Vitoş Dağı Yaylası
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Vitoş Dağı Yaylası
İmdi safalı dostlara malum ola ki Anadolu diyarında bütün yayla ve yüksek dağların ulusu Hazar denizine meyilli Dağıstan padişahı, Acem şahı, Gürcistan ve Çerkezistan memleketleri etrafında olan Tanrı yapısı dağ, Elburz Dağı'dır. Ondan sonra büyük yayla, Erzurum beldesine meyilli Bingöl Yaylası olduğu ve bütün Anadolu yaylalarının (---) adet benzerleri ikinci cildimizde yazılmıştır, ama hala bu Rumeli seyahatinde gördüğümüz ve bildiğimiz yüksek dağ yaylası bu güzel dağ Vitoş Dağı'dır ki Sofya şehrinden bir günde yetmiş adet yakın dostlarla Temmuz ayında şenlikli olduğu sırada çıktık, çadırlarımızı kurarak zevk u safayla meşgul olup seyrine daldık.
Evvela bunun yüksek tepelerinde, Selanik, Kavala, Serez ve Zehin'den kısacası bütün Rumeli şehirlerinden nice kere yüz bin koyun yaylaya çıkıp yedi ay safa ederler. Bu koyunlardan bize yüz adetten fazla kuzu gelip kebap şöleni ederdik. Ve her gün göllerde alabalıklar avlayıp tereyağıyla pişirerek yerdik. Altı yedi okka gelir balıkları olur ki Bingöl'de, Göksun'da ve Ramazanoğlu Yaylalarında olmaz. Kırmızı renkli, sarı benekli ve misk kokulu alabalığı olur. Sazan balığı, şıba balığı ve dilçe balığı, bunlar da bir yüksek dağa özgü değildir, ancak bu Vitoş YayIası'nda olur.
Bir çeşit alçacık ağaççıklarda bir vişnesi ve çilek meyvesi olur ki gerçekten acaiptir. Aşağı derelerinde kestane, ahlat, gögem, muşmula ve üvezi olur ki, gariptir. Billurdan nişan verir buz parçalarını vişne hoşafına koyup gece ve gündüz helal vişne suyu içerdik.
Vilayet halkının söylediklerine göre; "Bu yüksek dağda 3.000 eğrek, yani saya ve yani koyun ağılı vardır" derler. Sırp, Bulgar ve Voynuk kefere ve fecere çobanları var ki her biri başdarda karavanasına benzer, uzun boylu çobanlarının kulübelerinde mahbube yayla güzeli Bulgar kızları var ki her biri birer alemi aydınlatan güneş parçasıdır.
Ama bunların mahbublarından ziyade Yörük taifesinin, Çıtak halkının, yobaz kavminin ve mablaz taifesinin tombul ve iri yapılı zamane mahbubesi ve cihana fitne salan temiz kızları olur ki her birinin yüz renkleri kızılımsı olup gül yanakları Freng mahsubesi yanaklarıdır. Tam beş gün bunların ovalarında [142b] süt, kaymak, yoğurt, gölemez, höşmerim ve tereyağıyla pişmiş bazlama, damzırma, sızırma, kahk, telerne peyniri, ağız, akir, uyku, ayran, yayık, pişi, katmerce, poğaça, ezme ve yazma gibi yiyecekler ki bu yaylalarda yörüklere özgü hafif yiyecekler yiyip semiz kuzu kebapları ile şişmanlayıp irileştik.
…(Çeşme hikayesi)...
Ertesi kırk birinci gün Sofya'ya girdik, ama bu Vitoş Yaylası'nda nice yüz ibret verici alametler ve yapı kalıntıları var ki insanın aklı gider. Hatta bir ibret verici eski bir yapı var, bütün krallar onu Ferhadi külünkler ile delmeye çalışmışlar ancak tesir ettirememişlerdir.
"Tufan'dan sonra Sofya'da oturan Sırfayil oğlu Sırfa'nın hazinesidir ve kabri kendidir" diye Latin kavmi bu yanlış inançtadırlar, ama Rum diyarında ve edna'l-arz olan Rum eyaletinde Halık-ı Kevneyn'in yarattığı yetmiş adet yüksek dağlar ve gönül alan yaylalar vardır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗