Zemzem Kuyusu
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Zemzem Kuyusu
Bu zikrolunan Şâfiî Makamı'nın altında dört köşe bir bina içinde bulunmaktadır. Dört tarafında 4 adet pencereleri vardır. İkisi Beytullah'a bakar ve ikisi minber-i şerife bakar. Bir kapısı var, Büyük Harem içinde doğuya bakar iki kanatlı küçük kapıdır. Bu kapının kemeri üzerinde altın levhalı hat ile bu tarih:
"Sultanü'l-berreyn ve hakânü'l-bahreyn kültü tarihahu bi-lafzı kad benâ'z-Zemzem Mehmed Han, sene 1082" yazılmıştır.
Meğer bu kapıyı Sultan IV. Mehmed yenileyip bu tarihi yazmışlar.
Zemzem kuyusu bu yüksek binanın ortasındadır, kuyu ağzında bir beyaz mermer ağızlık vardır. Boyu bir adam göğsü hizasınca bir büyük kuyu ağızlığıdır. Çepçevre 12 adam kuşatır kuyu ağzıdır. Bu kuyu ağızlığı çepçevre demir bileziktir. Zira bu Zemzem suyu yaratılalıdan beri gece gündüz nice kere yüz bin kova su çekilir. Böyle demir bilezik olmasa kuyu ağzı parça parça olur. O yüzden Zemzem kuyusunun ağzına demir ağızlık etmişlerdir.
Bu ağızlık üzerine dört adam çıkıp demir kafeslere dayanıp dört yerden demir makaralar ile gece gündüz çatal kovalar ile Zemzem suyu çekip hacıları sularlar. Hacılar da Zemzem suyunu içip bu duayı okurlar:
''Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi'an ve rızkan vâsi'an ve şifâe min külli dâin ve min haşyetik" diye gönül hoşluğu ile içip yangınlığını giderirken üzerine döker, bazısı başından aşağı döker, ancak şiddetli sıcaktan hemen giysileri kurur.
Sabah akşam nice kere yüz bin kırba, bardak, testi, tulum ve kova doldurmadadırlar. Bu Zemzem suyu çekenler 40 nefer elleri ve ayakları kınalı iri Araplardır. Her vakit dörder dörder gelip Zemzem suyu çekerler. Her an dört adam tahammül edemez, gece ve gündüz nöbet ile çekerler.
Allah'ın hikmeti bu kadar kere yüz bin kova su çekilir, bir damla eksilmez. Acep âb-ı zülâl hayat suyudur. Nice bin derde devadır. Ancak dünya suları lezzetinde değildir, biraz tuzludur, ama içenin dimağı ham amber ile kokulanır. Bir adam 10 okka içse asla zarar vermez.
Bu dünya sularının hepsinde koku yoktur. Ama bu Zemzem suyunda sabah vaktinde öğle vaktine kadar gül kokusu alınır. İkindi vaktine kadar menekşe koklanır, akşama dek ise yasemin kokusu alınır. Yatsı vaktine dek kâdî kokusu vardır. Ondan sonra saf süt kokusu alınır.
Hatta bu hakir, âlem dışardan habersiz iken Şâfiî vaktinde varırdım. Sanki kuyu bulamaç gibi kaymağı gelmiş süt lezzetinde içip dimağım kokulanırdı.
Ve testilere doldurup bütün İslâm ülkelerine teberrüken hediye götürürler. Ve nice kere yüz bin testi vilâyet vilâyet götürürler.
Bu temiz suyun tabiatı balgamîdir. Safravî adama mutedildir. Bazı tabiata azar verip yetecek kadar içse faydasını görür. Ama her şeyin çok içilip yenmesinde her zaman fayda yoktur. Her ne niyete içsen Allah'ın izniyle faydasını görürsün.
Sözün kısası bütün hastalıklara devadır. Hatta beliğ şairlerden birisi Kâbe-i şerife hasta varıp Zemzem suyundan içip şifa bulunca şu kıtayı söyler:
Yekûlûne Leylî bi'l-ırâkı marîzatün,
Fe yâ leytenî küntü tabîben müdâviyâ,
Aleyye izâ lâkaytü Leylî bi-halvetin,
Ziyaretii Beytillâhi riclâye hâfiyâ
[Mecnun'un meşhur bir şiiri:
Diyorlar ki "Leyla Irak'ta hasta."
Keşke ben tedavi eden doktor olsaydım!
Leyla ile bir halvet yerde buluşsaydım
Yalınayak Beytullah ziyaretini bir borç bilirdim.]
Gerçekten de bir adam doğru inançla içse elbette şufa bulur, zira Hazret-i İsmail mucizesidir. Hakkında nice bin sözler yazılmıştır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗