Yanova (Ineu)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Yanova (Ineu)
İlk defa Macar Yanvan Kral yapısıdır ki hayli yaşlı kefere olduğundan Hıristiyan milletleri içinde okunur bir değerli tarihi vardır. Serhat halkı bu kaleye Yani Ova derler. 959 [1552] tarihinde İkinci Vezir Ahmed Paşa fethedip, yeri cehennem Erdel kâfiri bu kaleye istilâ edip tam (—) sene onlarda kaldı. Sonra (—) tarihinde İbrahim Han oğlu Sultan Mehmed Han fermanıyla Köprülü Mehmed Paşa fethidir ki tarihi budur (—) (—) (—)
Yine girdi Yanova zîr-i hükm-i Âl-i Osman'a Sene (—)
Hâlâ Tımışvar paşasının taht merkezi olmak ferman olunup 70 yıl önce bizde sancakbeyi mutasarrıf idi. Hâlâ vezirler mutasarrıftır. Ama bu kaleyi Köprülü Mehmed Paşa feth ederken Anadolu tarafında Hasan Paşa celâli olup Anadolu'da nice yüz bayrak asker ile ayaklanarak tâ Bursa ya gelip yağma ve talan edip nice vezirleri bozguna uğratınca bu kale altında Köprülü Mehmed Paşa'ya padişah tarafından fermanlar gelip
"Elbette lalacığım, Erdel kralını eli kolu bağlı benim huzuruma getirirsen makbûl-i hümâyûnum değildir. Hemen Der-i devletime gelip bu Celâli Hasan Paşa hakkından gelesin" diye padişah fermanı çıkıp akıllı Mehmed Paşa da "İşittim ve itaat ettim" deyip ancak bu Yanova Kalesiyle yetindi.
Yoksa Köprülü o derya gibi asker ile bu Yanova Kalesi'nden başka Arat, Varat, Sekelhit, Şarbatağ, Sakmar, Eçetvar, Husvar ve Kaşa adlı kaleler üzerine gitse gerek idi, ama "Kul tedbir alır, Allah takdir eder".
Allah'a hamd olsun o asırdan beri bu Yanova Kalesi İslâm elinde kalıp büyük şehir olmuştur, Allah korusun.
Paşasının bütün hâss-ı hümâyûnları, timar ve zeamet sahipleri ve bütün divan erbabı kanun üzere Tımışvar Kalesi özelliklerinde yazılıdır ki buraya tekrar yazılması gerekmez. Fetihten sonra bu şehir 500 akçe mevleviyettir ki nahiyeleri (—) adet köylerdir.
Kale dizdarı, 6 oda yeniçeri odası, bir haseki ağası, sipah kethüdayeri, bir oda cebeciler, bir oda topçular, taşra kale ağası, sağ kol ağası, sol kol ağası, azepler ağası, beşli ağası, martolos ağası, gönüllü ağası. Hepsi 10 adet ağalıktır ve tamamı 8 bin asker neferleri ve muhafazacıları vardır.
Yanova Kalesinin şekli
Kiriş Nehri kenarında dörtgen şeklinde bir küçük taş yapı güzel bir kale, tamamı rıhtım dolma duvarlı palankadır, ama gayet sağlam ve dayanıklıdır. Dört köşesinde birer şeddadî taş yapı tabyaları var ki her biri Ye'cuc Şeddinden nişan verir ve her birine biner adam sığar. Ve her birinde onar adet balyemez topları var.
Kıble tarafına bakar bir demir kapısı var ki anahtarı kale içinde oturan yeniçeri ağası hükmündedir. Hendeği içinde Kiriş Nehri dolup dolaşır. Kapışırım iç yüzünde Sultan Mehmed Han Camii dibinde bir tahtadan saat kulesi ve bir at değirmeni vardır. Bu adı geçen kale içinde,
Narin Kalenin özelliği
Şeddadî taş yapı hoş bir kaleciktir ki içinde yeniçeri odalarından başka bir şey yoktur. Dört köşesinde üstleri tahta örtülü 4 adet sağlam kuleleri var ki şeddadî duvarının genişliği 20 ayak enlidir.
Bu iç kalenin batı tarafına bakar bir kapısı var. Bunun da hendeği içi Kiriş Nehri ile dopdoludur.
Yanova Kalesi varoşunun özelliği
Kiriş Nehri içinden akar, bu nehrin sağı solu büyük bir şehirdir ve şekli sanki kavislidir, yani zeminde yay gibi yayılmıştır. Fırdolayı büyüklüğü 4.800 adımdır ve hepsi yeni yapılmış ve hâlâ mamur olmada palankadır. Tamamı 8 adet sağlam ve dayanıklı tabyalardır.
Üç adet kapısı var. Tımışvar Kapısı kıble tarafına açıktır. Göle Kapısı batı tarafa açılır. Varat Kapısı doğu tarafa bakar ağaç kapılardır. Bunun da hendeği içinde " Kiriş Nehri dolaşsın" diye 10 bin adet reaya ve berâyâ üşüşüp yeni hendek kazarlar idi.
Bu varoşta (—) adet mihrap vardır. Evvelâ Köprülü Mehmed Paşa Camii. Yanova fatihi olduğundan gayet bakımlı ve süslü camidir ki üstü kiremitli ve kârgir uzun minareli ve kalabalık cemaate sahip camidir. [122b]
Ve çarşı içinde Haseki Osman Ağa Camii. Bu da gayet sanatlı, şirin, kiremit ile örtülü ve tahta minareli mamur camidir. Bu camiin kapısı üzerinde tarihi böyle yazılmıştır:
Cenâb-ı Hazret-i Mevlâ edip bu hâke ihsânı
Habîbi aşkına yapdım bu beyt-i âlî-unvânı
Kapuna ağlayu geldi anı redd etme lütfundan
Kulundur Yazıcı Osman umar lütfunla ihsanı
Lisân-ı hâl ile hâtif dedi tarihini Iafzen
Bin ile yetmiş üçde oldu itmâm beyt-i Sübhânî Sene 1073 [1662/3]
Sonra Sofu Kenan Paşa Camii, kiremitli ve taş minareli ve diğer camilerden büyüktür. Sonra köprü aşırı Çengîzâde (—) Paşa Camii, kiremitli ve tahta minarelidir. Ona yakın yine anılan köprü başındaki Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Camii var. Bunlardan başka mescitlerdir.
Ve hepsi 800 adet bağlı, bahçeli tek ve iki katlı, tahta ve kiremit ile örtülü bir mamur şehirdir ki hâlâ mamur olmadadır. Kiriş Nehri bu şehrin ortasından akıp bütün pencere ve şahnişinlerinden herkes türlü türlü balıklar avlarlar.
Çevresinde olan gülistan bahçelerinin çokluğa, şebekeli bostanlarını bolluğu ve her bir bahçenin bir başka tarzı, süsü, yapısı var ki anlatmaktan ve tanımlamaktan uzaktır. Bütün hanedanlardan bakımlı ve süslü Göle Kapısı dibinde Paşa Sarayı bahçeli, köşklü, hamamlı ve pek çok tek ve iki katlı odalı, tamamı kiremit ile örtülü mamur bir saraydır. Alaybeyi Sarayı, Çeribaşı Sarayı ve Bostancı Ahmed Ağa Sarayı, bunlar gayet mamur ve süslü yapılardır.
Bu hanedanların pencere ve maksure şahnişinlerinin manzaraları Kiriş Nehri'ne bakar ve her sarayın birer kayığı ve çırnıkları var. Herkes dostlarıyla kayıklara binip çevrede olan bağlara ve hanelerinin karşılarında olan İrem bahçelerine gidip içip eğlenir. Her bağda bülbüllerin hazin nağmelerinden ruhları gıda bulup eğlenir, neşelenirler. Her bağda olan nahlistan, gülistan, sümbül, reyhan ve çeşit çeşit çiçekler ve şakâyık-ı numanın güzel kokuları insanın dimağım kokulandırır.
Her cennet bahçesinde türlü türlü meyve veren güzel ağaçlardan başka sayısız ve kıyassız salkımsöğütler su kenarına dizilip Kiriş Nehri üzerine gölge salıp sanki Acem hıyâbânı olduğundan başka o başı eğilmiş ağaçların (salkımsöğüt) gölgeleri altında bütün vilâyet halkı Hüseyin Baykara meclisi etmededirler. Zira bu şehir yeni feth olduğundan zamanın hâkimi halkına izin ve süre vermişlerdir. Onun için bu şehir günden güne mamur olup diğer sancak, kasaba ve köylerden reaya ve berâyâ gelmededirler. Henüz bir hamamı var, Kiriş Nehri üzerinde ağaç köprübaşında Köprülü oğlu Ahmed Paşa bir büyük han inşa edip kiremit ile örtülü ve mamurdur.
Tamamı 200 adet dükkânlardır, ama bedesteni, medrese ve imareti yoktur, zira henüz mamur olmadadır. Suyu ve havası hoştur, ancak mahbub ve mahbubeleri dahi bol değildir, ama gayetle bolluk şehirdir.
Bütün reayası Erdel keferesi ve Eflâk muganlarıdır. Bunun da askerîsi Potur ve Boşnaklardır ki Tımışvar ve Lipova halkı gibi serhadli esvaplar giyerler.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗