Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiZağra Yenicesi (Beğcesi) (Yeni Zağra)
BALKANLAR & KAFKASYA

Zağra Yenicesi (Beğcesi) (Yeni Zağra)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Zağra Yenicesi (Beğcesi) (Yeni Zağra)

Yunanlı Yanvan Tarihi'ne göre, Rum keferesi krallarından Filibe vilayeti sahibi Makedone adındaki kralenin yaylağı tahtı idi. O zamanda öyle imaristan, bağ, bostan ve gülistan imiş ki Filibe Sahrası içinde asla güllük İrem Bağı'ndan bir adım boş yer yok imiş. Daha sonra bu şehir sahibesi Makedone krale, Sırp krallarından Destpot kral yani "tunç elli" sapık krat Makedone avradı avratlığa almak ister. Bu Zağra şehri sahibesi Makedone krale,

"O Sırp kralıdır, ben bir Rum kraliçesi Filibe ve Edirne sahibesi Makedone kralı olam, niçin ona avrat olurum?" diye yiğitlik taslayınca Sırp Despot inadında ısrarlı olup Despot Yaylası'ndan iki kere yüz bin kefere ve fecereyi başına toplar, ellerine tunç eldivenler giyip Filibe Ovası'nda biri sapık, biri sapıtmış birbirleriyle vuruşup çarpışıp savaşırlar.

Tanrı'nın hikmeti Despot galip, Makedone mağlup olup kaçarken Filibe altında Meriç Nehri geçidinden Makedone geçerken suda boğulur.

Bütün uğursuz askerleri Sırp keferesi elinde kılıçlara yem olurlar. Filibe şehri ve Beğce şehrine yani bu Zağra şehrine kral olur. Sırplar vilayetini istila edip Zağra Yenicesi'ni ateşlerde yakarlar.

Aradan zaman geçince yine Bulgarlar işgal edip imar ederler. Hala kefere zamanındaki harap olan yapılarının kalıntıları, şehrin kuzey tarafında dağ eteklerindeki bağlar içinde ibret verici temeller açık seçik bellidir.

Daha sonra 766 [1363-64] tarihinde Gazi Hudavendigar ki, Sultan I. Murad'dır ve Edirne fatihidir, daha sonra Kosova savaşında iki kere yüz bin küffarı kırıp pis leşlerini ibret gözüyle seyrederken kefere leşlerinin içinden Miloş Koblaki adında güçlü bir fecere elinde Dahhak kılıcından nişan verir miczem yani [131b] keskin bıçak ile kefereler leşlerinin arasından kalkıp Gazi Hudavendigar'ı vura vura şehit eder. O an o dinsize aman vermeyip pare pare ederler, ama ne faide. Murad Han'ın kalbini Kosova'da defnedip pak vücudunu Bursa'da defn ederler.

O Gazi Hudavendigar ki Edirne'yi feth ettikten sonra bu Zağra Yenicesi Kalesi'ne Lala Şahin Paşa'yı 766 [1363-64] tarihinde başkumandan edip bu kaleyi kuşattığında melun Rum kefereleri batıl dinleri gayretine büyük cengler ederler.

Sonunda fethi kılıç ile cebren ve kahren nasip olur. Fetihten sonra bir daha küffar istila etmeye heveslenmesin için Murad Han fermanı ile Lala Şahin Paşa bu kaleyi yerle beraber eyleyip şehrini İslam diyarına ekleyip Murad Han namı için hutbe okundu. Sonsuza kadar Osmanoğulları'nın elinde Rum diyarının cennet kokulu Şam'ına denk gönül okşayan bir şehirdir.

Hala ( ---) eyaletinde ( ---) sancağı toprağında Çirmen paşasının hassıdır diye ağası yüz adet tabileriyle yönetir. Şer'i hakimi 300 akçe payesiyle gayet yüksek şerif kazadır ama asumani kaza değildir. Zira bu şehrin ulemasının seçkini katı çok olduğundan zulüm ve düşmanlık ettirmezler. Adalet üzerine kadıya senede on kese mahsul olur. Zira (---) adet köylerinden bütün yiyecek ve içecekler bedavadır. Nice kere emekliliği seçen 500 akçe mollalara bu kaza verilmiştir.

Bu şehrin yerleşim yeri tamamen Zağra Sahrası'na kurulu olup bütün çevresi bağlardır. Ve kuzey tarafı uzak dağlardır. Zağra Yenicesi şehri Rum diyarında üçtür, ama bu Yenice toplam yedi mahalledir. Ve tamamı (---) adet güzel hanelerdir. Altlı üstlü bağlı bahçeli baştan başa kırmızı renkli kiremit örtülü donanımlı, bakımlı ileri gelen seçkin sarayları ve diğer halkın ufak tefek kulubeleri ve hüzün haneleridir.

Ve tamamı 7 adet eski mabethanelerdir. Ancak ikisi cuma namazı kılınacak ibadethanedır.

Sarıca Paşa Camii: Sultan Çarşısı'nda olduğundan kalabalık cemaate sahip bir minareli ufak tefek eski bir camidir.

Biri de yine çarşı yakınında Ömer Çerçi Camii'dir.

Bunlardan başkası mahalle mescitleridir.

Ve 7 adet mektebi, 3 adet hanı ve 150 adet dükkanı var.

Ve bir iç açıcı hamamı, Ali Paşa'nındır. Bundan başkası ev hamamlarıdır. Kısacası, oldukça şenlenmekte olan bakımlı kasabadır ama ovası gayet verimli olduğundan birbirine bitişik gayet büyük han ve camili kasabaya benzer köyler ile süslenmiş ovadır. Mahbub ve mahbubesi beğenilir. Zira suyu ve havası tatlıdır.

Halkı Rumeli Çıtağı ve Yörüğü'dür. Ve reayası Rum ve Bulgar keferesidir ki gayet rençber Ferhad kavmidir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗