Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiVadi-i Sâlis (Medain Salih)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Vadi-i Sâlis (Medain Salih)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Vadi-i Sâlis (Medain Salih)

Hazret-i Hûd, Hazret-i Sâlih, Hazret-i Semûd ve Hazret-i Kaffâh burada sakinler idi ve Semûd kavmine gönderilmişlerdi. Hacıların önünden sonu geçince 70-80 salt atlı kafa dengi ile bu şehri gezip dolaştık. Aman Allah, bu yüksek dağları delik delik, mağara mağara edip öyle saraylar ve konaklar yapmışlar ki bu ibretlik yapıları bir diyarda görmedim.

Âd ve Semûd kavmine sert kayalar Allah'ın emriyle sihirlenmiş ki kalemtıraş ile peynir keser gibi kesip bu mağaraların duvarlarına, pencere ve kemerlerine o kadar emek sarf edip ince işler işlemişler ki sanki hıtâyî kâğıtta Fahrî oyması gibi garip nakışlar işlemişlerdir. Allah'ın hikmeti her bir hanenin kayası başka başka yaratılmış. Herkes birini oyup vatan edinmiş. Ve her birinin arasından yol geçer kumsal yollardır. Bu yollara bakan kat kat odalar ve çeşit çeşit köşkler vardır. Divanhane ve zerzeminler var ki her birine biner ikişer biner adam sığar. O çöllerin şiddetli sıcağında içine girdiğimizde sanki cennet yurdu Bağdad'ın serdâblarına girmişe döndük. Ve türlü türlü kapılar oymuşlar ki kapının dört tarafları kat kat yiv yiv, küçük rumî, eslimî ve çiçeklerle bezenmiştir. Hâlâ asrımızın mermer ustaları keski ve keser vurmaya kâdir değillerdir. Meğer Atina şehrinde Sultan Mehmed Camii'ndeki mermerlerin sanatı ola.

Bu şehrin kapıları üzerinde birer ikişer satır İbrî ve Süryânî dili üzere tarihleri yazılıdır. Mümkün olduğu mertebe o yazılara bakıp nakış almışızdır. İnşaallah bu müsveddemiz temize geçince yazılır. Bazı kapıların üstlerinde iki kanatlı kuş heykelleri veya acayip görünüşlü dev suretleri yapılmış. Kısacası her birinde birer ibretlik eserler vardır. Eğer gördüğümüz mertebe yazsak söz uzamış olur.

Hakir bu mağaralar içine girdim, orada nice serdâblar vardır, onlarda yığın yığın insan ölüleri, derileri kemiklerine yapışmış iskelet kalmışlar. Başları Adana kabağı kadar ve boyları yedişer sekizer arşın naaşlardır. Bazısı çürüyüp ikişer üçer arşın incik kemikleri var. Kısacası ibretlik şehir imiş.

Bu şehir halkı Hazret-i Sâlih'in dişi devesini katleyleyip bir adam imana gelmediğinden Cenâb-ı İzzet tarafından bir sayha [haykırış] çıkıp bu halkın iman edenlerinin dışındakiler o sesten helâk olurlar. Hazret-i Allah Cibril'e emredip kanadıyla bu şehri yerden havaya kaldırıp yere öyle vurur ki hâlâ bu yazdığımız nakışlı ibretlik sarayların nice bini yere serilmiş, toprağa bulanmış yatar. Bütün kapılarının alt eşikleri yüksektedir ve bütün kemerleri ters dönmüş yerdedir. Bazısı asla kırılmayıp altı üstüne gelmiştir. Nasıl anlatayım ki Tanrı'nın kahrı isabet etmiş, yazması mümkün değildir. Ama bazı görüp seyrettiğimiz mamur haneler Hazret-i Salih'e ve başka peygamberlere iman getirenlerin haneleridir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗