Yusuf Kuyusu
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Yusuf Kuyusu
Önce Salahaddin Yusuf bu iç kaleyi yapınca burada oturanlara su lazımdır, diye tüm mühendisleri ve bütün dağcıları toplayıp bu yüksek dağ üzerinde su bulmak gerek diye konuşup şu karara varırlar:
"Bu kaleye kuyudan başka su bulunmaz. Ve 200 kulaçta su çıkar" diye haber verirler. Yusuf Salahaddin ısrar edip,
"Bir vechile elbette bu kaleye su çıkarmak gereksiz. Yoksa hepinizi kılıçtan geçiririm" deyince bütün ustalar toplanıp bir kuyu kazmışlardır ki bu yeryüzünde asla benzeri yoktur. Önce dört köşe bir kuyu kazarlar, 7 yılda tamam olur. Tam 150 Mekke arşınıdır. Buna ne ip dayanır ve ne insanın çekmeye gücü yeter. Sonunda tüm kazıcılar toplanıp bu kuyunun dört tarafından yokuş aşağı kaza kaza kuyu ortada kubur gibi kalıp dört tarafı yol olur ve yolun her tarafından pencereler açıp bu yola kuyudan aydınlık gelir. Mesela İstanbul'da Ayasofya Camii'nin katIarına çıkacak yol gibi yoldur. Atlı yaya kolaylıkla çıkar ve iner. Kuyunun dibi 3 bin adımdır. Ama aşağısı gayet karanlık korkutucu yerdir, vehimli adamın işi o mahalle varmak değildir.
Ustalar bu kuyuyu 3 kat etmiş. Alt tabakasını 60 kulaç edip kuyunun bir tarafını mağaralar kesip onda çarklar yapmışlar. 2 çift öküz ta kuyunun dibinden suyu dolaplar ile çekip bu mahalde kayadan oyma bir büyük havuza dolar. Ondan yukarı orta katta da kuyunun bir tarafını mağaralar edip çeşitli dolaplar ile yine 4 çift sığırlar aşağıdaki havuzdan suyu çekip ikinci kattaki havuza döker. Ondan yukarı yine 4 çift sığırlar dolaplar ile 80 kulaç kalın halfa ipidir, ikinci kattan suyu sığırlarla çekip üçüncü kattaki havuza dökerler. Buradan şehre dağıtılıp yeniçeri ocağına, Hadım Süleyman Paşa Hamamı'na, çeşmelere ve bazı evlere gider.
İbret verici, görmeye değer bir kuyudur. Hazret-i Yusuf Kuyusu derler, ama yanlıştır. Sultan Salahaddin Yusuf'undur, Hazret-i Yusuf'un değildir.
Seyrine varan adamlar fanuslar ve yel mumları yakıp seyrederler. Ta dibine bir saatte inilir. Orada 100 kadar sığır vardır. Her katında başka mağara ahırları vardır. Ama ta sonunda olan sığırları aşağı karanlıkta küçükten büyütürler. Başka sığır tahammül edemeyip ölür. Zira hiçbir zaman açık havaya çıkamaz, vücudu karanlık yerde eprimiştir. Ama yukarı kattaki sığırlar yine biraz havalanırlar.
Sakıyeci Fellahlar bütün aileleriyle bu kuyunun 3 katında oturur. Ulufeleri sakıye eminindendir. Aşağı sakıyecilerin ulufeleri yukarıdaki sakıyecilerden fazladır. Ve onların sığırları çoktur. Gece gündüz bu dolaplar dönmektedir
İnsan aşağıdan yukarı kuyu ağzına baktığında bir ibretlik çark-ı felek gibi dolaplar var, bir inilti, bir feryat ve bir hay huy ki insanı hayret alır.
Sözün kısası bu dünyada seyahat edip bu Yusuf Kuyusu'nu görmeyen cihanda sanatın ne idiğini, insanoğlunun yaratılmışların en şerefiisi olduğunu ve mucize gibi ne işlere gücü yettiğini bilmez. Ama arif-i billah olan görünce insanların gayreti dağları söker deyip bu eser keramet mertebesidir, gerçekte insanın yapacağı şey değildir der.
Ama suyu biraz acıdır. Ancak mecbur kalınca içilir. Gavri kuşatmasında tüm iç kale halkı bundan içerlermiş. Hala bazı adamlar hep Yusuf Kuyusu'ndan içerler, ama ihtiyaç değildir. Orta Hisar dibinde bir sebil var, 12 bin raviye su alır. Ağa Kapısı içinde bir sebil var, 20 bin raviye su alır. Ve Şeyh Sari'de yine öyledir.
Yine iç kalede çarşı içinde Öküz Mehmed Paşa'nın bir sarnıcı var, 20 bin deve yükü su alır, büyük vakıftır. Her sene bu suları Nil'den develer ile getirip sarnıçları ağzına kadar doldururlar. Hamam ile Orta Hisar arasında 100 sütun üzerinde bir sarnıç var ki derya gibi bir sarnıçtır. Kuşatma sırasında Yusuf Kuyusu'ndan ve Nil'den nice kere yüz bin deve yükü su getirirler.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗