Yer hakkında
Hatice Turhan Sultan Türbesi hakkında
Hatice Turhan Sultan (ö. 4 Ağustos 1683, Edirne), Osmanlı padişahı Sultan İbrahim'in eşi ve IV. Mehmed'in annesidir. 5 yıl kadar bir süre saltanat naibesi sıfatıyla Osmanlı Devleti'ni yönetmiş ikinci valide sultandır. Osmanlı Tarihinin en uzun valide sultanlık yapan ve kadınlar saltanatının sonunu getiren sultandır.
Oğlunun yaşının küçüklüğü sebebi ile bir çeşit “padişah naipliği” yapan Turhan Sultan artık devletin her işi ile bizzat meşgul oluyor, önde gelen idarecilere yazılı emirler gönderiyor, onlara akıl veriyor ve gerektiğinde de hesap soruyordu.
Turhan Sultan'ın Topkapı Sarayı Arşivi'nde muhafaza edilen emirlerinden bugüne kadar sadece birkaçı yayınlanmış ama tamamına ulaşılamamıştı.
Ünlü Türk tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, saray arşivinde yaptığı çalışmanın neticesinde Turhan Sultan'ın 164 adet mektubunu, daha doğrusu devlet adamlarına gönderdiği yazılı emirleri buldu. Bazı mektuplar ile ilgili olarak geçmişte yapılan hatâları düzeltti ve belgelerin tamamını geçtiğimiz günlerde kitap halinde yayınladı.
Prof. Afyoncu'nun bulduğu belgeler, Osmanlı Tarihindeki asıl "demir leydi”nin Hürrem Sultan veya Kösem Sultan değil, Hatice Turhan Sultan olduğunu gösteriyor. Yayınlanan belgelerin ortaya çıkarttığı ve bugüne kadar bilinmeyen başka bilgiler de var: Çanakkale'deki istihkâmların güçlendirilmesinden askerin maaşının zamanında ödenmesine, yeniçerilerni muhtemel başkaldırılarının önüne geçilmesinden ekmek fiyatlarının sabit kalmasına kadar devletin hemen her işi ile bizzat alâkadar olan Hatice Turhan Sultan, pek çok mühim karara imza atmıştır.
Sultan Dördüncü Mehmed döneminde sadrazamlığa getirilen Tarhuncu Ahmed Paşa, Girit'i fethetmek, donanmayı yeniden kurmak ve devlet bütçesini düzenlemek için çalışmalar yaptı. 1652 yılında sadrazam olan Tarhuncu Ahmed Pasa, bütçeyi denkleştirmek için verilen gereksiz hediye ve bahşişleri sınırlandırdı.
Saray harcamalarını azaltmaya çalışan, ilk kez mali yıl bütçesini önceden hazırlayan Tarhuncu Ahmed Paşa, farklı sebeplerden ötürü idam edildi. (1653).
Turhan Sultan, Kösem Sultan'ın siyaset perdesinden çekilmesinden sonra güçlü bir iktidar kurmaya çalıştı. Girit Seferi nedeniyle dar olan hazine ve barut imkanlarını en iyi seviyede kullanmaya çalıştı. Geniş bir istihbarat ağı kuran Valide Sultan her olayla ilgileniyor ve askerlerin ulufeleri, seferin gidişatı ve hatta tersaneciliğin düzgün gidip gitmediğine kadar kontrol ediyordu. Şu anda Topkapı Sarayı'ndaki 164 mektubu vasıtasıyla Turhan Sultan'ın Osmanlı Devleti'nin en kudretli Valide Sultanlarından biri olduğu söylenebilir.
Bre Ömer! Bre eşek! Bu senin söylediğin söz nasıl sözdür? Sus! O çeşit türrahatı (zırvayı) ağzına alma. Birkaç günlük ömür için din ve devlete düşman ve kafirler gibi ihanet mi edelim? Ve cihan durdukça lanete siper olup, ocağımızın temeli yıkılıp, harap olmaya sebep ve illet mi olalım? Allah’a hamd olsun Müslümanız. Kavgamız devlet ve dünyaya aittir. Sözümüz oldu, ne güzel… Olmadı, emir Allah’ındır. Kazaya rıza… Önce beni, sonra sizi öldürürler. Bir can için devlete ve Allah’ın kullarına suikast layık mıdır?
Senelerdir ocak ağalarının zorbalıklarından muzdarip olan İstanbul halkı bunların katledilmesini savunurken, Turhan Sultan yeni bir yeniçeri ağası tayin ederek toplu bir katliamın önüne geçebildi. Böylece halkla askerin çatışması önlendi.Birkaç gün sonra ise başta Bektaş Ağa olmak üzere önde gelen ocak ağaları saklandıkları yerlerden çıkarıldılar ve daha sonra öldürüldüler.
Uzun zamandır sürdüğü iktidarda dışarıda büyük zorluklarla karşılaşan Turhan Sultan, tüm bunların ötesinde devlet içerisinde isyancılarla uğraşmak zorunda kaldı. Mart 1656'ya gelindiğinde yaşanan "Vaka-i Vakvakiye" de tüm bu olanların en ağırıydı. Turhan Sultan'ın en yakını olan Meleki Hatun bu ara öldürüldü. Ama kısa zamanda o dönemin sadrazamı olan Mehmed Paşa'nın girişimi ile isyanın elebaşıları saraya davet edilme bahanesiyle öldürüldü. Böylece devlette kangren olmuş son sorun da aşıldı. Böylece sakin bir ortam sonunda oluşmuştu.
Büyük Valide Kösem Sultan ve ocak ağalarının öldürülmesi ile sonuçlanan ayaklanmanın neticesinde iktidar, içoğlanları ve onlarla işbirliği yapan bazı kişilerin eline geçmiştir. Bunlar daha önceki ayaklanmalardan ders almayarak, devlet işlerine karışmak, hazineden gereksiz harcamalar yapmak, yetkilerini kötüye kullanarak kendilerini resmî görevlerinden üstün saymakta idiler. Bu arada Girit Savaşı'nın sürmesi ve başarı elde edilememesi hükûmet otoritesini sarsmıştı. Paranın değer kaybetmesi iktidarı ellerine geçiren içağaları ve yardımcılarına karşı düşmanlığı artırmıştır. Görevliler her aksayan işin sorumluluğunu bunlara yüklemekte idiler. Bu sebeple İstanbul'da halk ayaklanmaya hazır bulunuyordu. Bu ayaklanmaya önderlik edecek olanlar arasında Kaptan-ı Derya Zurnazen Mustafa Paşa ile Bostancıbaşı Hasan Ağa bulunuyordu. Bu sırada Girit'ten dönen yeniçerilerin aylıklarının ödenmemesi üzerine Ağa Kapısı'na başvurduklarında Kulkethüdası tarafından tahkir edilmeleri ve sadrazam Ermeni Süleyman Paşa'nın ödeneklerinin düşük akçe olarak dağıtılması hoşnutsuzluğu artırmıştır.
Paşa’ya selâmdan sonra bildirilir ki: Saadetli arslan oğluma ‘Donanmayı bu hafta Perşembe günü çıkartırız’ demişsin. Şimdi şöyle çalışasın ki sözün doğru çıksın, zira padişahların huzurunda gerçek olmayan sözler söylemek hatadır. Ziyadesiyle dikkat edip sözünüzü doğru çıkarmalısın. Perşembe günü işin bitmesi için çalışın. Nice düşmanların gözü kör olsun. Ve hem ‘Zâhiren bizim düşmânımız var, efendimize bizi yanlış anlatırlar’ diye buyurmuşsun. Gerçi düşmansız kimse olmaz. Lâkin siz doğrulukla hizmet edip din ve devleti kayırdıktan sonra, hâşâ, Hakk Teâlâ kuluna zulmetmez. Hemen siz cân u gönülden çalışın. Göreyim sizi, sözünüz padişahın huzurunda yalan çıkmasın. Donanmanın perşembe günü çıkmasına çalışın ve bizi de doğru neticeden haberdar edin. Valide Sultan.
Turhan Sultan'ın Sadrazam İpşir Mustafa Paşa'ya yazdığı emir:
...Ne istiyorlar? Muradları nedir? Elbette bunları bir tahrik eden vardır, zaten bir-iki kişiden biz işkilleniyoruz. Tamamen bir fesat başı olan azledilmiş defterdar ‘Ben Valide Sultan’a sekiz yüz kese vereyim, o da sadrazamlıkmührünü bana versin’ diye ona-buna gidip konuşuyormuş. Allah saklasın, bana ne para lâzımdır, ne de sadrazamlık mührünü satarım. Bu nasıl sözdür? Mühür parayla verilmez, kim din ile devleti kayırıp güzel ve doğru hizmet ederse ona verilir. Allah bilir ki, bunları işittim ve ziyadesi ile elem çekip gazaba geldim. Bu cevaplardan senin haberin var mı? Bilmiş olasın! Defterdarı arayıp bulup getirttiniz mi? Elbette ilgilenip hesaplarını görüp şeriata havale edeceksiniz. Böyle fesat başlarının kalmalarının lüzumu yoktur, zira el altından tahrik ederler. ....Valide Sultan.
Turhan Sultan, 1652 yılında Girit'e gidecek donanmanın İstanbul'dan ayrılma tarihinin yaklaşmasına rağmen hazırlıkların bir türlü tamamlanmaması üzerine Sadrazam Gürcü Mehmed Paşa'ya “Beni aldatıyorsun” diyordu:
Paşa’ya selâmdan sonra bildirilir ki: Donanma ile niçin ilgilenmiyorsun? Huzurumuza gelüp ‘Herşey hazır ve mükemmeldir’ diye hep aldatıyorsun. Adam gönderip kontrol ettiriyorum, ortada bir nesne yok. Siz ‘1200 kürekçi lâzımdır” diyorsunuz, yoklatıyorum, üç binden fazla kürekçi yok. Artık yeter, para veriyoruz! Cephane için para istiyorsunuz, veriyoruz, bitmiş olması lâzımdı. Bu âna kadar tamamının bitmesi gerekirdi. Hep huzurumuzda lâf edip gidiyorsun, bu işin aslı nedir? Vallahi ‘Bildim, bilmedim’ demeyesin. On-on beş gün içinde donanmayı kusursuz şekilde ortaya çıkartmazsan artık kendin bilirsin. Dini ve devleti kayırmak böyle mi olur? Ümmet-i Muhammed’in hizmeti böyle mi olur? Eğer doğrulukla hizmet etmezseniz pâdişâhın ekmeği size haram, cümle ümmet-i Muhammed’in günâhı ve vebâli de boynunuza olsun. Eski emektarsınız diye sizlere inandık ama ne güzel hizmet idüp yüzünüzü ağartırmışsınız! Size düşen bize bunları söyletmemek, işleri her gün gözden geçirtmemek idi. Şimdi bildiriyoruz ki gözünüzü açıp mukayyet olun! Tershane’ye niçün boş yere gidip oturup bakınıyorsun? İyi hizmet et, ziyadesiyle dikkatli ve mukayyet ol, sonra kendin bilirsin. Size düşen Kaptan Paşa’ya tenbih edip ‘Ne lâzım ise bildir, vereyim’ demek ve parayı vermektir. Siz kusur etmediğiniz takdirde suç kaptanındır ama siz böyle yapmıyorsunuz. Valide Sultan.
Turhan Sultan'ın Sadrazam Gürcü Mehmed Paşa'ya gönderdiği bir başka emir:
Paşa’ya selâmdan sonra: Askerin maaşı meselesi ile ilgileniyor musun? Bu hafta içinde ödeyebilecek misiniz? Ziyâdesiyle ilgilenip bize lâf getirmeyin. Maaşların ödenmesinin gecikmesi hâlinde size de, bize de zarar geleceğini bilirsiniz. Allah’ı severseniz gayret gösterin, ödemeler bu haftadan sonraya uzamasın. Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık. Şimdi ziyâdesiyle gözünüzü açıp her şekilde hizmete devam edesin. Geciktirilecek zaman değildir. Bu düşünce yüzünden geceleri uykunun bize haram olduğu Allah’ın mâlûmudur. İçeride bize, dışarıda da size ümmet-i Muhammed’i korumak, din ile devleti izleyip gözetmek düşer. Herkesin ve önde gelen din adamları ile sizin göreviniz ağız birliği etmek, her şekilde etrafı kollamak, zulmedenleri arayıp izlemek, bunları uyarmak, cezalandırmak ve düzeni korumaktır. Etraftan ‘Ödenmeyen maaşlar çoktur, para da yetişmiyor’ diye sözler işitiyoruz. Bunun gereğini yerine getirin. ... ‘Halka zulmedildiğini duyarsam siz bilirsiniz’ diye tenbih edin ve Allah’ı severseniz bu hususlarda dikkatli davanın. Donanmaya da özen gösterin, Kaptan Paşa’ya işlerin yapılma zamanının geldiğini söyleyin. Bizi fazla konuşturmadan hayır duamızı almanızı istiyoruz, göreyim sizi. Valide Sultan.
Turhan Valide Sultan Viyana yenilgisinin haberi gelmeden bir sene önce 4 Ağustos 1683'te öldü ve cenazesi kendi tamamlattığı Yeni Camii'nin avlusundaki Turhan Sultan Türbesi'ne gömüldü.
Turhan Sultan'ın bilinen ilk hayır eseri 1653'te Beşiktaş'ta yaptırdığı çeşmesi olup günümüze ulaşmamıştır. Venedikliler'le olan savaş sırasında (1645-1669) duyulan ihtiyaç sonucu Çanakkale Boğazı'nın her iki yakasında Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'un fethinden sonra inşa ettirdiği iki kalenin (Rumeli tarafında Kilîdü'l-bahir, Anadolu tarafında Kal‘a-yı Sultâniyye) güneyinde birer kale, Rumeli tarafında Seddülbahir, Anadolu tarafında Sultâniye/Kumkale, yaptırmıştır. Her birinde birer cami, sıbyan mektebi, hamam ile ev, dükkân ve çarşılar bulunuyordu. Kaleler padişah tarafından 1659 sonbaharında inşaat devam ederken, 1661 yazında inşaat tamamlanmak üzere iken ve 1665 sonbaharında ziyaret edilmiştir.
İkincisinde Turhan Sultan da bulunmuştu. İnşasını III. Murad'ın zevcesi ve III. Mehmed'in annesi Safiye Sultan'ın başlattığı Eminönü'ndeki Yenicami, Turhan Sultan tarafından tamamlatılmıştır. 1598'de başlayıp denize yakınlığı dolayısıyla zor ve masraflı ilerleyen inşaat, III. Mehmed'in 1603'te ölümü ve Safiye Sultan'ın 1605'te Eski Saray'a naklinin ardından yarım kalmıştı. Pencere altına kadar yükselmiş durumdaki bina, elli altı yıllık bir aradan sonra bir cami yaptırmak isteyen Turhan Sultan tarafından mimarbaşı Mustafa Ağa'nın yönlendirmesiyle bitirilmiş (1663-64), 30 Ekim 1665 Cuma günü açılışı merasimle yapılmış, inşasına toplam 3080 kese akçe sarf edilmiştir. Yenicami Külliyesi cami, hünkâr kasrı, dârülkurrâ, sıbyan mektebi, sebil, çeşme ve türbe ile Mısır Çarşısı'ndan oluşmaktadır. Turhan Sultan camiye kitap vakfetme geleneğine uyarak hem Çanakkale Boğazı kıyısında yaptırdığı kaleler içindeki camilere hem de Yenicami'ye kitaplar vakfetmiştir.
Ayrıca Kandiye Kalesi'nin alınmasının (1669) ardından kale içerisindeki binaların tamiri Turhan Sultan adına yapılmış, Saint Salvador Manastırı onun adına camiye çevrilmiştir. Kardeşi Yûsuf Ağa adına Rumelikavağı'nda bir Cami, İstefe'de bir han, Resmo'da bir cami ve mektep inşa ettirmiştir. Diğer bazı vakıflarıyla ilgili vakfiyesi de mevcuttur.
Hatice Turhan Sultan Türbesi hakkında doğrulanabilir bilgiler
Hatice Turhan Sultan Türbesi, İstanbul konumunda bulunan ve açık veri kayıtlarında “Anıt” kategorisinde sınıflandırılan bir keşif noktasıdır. Bu sayfa, ziyaret öncesinde konumu doğrulamak ve yakın çevredeki diğer duraklarla birlikte bir rota oluşturmak isteyen gezginler için hazırlanmıştır.
Hatice Turhan Sultan Türbesi nerede?
Konum İstanbul il sınırları içindedir. Harita noktası 41.0162025, 28.9719047 koordinatlarıyla gösterilir. Yol koşulları ve giriş düzeni zamanla değişebileceğinden hareket etmeden önce güncel harita verisinin kontrol edilmesi önerilir.
Ziyaret öncesi planlama
Ziyaret süresini belirlerken mevsim, hava durumu, ulaşım biçimi ve yakın çevredeki diğer kültür veya doğa durakları dikkate alınmalıdır. Sayfadaki yol tarifi bağlantısı doğrudan kayıtlı koordinatı hedefler. Özel mülkiyet, ibadet düzeni, koruma alanı veya dönemsel giriş kısıtlaması bulunabileceği için sahadaki yönlendirmeler esas alınmalıdır.
Kaynak ve içerik yaklaşımı
Temel konum ve sınıflandırma bilgileri OpenStreetMap açık verisinden alınır. Wikipedia veya Wikidata eşleşmesi bulunduğunda ansiklopedik bilgi kaynak bağlantısıyla birlikte eklenir; uygun lisanslı fotoğraflar Wikimedia Commons üzerinden gösterilir. Doğrulanamayan tarih, ücret ve çalışma saati bilgileri otomatik olarak üretilmez.
Vikipedi’de oku ↗OpenStreetMap kaydını aç ↗
Gidenler ne diyor?
Yorumlar yayınlanmadan önce kontrol edilir.
Bu yeri deneyimlediysen ilk notu sen bırak.