Tuzda (Tuzla) (Turda)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Tuzda (Tuzla) (Turda)
Erdel kralına tabidir, ama başka emanettir ki bir Mısır hâzinesi elde edilir. Bütün serhatlere ve diğer vilâyetlere tuz bu şehirden gider. Bütün kefereleri tuzculardır. Burada tuz çıkan mağaraları görmeyen dünyada ibret verici bir şey görmüş değildir, zira gayet tehlikeli ve korkunç yerin dibine inmiş, her bir madeni en derine ermiş cehennem kuyusundan nişan verir mağaralardır ki Allah saklaya. Esir olan ümmet-i Muhammed'i bu tuz madenine korlar, asla kurtulmak yoktur. Bu mahalde tuz kayaları dağlar gibi yığılmış idi. Bütün askerin atları, katırları, develeri, sığır ve koyunları bu tuzlan yiyip yalayıp safâlar ettiler.
Bu dünyada böylece tuz madeni iki yerdedir. Biri bu Erdel tuzlasıdır, biri Eflak diyarı tuzlasıdır. Diğer diyarlarda göllerde ve deniz kenarlarında tuz hasıl olur. Hacı Bektaş-ı Velî tuzu keramet ile oluşmuş billur taş gibidir. Bu Eflak ve Erdel tuzları fil cüssesi kadar kayalardır. Bu Erdel'in tuzla madeni yakınında büyük bir şehir var idi. Bağı, bahçesi, imaret ve yapıları sanki İrem bağı idi. Burada bir gün konulmakla bu şehir de Nemrud ateşi ile berbat oldu ki zemininde imaret ve yapılarından ancak yanmış külleri kaldı.
Hakir yine Melek Ahmed Paşa efendimizden izin alıp bu Tuzda şehrinden batı tarafa 50 adet silâhlı yiğitler ile bir gün bir gece dağlar içinde seğirtip "Ha şunda ve bunda" diyerek,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗