Veysi Efendi (Üveys bin Mehmed) Ziyaretgahı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Veysi Efendi (Üveys bin Mehmed) Ziyaretgahı
Anadolu beldelerinde Alaşehir’de doğup bir mollanın oğlu idi, ama fennini tekmil edip İlahî nûr oldu. Osmanlı Devleti'nde gönül huzuruyla mutasarrıf olmadığı yüksek mansıp kalmadı. Her mansıbı elbette birer çeşit risale yazarak alırdı. Hatta Vâkı'anâme-i Veysî adıyla nûr gibi bir tarihtir, onu Sultan Ahmed'e takdim edip Üsküp kadılığı kendine ebedi olarak verilir.
Siyer-i Veysî de bir siyerdir ki Hazret-i Risalet-penâhı, tüm Dört Halifeyi, Muhacirin ve Ensârı ve tüm Suffe Erbabını öyle yazıp arılatmış ki gerçekten de Hâkânî bile öyle bir hilye ve siyer edememiştir. Bir büyük siyerdir ama Kâmûs-ı Ahterî ve Sıhah’a muhtaç Nahşivân demiri gibi zor anlaşılır değerli bir kitaptır.
Ve şiir ilminde nice divanları ve beğenilen Hamse Divanı var ki Hamse-i Nizamîden makbul divandır. Sonunda Üsküp'de yalnızlığa çekilmiş, çoğu vakti de Üsküp kadılığıyla geçmiştir. Sonunda ömrünü de Üsküp'de tamamladı. Kendileri ilk defa Üsküp kadısı olduklarında Misali Çelebi tarih demiştir:
Misali şâd olup kevneyn eyledikte dedi tarihin
Yine Veysî Efendi hâkim oldu şehri Üsküb'e Sene 1015 [1606]
Yedi kere Üsküp kadılığına mutasarrıf olmuşlardır. Sonunda nefesinin zemzemesi bağlandı, bitti. Yaşının tarihi "ha, sin" 68 lafzıdır. Baba Lokman civarında bir nur dolu bir mezarı var, bütün halkı bildiği yerdir. Ölümüne Atâyî Çelebi tarih demiştir:
Veysîki olmuştu nesr-i lugazda bî-bedel
Ta'yin-i sâl-i fevtine tarihdir gazel Sene 1037 [1628]
Sözün kısası inşa ve lugaz ilminde insanoğlundan yeryüzüne öyle İlâhî nur vücut gelmemiştir. Hatta yüzden fazla risale ve yüze yetmiş belki dahi altmış adet beliğ kasideleri var, 40 adet kitapları var ki her biri cihan süsüdür. Özellikle siyeri nazire kabul etmez kabilindendir. Hatta bu hakir Üsküdarî Mahmud Efendi huzurunda azizin kendi güftelerinden,
Açıldı çûn bezm-i elest
Devr eyledi peymânesi
Andan içenler oldu mest
Ayılmadı mestânesi
İlâhîsini güzel sesle okuduğumda, Veysî Efendi
"Bârekallah, ne hoş yanık sese malik olur. Bu oğlana Hudâ ömürlü edip iki dünya saadetine malik ede" diye duadan sonra hakiri Aziz'den sorduklarında, Aziz buyurdular ki,
"Bu bizim manevî evlâdımızdır, zâkir ve şâkirimizdir. Kalk Evliyâm Veysî Çelebi'nin elin öp" buyurduklarında, hemen kalkıp elini öpünce, Veysî Çelebi;
"İnşaallah sultanım bu akıllı ve olgun masumdan çok mana zahir olup iki cihan makbulü ola" diye hayır dualar ettiler. Allah'a hamd olsun onların da iltifatlarına nail olup, 50 seneden sonra şimdi Melek Ahmed Paşa efendimizle Bosnasarayı mansıbından azledilip Rumeli mansıbına gelirken bu Üsküp nahiyelerinden Kaçanik adlı kasabaya gelince Veysîzâde Çelebi ile görüşmek nasip olmuştur. Cenâb-ı Bârî kadirdir ki bu Çelebi'nin babası Veysî Efendi her ne kadar cihan süsü seçkinlerden, fasih, beliğ maarif erbabından ve zamanın fazıllarından kimse ise oğlu Çelebi Efendi'nin o kadar aksi, bir kelâma kâdir değil, sanki meczuplardan bir oğuz büleh çelebi idi. Melek Paşa ile görüştüğünde hemen samud abdalı gibi sessiz dururdu. Bu mertebe bir oğuzcuktur ki ömrü boyunca kendi pabuçlarını bilmek ihtimali yoktur. Hatta bir ayağına nalın ve bir ayağına [172b] çizme giyip gezer. Ara sıra bir yanına sarı ve bir yanına kırmızı pabuç giyip “Bu şey benim kaydımda olmamıştır" ve selâm verseler, "Ya ben ne diyeyim?" diye yanındaki hizmetçilerine sorar, ismini soranlara yarım saatte cevap verir, ama yine ulemâ şeklinde pâk giysiler giyer, güzel görünüşlü ve iri yarı ak sakallı çelebidir.
Babasının hizmetçilerinden bazı adamlar kendini gözetirler. Ama boş değildir, kendiden nice keşif ve keramet mertebesi şeyler görülmüş. Hemen bakalım, merhum babası böyle çok yazan bir yazar ola. Evlâdı böyle bir söz bilmez ola, acayip İlâhî sırdır. Ve hâlâ bu çelebi babasının yüzü suyu hürmetine Kaçanik kadılığı ebedi bağışlanıp onunla geçinir böyle bir abdâl-meşrep candır. Hatta Melek Ahmed Paşa 40-50 altın bağışladığında kabul etmeyip tabilerine verdiler. Babası Veysî Efendi’nin mezarı pür-nûr ola, Allah rahmet eylesin.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗