Yusuf (Karun) Gölü
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Yusuf (Karun) Gölü
Bu Yusuf Denizi haliç haliç nice bin bağ, bahçe ve bostanları suladıktan sonra 220 adet köyün ekinliklerine ve bostanlarına bölüştürülüp bütün Feyyum diyarı sulandıktan sonra Yusuf Arkı'nın kalanı Feyyum şehrinin batı tarafında 1 saat uzaklıkta Yusuf Denizi'ne karışır. Hikmet bu ki bu Yusuf Arkı şehir içinden akarken tatlı sudur, Yusuf Denizi'ne karıştığında yılan zehri olur. Oldukça tuzlu büyük bir göldür. Çepçevre 3 günde dolaşılır bir göldür. Bazı tarihlerde bu göle Birketü'l-karn derler. Dört tarafında İrem Bağı'na benzer 100 adet mamur ve şenlikli köyler vardır. 7-8 ay Mısır'ı meyve ile doyuran bu köylerdir. Bu göl içinde 60 pare kayasa adında balıkçı kayıkları vardır, köylere adam ve mal götürüp getirmektedirler ve yiyecek, içecek, meyve taşımadadırlar.
Bu gölde 70 çeşit balık olduğu sicilde yazılıdır. İnsan kadar iri sazan, sindiye ve şilbe balıkları beğenilir. Gerçi bu göl öyle umman denizi değildir, ama bu göl içinde bütün canlı kısmı mevcuttur. Özellikle denizatı vardır. Nil ile timsah gelip ölür, Yusuf mucizesidir. Bir mucize de budur, ay ve yıl, sabah akşam Nil'in yarısı bu Yusuf Arkı'ndan derya gibi akıp bu göle girip içinde mahvolur. Bu gölün bir yere bağlantısı yoktur, devamlı dalgalanıp durur bir Akdeniz'dir.
Bu göl kenarında yakın zamanda 360 adet cennet bağlı mamur ve şenlikli köy varmış. Bir kere bu göl taşıp bazı köyleri batırmıştır. Ancak küşufiye köylerinden 100 adet köy kalmıştır. 100 parça da evkaf ve iltizam köyleri vardır.
Bu gölü bizzat Hazret-i Yusuf-ı Sıddık sıdk ile mübarek elleriyle kazarken Cenab-ı İzzet tarafından Cibril-i Emin' e vahiy gelip mübarek kanadıyla işaret edince bu büyük haliç ve can besleyen abıhayat yerde belirip bu göl oluşur. Ama şimdiki halde yılan zehrine benzer.
Hıtat-ı Makrisi: Bu gölün kıyısında oturan kavim Hazret-i Yusuf'a asi olup başkaldırınca bu asi insanlara Hazret-i Yusuf beddua edip tüm hayvanları bu gölde boğulup kendileri de boğulup gölleri de yılan zehri olmuştur. Hala bu göl içinde boğulan kavmin insan görünümünde ve hayvan biçiminde at, katır, deve, sığır, camız, eşek, köpek, koyun, keçi ve horoz gibi balıklar vardır. Bazısı ölüp kenara çıkıp seyrederler. Denizatları bazı zaman karaya çıkıp tarlalarda buğday ve arpa yerler. Eğer kenarda kısrak bulursa aşıp kısraktan tay hasıl olur. 1083 tarihinde Kethüda İbrahim Paşa'ya bir denizatı yavrusu getirdiler, derisi balık gibi, yelesi balık yelesi, kuyruğu balık gibi ve sair azası at gibi idi.
Elvahat Vilayeti'nin bütün ırmakları yer altından bu göle gelip karışır derler. Hatta Sultan Muhammed-i Ekrad bu Elvahat ırmaklarının Yusuf Gölü'ne karıştığını duyar. Elvah'ta kaybolan nehre saman ve kömür döküp 6 saatte saman ve kömürün Yusuf Gölü'ne gelip karıştığı Usulü'l-bihar adında bir tarihte yazılıdır. Böyle tatlı sular karışırken Yusuf Gölü zakkum gibi acıdır. Ama balıkları gayetle lezzetlidir ve asla balık kokusu yok bir besleyici balıklardır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗