Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiZeyla
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Zeyla

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Zeyla

Eski zamanda Hindistan raylarının yapısıdır. Sonra 938 tarihinde yine Özdemir Paşa, Portakal elinden fethetmiştir. Bahr-i Muhit kenarında büyük bir kale ve eski şehirdir.

Kalesinin doğu tarafında bir yalçın kaya üzerine yapılmış iç kalesi vardır, çepçevre büyüklüğü 5.700 adım olup beşgen şekilli, şeddadi kargir yapı sağlam kaledir. Bahr-i Muhit içinde 100 mil bir burundadır. İki tarafı biner adet gemi alır benzersiz bir limandır ki sekiz zorlu rüzgarın şiddetinden emindir. Kalenin 2 kapısı var, demir kapılardır, bunlardan biri denize ve biri de karaya bakar. Dizdarı ve 700 neferi vardır. Habeş bölgesinde böyle askeri çok kale yoktur. Bol cebehanesi ve 70 adet topu vardır, zira Habeş'in sınır sonudur.

Buradan doğuya doğru bu Habeş adası, bu Zeyla Boğazı'ndan ta Nil başını dolaşıp Mağrip ülkesinde Sebte Boğazı'na kadar, Mısır kıtasının Bahr-i Muhit kenarları tüm Portakal kafirleri hükmündedir. Ve hala bu Zeyla Kalesi ile Portakal kafiri komşudur.

Bu kaleden paşanın bir ağası 300 tabibiyle kaymakamdır, paşaya senede 40 kese muhasebe verir. Ama bazı sene talihine 5-10 Hindistan gemisi ve 5-10 Portakal Frengi gemisi gelirse 5 kese gümrük hasıl olur. Ama gümrüğü harbe ucuyla verirler. Kafir galiptir, istediği gibi gemilerini bal yağ, koyun ve sığır pastırması ve başka metalarla gemilerini doldurup demir alıp gider.

Eğer paşa ağası bunlar ile iyi geçinirse kakule, inci, zebat, abanoz, fil dişi ve gergedan boynuzu gibi şeylerden kendi rızaları ile gümrük verirler. Hakir vardığımda Kara Naib Kethüdası Mehmed Ağa kaymakam olmuştu, talihine 7 adet Portakal gemisi gelip kale altında demir atıp yattılar ve 40 bin guruş gümrük verdiler. Bütün malları keten bezi, pamuk, çam ağacı çırası ve katran idi. Bu diyarda çırayı suda kaynatıp hastalara verirler ve katranı yiyip zebat gibi yılda bir kere vücutlarına sürüp şifa bulurlar, büyük iksirdir.

Bu kalenin dağlarına Kaderi dağları derler, hesapsız Kaderi kavmi derler, bir kavim vardır, siyah Zencilerdir, ama Allah'ın emri Tatar çehrelidir ve saçları dağınık, cesur ve yiğit kavimdir. Ve gayet güçlü kuvvetli olduklarından ziraat edip dağlarından nice çeşit mahsulat toplayıp satarlar. Hemen yüz kere yüz bin [10 milyon] yaban koyunu, ceylan ve Habeş camızı avlayıp tuz içinde salamura ve pastırma edip Frenk kalyonlarına sattıklarından Portakal bu kaleye onun için çok gelir. Bu Kaderi Dağı'ndaki bu adamlar hep Kadri mezhebinde tertemiz adamlardır.

Kalenin dışında 70-80 bin Banyan kavmi vardır. Hepsi pak ve beyaz suzeni Hindistan tarzı esvaplar giyerler.

Bu kavim ateşperestlerdir. Öldüklerinde cenazelerini ateşte yakarlar ve ateşe taparlar. Ama Balık'tır demezler, ancak baba ve dedelerimizden böyle gördük derler. Gariplik bunda ki bir an cenabet [kirli] gezmezler, hemen o an yıkanırlar. Yemek yeseler ve ihtiyaçlarını giderseler o an yıkanırlar. Bütün vücutları ve elbiseleri misk, ham amber ve zebat ile kokulanmıştır.

Mahbub ve mahbubeleri kızıl, esmer ve beyaz tenli olurlar. Habeş ikliminde Zeyla mahbubesi meşhurdur. Marali ve gazali, kağıt dudaklı, hokka ağızlı, kırmızı, sarı, yeşil, siyah, beyaz, renk renk dişleri var ki her inci dişi bir renk boya ile boyayıp başka bir güzellik vermişler. Çene altları ve gümüş gerdanları da nakışlıdır. Şive ve konuşmaları şirin mahbubları olup kadınlarından hoş, nazik, zarif, aşık-perest çelebilerdir ki böyle aşık-perestlikten sonra sakallanıp ateşperest olurlar.

Bunlar zengin bezirganlardır. Alışverişleri devamlı Hint, Yemen ve Portakal Frenkleri iledir. İskele başında mahzenleri nice kere yüz bin guruşluk eşyalarla doludur.

Genellikle görüşmeleri Hint taifesiyledir. Zira eski zamanda bu diyar Hint elinde iken bu ateşperest kavim Hint'ten kalmıştır. Halen bu Zeyla Kalesi'nde Hindistan tarafından bir elçi, Yemen tarafı imamından bir tübba elçi, Portakal tarafından bir balyoz, İngiliz keferesi tarafından bir konsolos ve Kaderi reayası tarafından bir Sünni bu kalede kaymakam ile yönetimde bulunurlar.

Büyük işlek ve iskele kaledir. Genellikle paşa tarafından hakimi çaşnigirbaşı olur, iyi hükumettir. Kale içinde bin kadar kamıştan ve çalı çırpıdan evler vardır.

1 camii, 1 buğday ambarı ve su sarnıçları vardır. Kaleden taşra suları kuyulardır. 5-10 kadar dükkanları, kahvehane ve bozahaneleri vardır. Başka hane, imaret ve hamam yoktur.

Birinci iklimin tam ortasında olduğundan havası şiddetli sıcaktır ama gayet hoştur. 5-6 kere yemek yesen berrak suyundan içince hemen sindirilir, insan derhal yine acıkır. Ta bu derece hoş ve yumuşak havası vardır.

Ve bu şehrin cimaı gayet lezzetlidir. Hıtayi dedikleri kadınlarından küsam-ı hasıl-ı kam, masdar-ı insan-ı kan bu diyara mahsustur. Her cemiyette bakire bulunur mahbubeleri vardır.

Gerçi şiddetli sıcaktan insan esvap giyemez, ancak bir beyaz ihram sırtında ve bir ihram kemerinde, bazı mahalde ikindi vakti çıplak da dursan, şiddetli sıcağı ve soğuğu etkili değildir. İnsan daima sağlıklı durur. Ve her gün birkaç kere cima edip denize girsen asla zarar vermez. Zira denizi Kızıldeniz değildir, Bahr-i Muhit'tir. Bu Zeyla Boğazı, Süveyş Denizi'nden dışarıda bulunmuştur. Ne kadar bu denize girilse insanın avret yerlerini yakmaz. Zira bu Bahr-i Muhit'te şap olmaz. Ve şap korkusu olmadığından bu şehre büyük Hindistan karakaları, Portakal karavanaları, filipota gemileri ve İngiltere barçaları gelip korkusuzca yanaşırlar. Her biri biner adam ve üçer yüz top çeker kalyonlardır.

Bu şehrin doğu tarafı karşısı 700 mil Hindistan'ın Devabad ve Ahmedabad iskeleleridir ki bu Zeyla ile karşı karşıyadır. Ve bu Zeyla'ın yıldız tarafına karşısı 300 mil Yemen iskelesinden (- -) iskelesidir ki Yemen'in sınır sonudur. Oradan öte doğuya Lahsa'nın hükmüdür. Ama hakir Hint'e ve Lahsa'ya varmadım, Allah'ım hayırla nasip etsin.

Sözün kısası bu diyar, Habeş vilayetlerinin yüz suyudur. Zira bu diyarda nesim rüzgarı esip insana yeniden hayat verdiğinden başka her an Anadolu ve Rumeli'de olduğu gibi bol bol yağmur yağar. Genellikle Nisan yağmurları iri inci gibi tane tane yağdığı sırada deniz yüzünü sedefler süsleyip Nisan tanesini kapmaya hazır dururlar. Allah bilir ya, bazı sedef 10 kere, bazısı 5 kere ve bir kısmı da 1 adet Nisan damlasını kapıp denizin dibine daldığını birkaç kere gördük. Bu rahmet yağmurlarının damlaları ovalara, çöllere ve ibretlik dağlara düşünce Allah'ın emriyle o kadar çeşit otlar ve bitkiler yetişir ki dere ve tepelerde atların ve çiçeklerin güzel kokuları insanın dimağını kokulandırır.

Bu yetişen otlardan bütün hayvanlar atlayıp beslenip etlenirler. Koyunu, kuzusu, keçisi, sığırı, devesi, camızı, ceylanı ve sığını o kadar semizleşip etleri o kadar hoş olur ki ham amber ve misk gibi kokar.

Denizinde nice kere yüz bin çeşit balıklarında da misk kokusu vardır. Bu hayvanların etlerinden yiyenler o kadar güçlü ve sağlıklı olur ki her gece ehli ile 5-10 kere alt üst olup Adem ve Havva güreşi ederler. Gayet besleyici etleri vardır.

Bu diyarda adamın görme gücü fazla oluyor. Zira bu hakir Funcistan'ın Firkaniye Vilayeti'nde iken o şiddetli sıcakta gözlerime sanki bir perde inip gece hasta olup gündüz yine eskisi gibi olurdum. Bu Zeyla şehrinde safa edip tam bir ay kalıp gözlerim ceylan gözüne döndü, Arap meşalesi gibi aydınlanıp Rabb'ime şükrettim. Bu hayvanların etinden yiyerek vücuda biraz takviye olup biraz şişmanlayınca hakirin biraz erkeklik damarları canlanıp emmare, levvame ve mühmile adlı eski yoldaşlarımız harekete geçti. Cima damarları suyu hareketlendirip zarfa meçik beşe adlı silahımız biraz oyunculuğa başlayıp gözü ve kellesi kızarıp kan etmek istediğimde, Allah razı ola razıyye, marzıyye ve mutmainne adlı gerçek dost amellerimiz razı olmayıp hakirin epsem emrine itaat edip öpsem izniyle hevesleri def edip kanaat ettiler. Bu latifeden maksat bu Zeyla şehri, kısacası bu Habeş diyarı gayet güçlendirici diyardır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗