Yesrib (Medine)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Yesrib (Medine)
Kalesi çöl içinde kara kayalı ve kara ufak taşlı kayalar arasında beş köşe sağlam ve dayanıklı, kara taş ile yapılmış bir kaledir. Ama bu bina üzere beyaz kireç badana vurup sanki bir inci gibi parlak, şirin ve aydınlık bir kale olmuştur. Ve (—) adet kapıdır. Yavaş yürüyüşle elde divit kalem,
Çepçevre büyüklüğünü bildirir: Evvelâ güneye bakan Bâb-ı Mısır, Mekke-i mükerremeye bu kapıdan gider bir büyük ve yüksek kapıdır. İki kanatları gayet sanatlı demir kapıdır, sanki demirci Davud Nebî işidir. Bu kapının iki yanında büyük kuleler vardır. Kapı kemerleri ve kule taşları tamamen kırmızı, siyah ve beyaz alaca nakışlı taşlardır.
Kapının üst tarafında bir kitabe içinde “İnnehu min Süleymâne ve innehu bismillâhirrahmânirrahîm" [Kur'ân, Nemi, 30] Ayeti yazılmıştır.
Bu kapıdan kuzey tarafına kale duvarı dibinden 300 adım gidip,
Bâb-ı Hac, yani Kıble Kapısı. Gerçekten yine kıbleye bakan ulu demir kapıdır. Kale duvarı dibinden kuzey tarafına ta Emirü'l-hac Kulesi'ne kadar 200 adım yokuş yukarı gider. Oradan yine yokuşa meyilli iç kale kulesine dek 100 adımdır. Bu mahal gayet sağlam ve güçlü duvardır, zira havalesi vardır. Onun için 2 kat iç kale duvarıdır, her katı beşer arşın enli dayanıklı duvarlardır.
Bu iç kale burnundan doğuya doğru yalçın kaya üzere yokuş aşağı 200 adım yürüyünce Şam Kapısı. Yıldız tarafına bakar bir sağlam demir kapıdır. Oradan doğuya doğru köşe köşe dolaşıp ta Şerif Kulesi'ne kadar tam bin adımdır. Bu tarafları tamamen hurma bağlarıdır.
Bu kule kalenin doğuya bakan bir köşesidir. Bu köşeden kıbleye yine kale duvarı dibinden Bakî'e bakan Bakî Kapısı, tam 300 adımdır. Doğuya nazırdır ve büyük demir kapıdır. Bu kapıdan güneye dek 100 adım gidince kalenin güney köşesi tamam olur. Oradan batıya dönülür.
Yine kale duvarı dibinden eğri büğrü, köşe köşe, dirsek dirsek cenk hazırlığı için her dirsekte bir sağlam kule inşa olunmuş. Onları geçip gezip dolaşarak yine Mısır Kapısı'na kadar 1.100 adımdır. Bu mahalde adım hesabı tamam oldu. Bu hesap üzere Medine Kalesi çepçevre 3.350 adımdır.
Bu büyüklükteki kale duvarının kalınlığı altışar arşın temeli dörder arşındır. Çepçevre yirmişer arşın yüksektir ve 50 arşında bir kule bulunup (—) adet kuledir ve (—) adet bedendir. Ama bu kalenin çevresinde hendeği yoktur ve lâzım değildir, zira bütün temelleri sarp kayalar üzerine oturmuştur. Ve gayet şirin, süslü, sağlam, mamur ve şenlikli kaledir.
Bu büyüklükte olan kale içinde küçük büyük dörder beşer kat mamur ve süslü haneler vardır. Baştan başa üstleri kireç ile sıvalı 2 bin şenlikli sanatlı evlerdir. Yapılarının çoğu han, cami, medrese, sebil, imaret, tekke, mektep, dârülhadis ve dârülkurrâdır, mescit ve başka cami yoktur. Ancak kalenin dışında mescit ve cami vardır. Ve kale içinde dükkân çoktur ve hamam da vardır.
Her evde bağ, bahçe ve meydan yoktur. Ancak 7 hanede avlu vardır. Bunlardan başkası kat kat evlerdir.
Bu kale içinde olan haneler 5 mahalledir. Ve (—) mihraptır. İç kalede de mescit vardır. Bütün kale neferleri onda namaz kılarlar, zira Arap eşkıyasından dolayı kaleyi boş koymazlar. Zira Medine-i münevverenin bu iç kale ruhudur, bütün malları, hâzineleri ve servetleri bu iç kalededir. Şehir içinde doğuya bakar bir demir kapısı vardır. Ve kapının iç yüzünde büyük bir divanhanesi vardır, bütün muhafızlar orada hazırdır.
Bu kalenin bütün duvarları silâhlarla bezenmiştir. Ve bu mahalde yüksek bir kubbe vardır. Onun ham mermer döşeli bir geniş meydanı vardır, tam ortasında hoş bir havuzunda bir şadırvanı var, suyu dolaplar ile çekilir. Bütün bekçiler, yaşlı ve gençler ondan abdest alıp etrafında otururlar. Dizdar ağanın ve diğer ayanın daima toplantı yeri bu mahaldir ve bunda divan olur.
Bu kale içine bir adam komazlar. Meğer hacı ise, koyarlar. Yoksa Arap tayfasından bir adamın girmesi mümkün değildir, gayet korunmalıdır.
Bu iç kale içinde çarşı pazar, han, hamam yoktur. Ancak birkaç ambar, cebehane-i âmire ve 70-80 küçük hane vardır. Gayet sarp ve sağlam iç kaledir.
Mescidi de gayet sanatlıdır, Sultan Süleyman Han yapısıdır.
Bundan başka taşra kale içinde mescitler o kadar geniş ve mükellef değildir. Hutbe okunur ancak Cami-i Kebir'dir.
…
Medine-i Münevvere Kalesi içindeki mamur olan hane ve imaretleri bildirir
Medreseleri: Bâb-ı Rahmet'in dışında Seyfeddin Sultan Medresesi'nin kapısı üzere olan çiçek ve bahariyesi içinde celî hat ile, "Ve men erâde'l-âhirete ve se'â lehâ ve hüve mü'minün feülâike sa’yiihüm meşkûrâ" [Kur'ân, İsrâ, 19] âyeti yazılmıştır.
Bu yazının alt yanında:
"Emera bi-imâreti hâze'l-medreseti’l-mübâreketi el-emîrü’l-kebîr el-muhtâc ilâ afüvvi'r-Rahmân malikü'l-ümerâ Seyfeddîtı Hûbân ve'llıâtûn el-mu'azzama. Seneerba ve ışrîtı veseb'a mie" I724] yazılmıştır.
Bu medreseye bitişik Mısır halifelerinden Sultan Kayıtbay Medresesi'nin tüm odalarının pencereleri Hazret-i Risalet'e nazırlardır.
Bâb-ı Cibril'den dışarı Sokollu Mehmed Paşa Medresesi, Bâb-ı Selâm yakınında Sultan III. Mehmed imaret yapıp Hazret-i Risalet'e hibe ettiği için İmaret-i Muhammediyye derler, büyük vakıftır. Kısacası kalenin içinde ve dışında toplam 118 medresedir. Bazısını âlim ve mücavirlere ve meşrûta hane etmişlerdir.
Bu kalede 2 hamam var. Biri Sokollu Mehmed Paşa'nındır. Suyu, havası ve yapısı gayet hoş hamamdır. (—) (—) (—) gayet sanatlı aydınlık hamamdır.
Kale içindeki hanların en donanımlısı Mısır Kapısı'nın iç yüzünde kaleye girerken sağ tarafta (—) Hanı, 120 ocak sanatlı handır. Karşısında (—) Hanı, 50 ocaktır. (—) (—) (—). Meşhur hanlar bunlardır.
Bu kalenin içi, çarşı pazarının yolları baştan başa beyaz kaldırım döşelidir ve gayet temizdir. Daima sakalar bu caddelere su serperler.
20 adet sıbyan mektebi vardır. 7 yerde dârülkurrâ vardır ki her birinde Hafz Kıraati, İbn Kesîr, Seb'a, Aşere ve Takrîb kıraatleri okunur. 7 yerde dârülhadis vardır.
Ve 70 sebilhane vardır. Bazı sebillerin vakıfları sağlam olduğundan hacılar geldiğinde bal şerbeti ve şeker şerbeti ile susayanları sularlar.
Bu kale içinde 3 yerde yirmişer otuzar basamak taş merdivenlerle inilir ikişer lüleli can bağışlayan âbıhayat çeşme vardır. Hazret-i Risalet'in açık mucizesiyle bu şehre gelen Ayn-ı Zerka'dandır ve Sultan Süleyman hayratıdır. Bu Ayn-ı Zerka gayet derinden gelir, ama yine gayet sıcaktır. Ancak birazcık testide durup havalansa buz parçası olur. Gayet âbıhayat, sindirimi kolay ve yumuşak temiz sudur.
Bazı sebiller üzerinde, “ Ve sakâhüm rabbühüm şarâben tahûrâ." [Kur'ân, İnsân, 21]
Bazısında "İnnâ a'taynâke'l-kevser." [Kur'ân, Kevser, 1]
Bazısında "Ve külûhu henîen merîâ" [Kur'ân, Nisâ, 4], “Aynen fîhâ tüsemnıâ Selsebîlâ" [Kur'ân, İnşân, 18], “ Ve ce'alnâ mine'l-mâi külli şey'in hcıyy" [Kur'ân, Enbiyâ, 30], "İnne'l-ebrâra yeşrebûne min ke'sin kâne mizâcuhâ kâfûrâ" [Kur'ân, İnşân, 5] âyet-i şerifleri celî hat ile yazılmıştır.
Gerçekten de bu Medine-i münevverede sudan aziz hayrat yoktur. Resulullah Camii'ne de bir hayır sahibi dolaplar ile su getirip Şâfiî ve Hanefî havuzları inşa eylese bin haccü'l-ekber sevabı bulurdu. Bu kadar melikler gelip birine bu hayrat nasip olmamıştır. Büyük ihtiyaçtır, hatta hacılar vardığında garip adamlar,
"Bre medet, abdest alıp Hazret-i Resul'ü ziyaret edem" diye çalışır. Sonunda bazı fukaralardan birer ibrik suyu birer ikişer paraya alıp abdest alır, hayli sıkıntı çekilir.
Bu şehir içinde 700 süslü çarşı vardır. Gerçi kârgir yapı bedesten yoktur, ama Hind, Sind, Arap, Acem, Belh, Buhara, Çin, Maçin, Hıtâ ve Hoten miski ve Habeş zebâdı, kısacası yedi iklimin değerli eşyaları burada bulunur. 70 bin hacı ve tüccar mallarını getirip burada yük çözüp yük bağlayıp giderler, işlek büyük nurlu şehirdir. Halkının çoğu, "Çalışıp kazanan, Allah'ın sevgilisidir" [hadis] deyip ticaret ederler. Gayet pâk, temiz, zarif ve garip dostu halkı vardır.
Bu Medine şehri Receb, Şaban ve Ramazan'da gece gündüz açık olup nice yüz bin kandiller ile aydınlanıp Medine iken münevver olur. Ama bayramları hacıların geldiği gündür. Zira o günde surre ve atiyeleri gelip sevinirler, temiz elbiseler giyip hacıları evlerine davet edip ziyafet ederler. İhsan ve inam alıp sevinip geceleri Kadir, gündüzleri Kurban bayramı olur. Hepsi hacılarla güzel geçinip ziyaretlerde rehberlik edip kâr ederler, vesselâm.
Medine-i münevvere varoşunun özellikleri: Bu kalenin kıble, güney, batı ve kuzey tarafı baştan başa bağlı bahçeli, mamur ve şenlikli hanedanlardır ki 7 mahalle ve 2 bin kârgir yapı ikişer kat geniş evlerdir. Kale haneleri gibi dar haneler değildir. Hepsi beyaz kireç ile sıvalı süslü ve sanatlı evlerdir, kereste ve ahşapları hurma ağacındandır. Yer yer Rum ahşapları da Mısır'dan Süveyş'e, oradan gemi ile Yenbû'a oradan develer ile Medine'ye gelip haneler yaparlar.
Bu süslü varoş sur içinde değildir. Ama Allah'ın hikmeti bu şehrin dört tarafı hendek gibi bir kuru kara deredir. Doğu tarafı geniş bir ovadır. Ta kale duvarında son bulur.
Bu varoşta toplam (—) mihrap vardır. Evvelâ büyük cami (—) (—) (—) (—) cami-i şeriftir. Bu Medine-i münevverede bundan başka ve kale içinde Ravza-i Mutahhara (—) (—) (—) (—) bu camiin kıble kapısından mihraba kadar 80 ayaktır, iki tarafı 100 ayaktır. (—) (—) (—) yüksek değildir ama gayet sanatlı eski tarz inci tanesi gibi beyaz aydınlık camidir. İnsanların yöneldikleri mihrap da sadedir. Mihrap üzerinde, "Küllemâ dahale aleyhâ Zekeriyya'l-mihrab" [Kur'ân, Âl-i İmrân, 37] âyeti yazılıdır.
Minaresi alçaktır. Haremi [avlusu] yoktur, ancak taşra sofası vardır. Cami içi mermer ve gayri taşlarla döşeli değildir, hemen Ravza-i şerif haremi gibi küçük kara çakıl taşı ile döşelidir. İnsan yalınayak üzerine bassa huzur ile basamaz. Şöyle dökülüp yapılmıştır. Diğer camiler gibi süslü değildir, sade güzelidir. Bir kez ibadet edenin duası kabul olunur. Zira Hazret-i Risalet öyle dua eylemiştir.
Bu camiin batı tarafı karşısında Hazret-i Ebubekir Mescidi, bir küçük kubbeli ve alçak minareli mescittir. Hazret-i Resul Camii'nin kıblesi tarafına 100 adım yakın bir düz yerde,
Hazret-i (—) (—) Mescidi: Bu da mükellef binalı bir küçük kubbeli ve bir alçak minareli mescittir. Bu varoş içinde ibadet ettiğimiz mescitler bunlardır.
46 medresenin bazıları ev olmuştur. 6 dârülkurrâ, 11 dârülhadis ve 20 sıbyan mektebi vardır. Hepsinin senelik çantaları, giyecekleri ve paraları verilir. Bu Medine-i münevverede olan hayrat ve hasenat bir diyarda yoktur.
Bu varoşta bir hamam vardır. Hazret-i Risalet Camii'nin yakınında, yol aşırı karşı tarafta Davud Paşa Hamamı, gayet hoş ve temiz hamamdır. Suyu ve havası hoş, hizmetçileri sevimli sanatlı hamamdır, ama her zaman açık değildir.
Bu hamam yakınında Hasekiye Medresesi, kârgir, kale gibi sağlam yapıdır. Odalarında hacılar konaklarlar.
Hazret-i Ali'nin kuyusu tatlı sudur, bu varoştadır, hacılar ondan içerler.
Bu varoşta 4 büyük imaret vardır. Bunlardan Süleyman Han'ın ve III. Murad Han'ınki hamam yakınındadır. Haseki Sultan'ın üçer kazan çorbaları gece gündüz pişirilip iki öğün hacılara, garip gurebaya ve diğer miskinlere teklifsiz sofrası ile birer ekmek ve birer tas buğday çorbaları dağıtılır. "Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." [Kur'ân, Zâriyât, 58]
Mübarek gecelerde ve Cuma gecesinde yine bu Keykavus mutfağında koyun eti, pilâv, zerde ve aşure pişip yoksul zengin herkese yeteri kadar dağıtılır. Bu imaretler kale içindeki imaretlerden meşhurdur. Onlar hizmetçi, görevli ve mücavirlere dağıtırlar. Ama bu imaretlerde halka, seçkinlere, zengin ve fakirlere dağıtılır ki büyük hayrattır.
Bu varoşta 40 sebilhane vardır. Bunlardan donanımlısı Emirülhaclar sofası üzerinde Teftişçi Mehmed Paşa Sebili, meydanda başka bir büyük yapılı yüksek sebildir. Kapısı üzerinde tarihi var, ama aceleden yazılmadı. Gümüş yaldızlı bakır üzere kalaylı sakalar ile âbıhayatını içerler.
Mısır Kapısı dışında Ağa Sebili, bu da büyük hayrattır. Penceresi üzerinde "Ve ce'alnâ mine'l-mâi külli şey'in hayy" [Kur'ân, Enbiyâ, 30] yazılmıştır.
Haseki Sultan Köprüsü başında Dârüssaade Ağası Sebili. Bütün han, cami, medrese ve bazı haneler altında birer sebil vardır. Hepsini Ayn-ı Zerka'dan taşırlar.
Bu varoşta toplam 7 bürke [göl] vardır. Hepsi Ayn-ı Zerka'dandır. Ve Ayn-ı Zerka'nın geçtiği yerlerde bazı kuyular vardır.
Bu varoşta Hazret-i Peygamber Camii'nden ta Mısır Kapısı'na kadar 600 adımdır. İki tarafında 200 dükkân vardır, derme çatma kulübelerdir, kârgir yapı değildir. Çoğu kahvehane, mahafeci, kasap, aşçı, ot, arpa ve saman satıcısı ile guruş sarrafları dükkânlarıdır ki omuz omzu sökmez, öyle kalabalıktır. Özellikle hacılar geldiğinde insan deryası olup gayet bolluk olur. Ama hacılar olmadığı sırada küçük büyük, zengin fakir mahkeme defteri ile toplam 14 bin insan yazılmıştır.
Bu halkın cümle yiyecek ve içecekleri Mısır Fatihi Selim Han, Süleyman Han, Sultan III. Murad ve Sultan Ahmed hayratlarından Mısır'da Deşîşe-i Kübrâ, Deşîşe-i Suğrâ, Muradiye, Muhammediye ve Hâsekiye dedikleri vakıflardan 14 bin kere 100 bin erdep tahıl tahsil olup Mısır'dan Süveyş'e, oradan gemiler ile Yenbûü'l-bahr'e, oradan develer ile Medine-i münevvereye gelip herkes elinde olan padişah beratlarına göre yiyecekleri alıp padişaha hayır dua ederler.
Şam hacıları ile surre emini geldiğinde Mısır'dan tayin olunan 62 bin mümessek şerifîleri [altın] surre emini getirir. Haremeyn'den ve nice bin vakıftan ve fethedilen ülkelerin Mekke ve Medine vakıfları tahsilinden iki Mısır hâzinesi de bu Medine halkına gelip surre emini gece gündüz meşalelerle emirülhac ve Medine mollası, şeyhülharem huzurunda padişah defteriyle herkese surresini verip boş olanları Asitane'ye arz ederler. Surresini alanlar padişaha dua ederler. Kısacası huzur ehli bir kavimdir. Zira Resulullah'ın komşusudurlar.
Bu şehir gerçi taşlık ve çöllük yere kurulmakla gayet şiddetli sıcak olur. Ama insanlara ve diğer hayvanlara etki etmediğinden başka suyu ve havası gayet hoş olup mahbûb ve mahbûbesi gayet güzel yüzlü ve endamlı olup konuşmaları çok düzgündür. Beyt:
Iieftâra gelse rûh-ı musavver revân olur
Güftâra gelse mu'cize İsa beyân olur
Bu güzel beyt bu Ravza-i Mutahhara'nın nûr-ı musavverleri hakkındadır ki maralî ve gazalî ceylân gözlü, şirin sözlü ve nur yüzlü can pareleri vardır. Tüm kadınları mavi iç edik ve mavi pabuç giyip siyah çarşaf örtünürler. Başlarına sarı, kırmızı ve yeşil dârâyî ipek dutuk örterler. Bu nikâbdan sürmeli gözlerinden gayri endamları örtülü gayet edepli kadınları vardır.
Bütün ayanı renkli helâlî dalgalı soflar ve çeşit çeşit boğası, hıtâyî, hümaşahî, zağî, mollayî, mirzayî, Ahmed-âbâdî ve Mahmud-âbâdî gibi makbul bezler ile temiz elbiseler giyerler. Başlarına türlü türlü Şam alacası külâh ve kavuklar üzerine keşmirî şallar ve köse sarıklar ile imameler sarınıp taylesân-ı Muhammedîlerin sarkıtıp Resulullah sünneti üzere nergis gözlerini sürmelerler. Bir sınıfı âbid, bir sınıfı zâhid, bir sınıfı tüccar ve bir sınıfı ehl-i dükkândır.
Genellikle halkı Anadolu ve Rumeli insanlarıdır. Urban sakin olamaz. Halkı gayet yumuşak huylu adamlardır, herkesle ülfet ederler. Çarşı pazarda olan ıtriyat misk, ham amber ve zebat kokusundan insanın dimağı kokulanır. Bu şehrin binde birini yazmak imkânsızdır. Hemen Cenâb-ı Bârî kıyamete kadar mamur ve şenlikli eyleye. (—) (—) (—) bağ u bahçedir. Bunlardan süslüsü Sokollu Mehmed Paşa Bağı, Şeyhülharem Bahçesi ve Şerif Had ( - ) ( - ) ( - ) ( -).
Sulu meyvelerini bildirir: Evvelâ 7 çeşit hurması olur. Türlü türlü elmaları vardır ki "Elma gibi faydası boldur" sözü bu Medine elması hakkındadır. Çeşit çeşit sulu üzümü olur. Dilber yanağı gibi et şeftalisi olur. Kaysısı, zerdalisi ve diğer erikleri boldur. Adam kadar limonu, turuncu, kebbatı ve ağaç kavunu olur. Zeytini, inciri ve narı çok boldur. Ancak Anadolu'da yetişen meyvelerden muşmula, üvez, vişne, kiraz, kızılcık ve kestane olmaz. Diğer can besleyen meyveleri sayısızdır. Taşlık yerler olduğundan ekinlikleri azdır. Bütün tahılları Mısır'dan, Taif ve Abbas-ı Hicaz'dan gelir.
Bağ ve bahçesinde Resulullah kanından yetişmiş 7 çeşit gülü var ki sanki rengi silu bedahşan la'li kızıldır. Gül suyunun yanında ıtr-ı şahî ve mâ-i kâdî sanki yalancı sudur.
Zambak, karanfil, ful, yasemin, nergis, zerrin, müşk-i rumî, menekşe ve diğer çiçekleri bol olup insanın dimağını kokulandırır. Özellikle limon turunç baharı mevsiminde onun çiçeklerinin kokusu insana hayat verir.
Sözün kısası bu Medine'nin dört tarafı hurmalık, gül bahçesi, ekinlik, bağ ve bostan olduğundan hurması son derece tatlı, diğer sulu meyveleri çok hoş olup diğer yerlerin hurmasından bu Medine hurması daha iyi ve daha tatlıdır. Bol hurma ile bezenmiş, gönül açan bahçelerle süslenmiş cennet gibi bir yerdir. Bu mahalde de Medine-i münevvere özellikleri tamam oldu.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗