi önünde Deniz hırsızı Hüseyin Efendi evinin duvarındaki çeşmenin tarihidir:
Tamam oldu binası çünki tarih
Dedi hatif misal-i ma-i cennet. Sene 1066 [1656].
Tophane'de Sultan Ahmed Çeşmesi'nin tarihi:
Guyiya ab-ı hayat bunda kıldılar sebil. Sene (---).
Topçularkapısı önünde dört köşe çeşmedir.
...................... (3 satırlık yer boş) .........................
Nice yüz gönül açan çeşmeler vardır ancak bunlar hepsinden meşhur ve akmaktadır. (---).
Tophane şehrinde altı hamam vardır. Bunlardan Ali Paşa Hamamı, temiz, saf sulu, hizmetçileri yumuşak ve itaatkar seçkinlere ve halka ait bir hamamdır.
Sonra Çufut Sokağı'ndaki (---) Hamamı, o kadar aydınlık yapı değildir.
Sonra Kulekapısı dışındaki yerde (---) Hamamı.
Galatasaray yakınında (---) Hamamı.
Tophane işyerinin yakınında Küçük Çavuşbaşı Hamamı.
Fındıklı'da Monla Hamamı. Bunun kapısı üzere tarihi böyle yazılmıştır.
Görenler ol makam-ı dil-küşanın dedi tarihin
Leb-i deryada seyran eyle hammamını Monla'nın. Sene (---).
...................... (1 satırlık yer boş) .........................
Bu hamamlardan başka 700 hanedan hamamları vardır ki bazısına mahalle halkı çoluk çocukları ile girerler.
Meslek ehli esnaf dükkanları: Tophane'de ve Fındıklı Kasabası'nda 800 dükkan vardır. Gerçi bedesteni yoktur ancak yine her kıymetli eşya bulunur, zira [134a] işlek şehirdir. Çeşit çeşit meyve satan pazarcı dükkanları ile meşhurdur, zira bu dükkanların tamamı büyük ağaçlar gölgesinde yapılmıştır. Meslek ehlinin güzel işlerinden nazik kirde kebabı, lezzetli hoşafı, levendler için darı bozası, has beyaz pamuğa benzer sünger gibi göz göz pişmiş Tophane somunu, Sapanca somunundan ve Amasya Ladiki ekmeğinden lezzetlidir ki, bu işyeri sahibi İsa Çelebi'ye bir derviş dua edip vefk vermiş. O zamandan beri İsa Çelebi'nin arzusu üzere felek izin verip ekmeği cihan süsü olmuştur. Acem şahlarına bu Tophane somunundan götürürler. İstanbul'dan İsfehan'a üç ayda vardığı halde asla bozulmamıştır.
..................... (1 satırlık yer boş) .........................
Tophane şehri halkının vasıfları: Halkının çoğu tüccar, manav, gemici ve topçudur. Karadeniz sahilinde Sinop, Amasra, Ereğli, Bartın, Bafra, Samsun ve Uca şehri halkları toplanmışlardır. Gürci ve Abaza kavmi gayet çoktur. Hala her sene bu Tophane Abazaları, çocukları bir ve iki yaşında iken şehir oğlanı olmasın, kul olup satılıp devletli olsun diye, her sene çocuklarını süt analarına verip nice beşik kundak oğlan uşak, gemiler ile Abaza diyarına gönderirler, on, on beş yaşında İstanbul'a getirip padişah musahiblerine peşkeş veya satıp çerağ ederler. İşte bizim merhum Melek Ahmed Paşa ve Siyavuş Paşa böyle Tophane Abazası idi. Bunun gibi binlerce çocukları Tophane'den Abaza'ya gidip gelmededir. Ayan ve kibarları azdır. Büyük şehir olduğuna göre çeşmeleri de azdır. Fakat her evde birer su kuyuları vardır ve şehrine göre çarşı ve pazarları da azdır. Çoğu evleri Cihangir, Ayaspaşa, Ağa Hamamı ve Çavuşbaşı mahallelerinin tamamı denize bakar. Kat kat biri biri üzere dar evlerdir. Onlardan başka haneleri bağlı ve bahçeli saraylardır. Bütün sokakları İstanbul, Eyüp, Kasımpaşa ve Galata gibi baştan başa kaldırım döşelidir. Caddeleri geniştir, mescitleri birbirine yakındır, zira halkı gayet namazına düşkün, ümmetin salihlerinden kimselerdir. Ayan ve eşrafı süslü elbise giyerler. Orta halli tüccar, meslek ehli olanları güçlerine göre kısa elbise giyerler. Kadınları çuka ferace, başlarına dülbent, yüzlerine kıl örtü ile selamiye ipekli takke giyip gayet edeplice hareket ederler. Bu şehrin erkek ve kadın güzelleri vardır. Bu şehrin enlemi ve boylamı aynı İstanbul gibidir, zira bir mahallesidir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗