Vasıt (Vasit)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Vasıt (Vasit)
Evvelâ bu Vâsıt Şehri için Arap ve Acem tarihçileri, Hıtatı'l-Kadâ'î, Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe'de Zehebî ve Târihus-Seb'a'da Kemal el-İdfevî, bu adı geçen üç adet tarihçiler ve nice değerli tarih kitaplarında bu Vâsıt Şehri için görüş birliğine varmışlar ve bizzat Cenâb-ı İzzet Âdem Safî’nin vücudu toprağını kudret eliyle ilk defa Arz-ı Mukaddes'den, Horasan toprağından, Acem ülkesinden, Çin diyarından, Hind toprağından ve Serendil toprağından kısacası bu yeryüzünün 70 adet yerinden Âdem toprağını alıp kudret eliyle yoğurduğunda Irak toprağından bizzat Hazret-i Âdem'in başının toprağını alıp âdemin vücuduna hayat verdiği yer bu Vâsıt toprağıdır, demişler.
Ve Vâsıt adını bu yere melekler komuşlar. Başka bir görüşe göre Âdem vücudu Hindistan'da ve bir görüşe göre eski mabetgâh Küfe Camii zemininde ve başka bir görüşe göre Mekke-i Mükereme yerinde hamur edilip hayat buldu, diye nice tarihçiler ve tefsirciler değerli ve güvenilir kitaplarında yazmışlardır.
Ama hey'et ilmi sahipleri bu Vâsıt Şehri için üçüncü iklimin ortasında bulunup arz-ı beledi (—) (—) olup ve uzun günü (—) saat ve derecede bulunduğu için Vâsıt Şehri demişler, nicesi Bağdad ile Basra arasında Şat kıyısında bulunduğu için Vâsıt Şehri demişler, diye türlü türlü sözler etmişler, hakka ki hepsi de şeker yemişler.
Âdem yeryüzüne indikten sonra Serendil'den bu Vâsıt Şehri'ni gelip yerleşerek evlat sahibi olup Küfe toprağına gidip oradan Mekke’ye gitti, derler.
Tufan'dan sonra bu Vâsıt Şehri'ni Hazret-i Nuh oğlu Sâm yapmıştır. Nice kere harap ve nice kere mamur olmuştur ve nice bin melikten melike kalmıştır. Sonunda 878 [1473-74] tarihinde Akçakoyunlu padişahlarından Sultan Uzun Hasan'ın padişahlığında Şattularab taşarak gelip Bağdadin İmam-ı A'zam Kapısı’ndan ve Cisir Kapısından Şat girip Bağdad Şehri'ni harap ettiği sene bu Vâsıt Şehri de suya batıp binlerce insanın helâk olduğunu tarihçiler yazmışlardır. Daha sonra (—) tarihinde Medâyin hâkimi Melik İsâ imar etmiş, ama denizde damla ve güneşte zerre kadar imar edememiştir.
Eğer tarihçilerin yazdığı kadarıyla eski imaretini ve görünen yapı kalıntılarını anlatıp yazsak başka bir özel forma olur. Ancak Bağdad toprağının Acem sınırı tarafında Şat kenarında Küfe Şehriyle Basra arasında kurulmuş bir çemenzar, gül-i gülistan ve hurmalıklar içinde büyük bir şehir imiş. Ama hâlen şimdi bütün mamuriyetiyle Bağdad Eyaleti toprağında sancakbeyi hükmünde yüksek mertebeli sancaktır ve beyinin kanun üzere hâssı 220.000 akçedir. Ama Süleyman Han kanununa göre sancağına arz-ı Irak [Irak toprağı] diye yazılıp zeamet ve timarı yoktur. Beyinin hâssı olan köylerden başka ovaları Bağdad valisi tarafından on yük akçe iltizam ile zabt olunur hâs köyleridir. Onun için bu sancakta çeribaşı, alaybeyi ve zeamet sahipleri yoktur. Ama âyan ve eşraf çoktur. Ve bir hâkim de 150 akçe pâyesiyle kadıdır. Toplam (—) adet köyleri vardır.
Genellikle ürünü hurmadır.
Ve beğenilenlerinden: Bu Vâsıt havurlarında olan yazı kalemi bir diyarda yoktur. Bütün dünyaya bu Vâsıt'dan nice bin yük kalem gider.
Ve bir hâkim de müftüsü, bir hâkim nakibi, bir hâkim şehbenderi ve bir hâkim muhtesibidir.
Vâsıt zeminini anlatılması: Büyük Şat Nehri kenarında yine Şat Nehri’nden ayrılma büyük bir kol kenarında eskiden karşılıklı iki şehir idi ve ortasında ahşap köprüden geçilirdi. Köprünün karşı batı tarafındaki şehre Keskin derler, hâlâ ol kadar mamur değildir, bazı Arap ve üryan Urbân konaklayıp gider. Ama eski zamanda bu Keskin Şehri İrem Bağı'na benzer şirin bir şehir imiş ki hâlâ yapı kalıntıları ortalıkta görülmektedir. Ama şimdi karşıdaki mamur Vâsıt toplam (—) adet tekve iki katlı pâk toprak ile örtülü mamur hanelerdir. Ve tamamı (—) adet mihrabdır.
.....................(1.5 satır boş).....................[367b]
....................(5 satır boş).....................
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗