Varat
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Varat
1071 [1661] tarihinde İbrahim Han oğlu Sultan IV. Mehmed zamanında Serdar Köse Ali Paşa eliyle ve Seydî Ahmed Paşa, Çavuşzâde Mehmed Paşa, Çatalbaş Paşa, Hısım Mehmed Paşa, Cerrah Kasım Paşa, Abaza Sarı Hüseyin Paşa, Yentür Hasan Paşa ve nice vezir ve beylerbeyilerin yardımlarıyla fethedildiğinin tarihleri budur. Tarih mısraı:
Varat’ı aldı adûdan Ali Paşa-yı dilîr.
Diğer güzel tarih:
Varat alındı, Erdel erzel oldu.
Nice sanatlı tarihleri vardır, ama bu kadarla yetindik. Hâlâ bu kale IV Mehmed Han yazımı kanunu üzre başka vezirlik eyalettir.
…
Varat Kalesi'nin zeminini bildirir
Varat Kalesi Erdel memleketinin İskender Şeddi ve Rakofçi Kral'ın tahtı idi. Hâlâ İslâm elinde olup Mekke ve Medine'nin vakfıdır ki 12 bin altın Medine-i Münevvere'ye surre gider. Kalesi Ulesi Dağı dibinde, bu dağın kıblesinde Kiriş Nehri aşırı bir top menzili uzak, bu dağ eteğinde bir geniş yeşillik alanda beşgen şekilli tamamen şeddadi tuğla yapı,. 5 tabyalı güzel bir kaledir ki sanki sağlam ve dayanıklı Mağosa Kalesi'dir. Gerçi bu Ulesi Dağı kaleye eğimlidir, ama arasında Şebeş Kiriş Nehri akar.
Bu Şebeş Kiriş Nehri, Erdel Vilâyetinde Şebeşvar Kalesinden, sonra bu Varat Kalesi dibinden ve hendeği içinden akarak batı tarafta Göle Kalesi'yle Sonlok Kalesi arasında Tise Nehri'ne karışır.
Ve anılan Ulesi Dağı Varat'ın poyraz tarafında yüksek bir tepedir. Hatta kuşatma sırasında bu yüksek tepe üzerinden, Yentür Hasan Paşa kaleyi 7 pare top ile döverdi, ama o kadar zarar isabet etmezdi. Zira hayli uzak mesafededir ve su aşırı olup derya gibi hendek suyu aşırıda olmak ile top güllesi kaleye gelip öyle zarar edemeyip top gülleleri batıp kalırdı. Kale hendeğinin eni tam 120 adımdır ve derya gibi içi Şebeş Kiriş Nehri ile dolu olup 47 arşın derin hendektir, içinde kadırga avanta edip pala vurup gezinse mümkündür. Bu kadar geniş hendeğin suyu içinde, hendeğin orta yerinde kaleyi kuşatmış bir ensiz hendek daha vardır, o hendek 17 arşın derindir. Zira bu hendeğin suyu yerlidir. Büyük enli hendeğin suyunu Kiriş Nehri'nden kesseler ortadaki küçük hendeğin suyu baki kalır. Bu hendek içinde türlü türlü balıklar ve canlılar vardır.
Bu kalenin büyüklüğü duvar üzerinden 2.500 adımdır. Tamamı 5 büyük tabyadır ki her birinde on ikişer adet kırmızı çullu arabalar üzere balyemez topları var. Ancak diğer kale gibi tabyadan tabyaya varılmaz. Her tabyanın başka kapıları, başka cebehaneleri, başka kaptanları ve başka topçu kullan var ve her tabya üçer köşe olup her köşesinde birer kârgir kubbeli karakolhaneleri var. Ve her tabyanın hendek suyuna bakar 3 adet balyemez şayka topları var.
Kale duvarı hendekten yukarı 40 mimar arşını yüksek ve 10 arşın enli şeddadi tuğla yapıdır ve 20 arşın duvardan yukarı Demâvend Dağı gibi toprak yığılıdır. Bu toprak üzerinde de 10 arşın enli bir derin hendek içinde nice bin şeytanlıklar dolu hendektir. Kıbleye bakan tabyanın temelinden yukarısında, kale duvarının yarısında kaleyi kuşatmış bir sanatlı taş kuşaktan kale duvarı çepçevre tuğla, yontma tıraşlı ve cilâlı taş ile yapılmış sağlam kaledir. Zira 1007 [1598/9] tarihinde Sultan III. Mehmed Han zamanında bu Varat Kalesi'ni Saturcu (—) Paşa 5 ay döve döve yerle bir etti. Ama tüm asker Varat'ın 7 adet İrem Bağı gibi varoşlarında zevk ü safâ etmede, beşinci ayda kar ve yağmurun çokluğundan ve şiddetli kışın erken gelip bastırmasından el ayak tutmayıp asker içinde kıtlık baş gösterdi. Tatar Han da Saturcu Paşa'ya gücenik olup Kırım'a gittiğinden hemen İslâm askeri serdara karşı ayaklandılar. Tüm İslâm askeri Varat Kalesi altından fetihsiz eli boş ve hüsranla dönüp o şiddetli kışta ağırlıkları, çadırları, cebehane ve Osmanlı hâzinesi ile sağ salim Tımışvar Kalesi'ne çıkıp kışlak verdiler. Hemen kâfir yüz bin hamd edip Varat Kalesi'nin yıkılan yerlerin taş ile ve kırmızı tuğla ile sağlam bir şekilde onarıp yapmıştır ki sanki yeni bir kaledir.
Bu kalenin batı tarafına ancak bir kapısı vardır, ama üç kat sağlam demir kapılardır. Ve kapı üzerinde taştan mermer ustası sığır başları oymuş ki
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗