Zağzağa
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Zağzağa
Bu gölün dört tarafında olan dünyanın acayipliklerinden nice yüz ibretlikler vardır. Bunlardan biri bu gölün (—) tarafında bir harap şehir vardır.
Hazret-i Lût'un şehridir. Filistin iklimindendir. Bunu da Buhtu'n-nasr harap etmiştir. Hâlâ bu gölün kenarında dağı taşı tutmuş bir harap diyardır. Harabeleri bir günde dolaşılamaz. Bunda olan binalar Kisra Kemeri'nden nişan verir. Yüksek sütunlar ve tılsımlı eski eserleri var ki insan hayran olur. Ama etrafı mamur beldeler ile çevrilmiştir ve mahsullü vadileri var. Bu harabeler içinde Vahîdât kabileleri, Rubâh oymakları ve Reşid kabilelerinin koyunları kışlar, büyük mağaralar ve saraylar vardır. Burada bir,
Zağzağa Germâbı: Farsçada germâb, Arapçada ayn-ı hâr, Türkçede ılıca ve kaplıca, Moğolcada (—), Yunancada (—) nerove Latincede bana derler ve Kürtçe'de ise çermik derler. Hekimlere göre akarsuyu kükürt madenine uğrayıp ısısının şiddetinden o su ateş parçası olup bir yerden kaynar. İnsana o kadar faydalıdır ki özelliklerini bir şekilde anlatmak mümkün değildir. Bu Zağzağa ılıcasının özelliklerinden biri, bir cüzamlı 40 gün içse inci tanesi gibi olur. İkinci özelliği, cereb, behak ve frengi hastalıklarını Frenk kılıcı gibi keser. Yakın uzak diyarlardan bu kudret hamamına girip şifa bulurlar. Yine bu gölün kuzey tarafında,
Demâmîr Hamamı derler, bu da kudret hamamıdır. Ama bu dünyanın acayipliklerinden güvenilmeyecek bir yerdir. Anayola yakındır, bütün dostlarla gidip gördük. Maanoğlu girip nikris hastalığından kurtulup faydasını gördüğü için bu ılıca üzerine yüksek binalar yapmış. Çevre köylerden bölge halkı gelip yıkanırlar. Dışarı çıkınca soğuktan sakınmak lazımdır, o zaman faydası olur. Ancak canlı hayvan cinsinden bu ılıcaya düşse tüyü dökülür.
Büyük acayiplik: Bir mendil içinde üç veya beş yahut yedi, kısacası tek yumurta koysan su içinde pişip dışarı çıkarsan biri kaybolup yumurtalar çift kalır. Ama çift yumurta koşan pişip yine çift yumurta çıkar. Mendilde bir yırtık olmadığı hâlde böyle olur, acayip hikmettir. Bazıları,
"Bir cinler müvekkili vardır. İdris Nebî kâhinlerinden bir kâhinin tılsımlı suyudur. Ne zaman tek yumurtayı bu suya koyup pişirseler biri o cine gıda olur. Eğer çift koşalar yine dürüst çift yumurta çıkar, böyle tılsımlıdır" diye anlattılar. Bu ılıcaya genellikle Kudüs ve Safet Yahudileri çok girerler.
Bu Minye Gölü'nde bir adacık vardır, Kudüs yolundan gözükür, ona Ceziretü'n-neml [Karınca Adası] derler, bir küçük adacıktır. Hazret-i Süleyman'a "Ey Süleyman! Sencileyin yedi Süleyman gördüm" diyen zayıf karınca bu adada bulunur, derler ama görmedim.
Bu mahalde Minye Gölü'nün anlatılması tamam olup Minye'den yine kuzeye Ak Taşlık Beli'ni geçip 3 saat sıkıntılar çekip Allah saklasın canımızdan usanıp yaya olarak dert bela çekerek sonunda atlara binip 3 saat daha topraklı yerlerle gidip,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗