Ana sayfa›İstanbul›Yavuz Sultan Selim Türbesi
ANIT · İSTANBUL

Yavuz Sultan Selim Türbesi

I. Selim veya bilinen adıyla Yavuz Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğu'nun 9. padişahı ve 88. İslam hâlifesidir. "Hâdimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn" unvanına ve divan edebiyatındaki "Selîmî" mahlasına sahiptir. Babası sekizinci Osmanlı padişahı II. Bayezid, annesi II. Gülbahar Sultan'dır. 1512-1520 yılları arasında süren yalnızca 8 yıllık saltanatında Osmanlı İmparatorluğu'nu muazzam bir hızla genişletti ve özellikle 1516 ile 1517 yılları arasında düzenlediği Büyük Mısır Seferi ile tüm Doğu Akdeniz

GENEL BİLGİ

Yer hakkında

Yavuz Sultan Selim Türbesi hakkında

I. Selim (Osmanlıca: سلطان سليم اول, romanize: Sultan I. Selim) veya bilinen adıyla Yavuz Sultan Selim (d. 10 Ekim 1470 - ö. 22 Eylül 1520), Osmanlı İmparatorluğu'nun 9. padişahı ve 88. İslam hâlifesidir. "Hâdimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn" (iki kutsal caminin hizmetkârı) unvanına ve divan edebiyatındaki mahlasıyla Selîmî. Babası sekizinci Osmanlı padişahı II. Bayezid, annesi II. Gülbahar Sultan'dır. 1512-1520 yılları arasında süren yalnızca 8 yıllık saltanatında Osmanlı İmparatorluğu'nu muazzam bir hızla genişletti ve özellikle 1516 ile 1517 yılları arasında düzenlediği Büyük Mısır Seferi ile tüm Doğu Akdeniz ile Mısır dahil önemli Orta Doğu bölgelerini ele geçirdi. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlandı ve Mısır'da hüküm süren Memlûk Devleti'ne son verildi. Devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu'nu da ele geçiren Osmanlılar, bu sayede doğu ticaret yollarını da tamamen kontrolleri altına aldılar.
10 Ekim 1470 tarihinde Amasya'da doğan ve şehzadeliğini Trabzon'da geçiren I. Selim, Osmanlı tahtına babası Sultan II. Bayezid'e karşı darbe yaparak çıktı. Şehzade Selim'e kızı Ayşe Hatun'u vermiş olan Kırım Hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etti. 1512'de tahta çıkan Sultan Selim, babasının son dönemlerinde doğuda ortaya çıkan Şii Safevî tehlikesine karşı mücadeleye girişti. İki sene sonra İran'a yaptığı seferde Safevî hükümdarı Şah İsmail'i Çaldıran Muharebesi ile mağlup etti, ülkenin başkenti Tebriz'e kadar ilerledi ve bundan sonra "Yavuz" lakabıyla anılmaya başladı. 1515'te, Sadrazam Hadım Sinan Paşa öncülüğünde gerçekleşen Turnadağ Muharebesi ile Dulkadiroğulları Beyliği'ni ortadan kaldırdı ve Anadolu'daki Türk siyasi birliğini tam anlamıyla sağladı.
İran seferinden sonra Memlûk Devleti'ne karşı harekete geçen I. Selim, ''Büyük Mısır Seferi'' olarak bilinen seferde yapılan Mercidâbık, Gazze, Ridâniye ve Kahire muharebeleri ile Memlûkleri yıkarak Suriye, Filistin, Levant, Mısır ve Hicaz gibi stratejik bölgeleri devletin topraklarına kattı. Seferden sonra İslam peygamberi Muhammed'in Kutsal Emanetler olarak kabul edilen eşyalarını İstanbul'a getirtti. 1520'de Batı'ya doğru yola çıkan Sultan Selim, 22 Eylül 1520 tarihinde Çorlu'da bulunan ordugâhında, sırtında çıkmış olan büyük bir çıban yüzünden 49 yaşındayken öldü ve yerine oğlu Süleyman geçti. Türbesi İstanbul'un Fatih ilçesindeki Yavuz Selim Camii'nde yer almaktadır.
1520'deki ölümü sırasında Osmanlı İmparatorluğu, Selim'in 8 yıllık hükümdarlığı sırasında yüzde yetmiş kadar büyüyerek yaklaşık 3,4 milyon kilometrekareye yayıldı. Selim'in Orta Doğu'yu ve özellikle İslam dünyasının kalbi olan bölgeleri fethetmesi ve Mekke ve Medine şehirlerine giden hac yollarının kontrolünü üstlenmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nu önde gelen Müslüman devletlerden biri yaptı. I. Selim'in fetihleri, imparatorluğun coğrafi ve kültürel ağırlık merkezini önemli ölçüde Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kaydırdı.

Sert mizacı ve cesaretinden dolayı "Yavuz" olarak anılan ve Osmanlı belgelerinde adı "Selim Şah" olarak geçen I. Selim, 10 Ekim 1470 tarihinde babası Şehzade Bayezid'in sancakbeyi olduğu Amasya'da dünyaya geldi. Annesi, kimi kaynaklara göre Dulkadiroğulları beyi Alaüddevle Bozkurt Bey'in kızı Gülbahar Hatun, bazılarına göre ise Alaüddevle Bozkurt Bey'in kızı Ayşe Hatun'dur. Tarihçi Feridun Emecen, annesinin adının Gülbahar diye gösterilmesinin bir yakıştırmadan ibaret olduğunu, annesinin "Ayşe Hatun" olduğu bilgisinin 16. yüzyıl tarihçilerinden Cenâbî tarafından açık şekilde zikredildiğini aktarmıştır. Bu durum Selim'in annesinin adının kronolojik analizler çerçevesinde Ayşe Hatun da olabileceğini göstermektedir.
Kaynaklarda daha küçük yaşta iyi bir eğitim gördüğü ve babası Bayezid'in kendine özel hoca tayin ettiği belirtilir. Meşhur bir rivayete göre, on yaşlarında iken dedesi Fatih Sultan Mehmed tarafından kardeşleri Ahmed, Korkut, Mahmud, Âlemşah ve amcası Cem'in oğlu Oğuz Han ile birlikte İstanbul'a çağrıldı. Fatih torunlarına büyük ilgi gösterdi, onları sünnet ettirdi ve bir ay süren şenlikler düzenlendi. Bu, muhtemelen Selim'in dedesi Fatih'i ilk ve son görüşü oldu, ancak bu olay onun hâfızasında önemli bir yer kazandı. Daha sonraki bir rivayete göre, sonraları kendine Fatih Sultan Mehmed'in bir resmi gösterildiğinde çocukluğunda onun dizlerinde büyüdüğünü, yüzünün şeklinin hayalinden silinmediğini belirtmiş, nakkaşın resmi dedesine tam olarak benzetemediğini söylemiştir.

Sultan II. Bayezid'in 8 oğlu olmuştu. Bunlar yaş sırası ile Abdullah, Şehinşah, Âlemşah, Ahmed, Korkut, Selim, Mehmed ve Mahmud'dur. Ahmed, Korkut ve Selim dışındakiler babalarının sağlığında ölmüşlerdi. Selim Trabzon, Korkut Saruhan, Ahmed ise Amasya illerinde görev yapıyordu. Selim'in oğlu Süleyman, Kefe'de sancakbeyi iken; Ahmed'in oğlu ise Bolu sancakbeyi olarak görev yapıyordu. Karaman valisi Şehzade Şehinşah'ın 1511 yılındaki ölümü üzerine, Beyşehir'de bulunan oğlu Mehmed, Konya'ya tayin edildi. Şehzade Âlemşah'ın oğlu Osman ise Çankırı sancakbeyi olarak görevdeydi. Şehzade Mahmud'un oğlu Orhan, babasının Manisa'ya (Saruhan) nakli ile Kastamonu'ya atanmış, Mahmud'un diğer oğlu Musa ise Sinop'un sancakbeyi olmuştu. Şehzade Mahmud'un en küçük oğlu Emirhan'ın ataması ise çok küçük olduğundan henüz yapılmamıştı.
Şehzade Selim, Trabzon valiliği sırasında askeri başarılardan dolayı yeniçerilerin desteğini arkasına almıştı. Ancak Osmanlı bürokrasisi, Şehzade Ahmed'in tahta çıkmasını desteklemekteydi. Manisa vilayetinde bulunan Şehzade Korkut'un erkek çocuğu olmadığından tahta çıkma şansı az olarak görülmekteydi. Konya'daki Şehzade Şehinşah ise, 2 Temmuz 1511'de babasından 6 ay evvel öldüğünden taht kavgasına dahil olmamıştı.
Şehzade Selim, uzun zamandır kötü giden devlet işlerinden ötürü babasının hükümdar olarak gücünün giderek zayıfladığını, özellikle Amasya'da bulunan ağabeyi Ahmed'in taht için en başta gelen aday sıfatıyla öne çıktığını fark etti ve bu durumu kabullenmedi. Böylece bir taraftan kardeşleri, diğer taraftan ise babasıyla taht için zorlu bir mücadeleyi göze almaktan çekinmedi. Fatih Kanunnâmesi'ne göre, hükümdar olan kişi devletin selâmeti için diğer kardeşlerini öldürecekti. Bunun için kardeşleri Korkut ve Ahmed'i yakından takip ediyordu. Diğer taraftan Selim'in Trabzon'da kazandığı başarıları her tarafta duyulmuş, lehine propagandalar yapılmaya başlanmıştı.

Saltanatı ele geçirmek için kardeşleri gibi Selim de hazırlık yaptı ve kendi askerlerine ek olarak Kırım Hanlığı kuvvetlerinden de istifade etti. Rumeli'ye geçtiğinde yanında Kırım Hanı'nın küçük oğlunun komutasında 350 kadar asker de vardı. Ayrıca taraftarları sayesinde Yeniçeri Ocağı'nın desteğini de elde etmişti. Selim, kendine Trabzon'a ilaveten Kefe verildi ise de bunu kabul etmedi. Bunun üzerine kendine nasihat vermesi amacıyla ulemadan kişiler yollansa da Selim bunları geri çevirdi. Anadolu'da nereyi istersen verelim önerisi gelse de, istediği gibi bir cevap alamayınca derhal Kırım Hanı'ndan aldığı kuvvetle Silistre yoluyla Rumeli'ye geldi. Ulemalar tekrar yollansa da, Selim buna da kesin olarak ret cevabı verdi. Ayrıca Selim'in bu hareketinden önce, Şehzade Korkut da babasından izin almaksızın Antalya'dan kalkıp Manisa'ya gitmişti. Bu hareketleri doğru bulmayan Şehzade Ahmed, babası Bayezid'den Korkut ve Selim'i öldürtmek için izin istedi, ancak Bayezid bunu kabul etmedi.
Şehzade Selim'in Rumeli'ye geçişi İstanbul'da duyulunca, Selim üzerine asker sevk edilmesi konusu gündeme geldi. Bunu haber alan Selim asi olmadığını, babasına saygılarını arz etmek için geldiğini beyan etti ve kendine nasihat için babası tarafından yollanan elçiye itibar etti. Bunun üzerine İstanbul'a dönen elçi, Selim'in babasının elini öpmek için geldiğini söyledi.
Selim karşıtları bu oyunu kabul etmeyerek Selim'in üzerine Rumeli beylerbeyi Hasan Paşa'yı gönderdiler, ancak Hasan Paşa savaşmaksızın Edirne'ye döndü. Bunun üzerine Sultan II. Bayezid, bizzat oğlu Selim'e karşı harekete geçti. II. Bayezid yaşlı olduğundan ötürü arabayla hareket etti ve Çukurçayır denilen yerde Selim'in ordugâhının karşısına geldi. Selim karşı taraftan taarruz olmadıkça kesinlikle saldırılmamasını emretti. Bayezid, binmiş olduğu arabanın penceresinden elini öpmeye gelen oğlunun kuvvetleri gösterilince duygulandı ve Rumeli akıncıları ve sancakbeylerinin de etkisiyle herhangi bir çatışmadan vazgeçerek taraflar arasında bir anlaşma yaptı. Anlaşma sonucunda II. Bayezid, veliaht yapılacağı dedikoduları olan Şehzade Ahmed'in veliaht yapılmayacağını temin etti ve hayatta bulunduğu müddetçe şehzadelerden herhangi birini saltanat makamına geçirmeyeceğine dair söz verdi. Ayrıca Şehzade Selim'e Rumeli'den istediği Semendire Sancağı verildi ve bununla beraber bu sancağa Alacahisar ve İzvorvik sancakları da eklendi.
Yaşanan bu gelişmeler üzerine Şehzade Ahmed, babasına yazdığı mektupta, Selim'in askeriyle babasının üzerine yürümesine rağmen kendine üç sancak ve buna ek olarak beş yüz bin akçe verilmesini eleştirdi ve sadece üç sancak da olsa bunun Rumeli'nin tamamen verilmesi demek olduğunu, hükümdarlığına sadece bir hutbe ve bir de sikke kaldığını, hâlbuki kendinin babasını asla incitmediğini belirtti. Ayrıca babası sağ oldukça saltanatta kesinlikle gözü olmadığını, ancak asi kardeşi üzerine gitmesine izin verilmesini istedi. Böylece veliaht tayini işini de önleyen Selim, komutasındaki askerlerle Semendire'ye gitmeyip Eski Zağra ve Filibe taraflarında kaldı ve Semendire'ye bir vekil gönderdi.

Şehzade Selim, Semendire'ye gitmeyip yolda oyalanırken ve merkezden sancağa gitmesi emredilirken; kendi Şahkulu meselesinin sonuçlanmasını beklediğini arz ediyordu. 1511 yılının Nisan ayında, Safevî hükümdarı Şah İsmail'i kurtarıcı olarak kabul eden Şahkulu önderliğindeki Kızılbaşlar tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na karşı gerçekleştirilen Şahkulu İsyanı'nda Şahkulu ile savaşıldı ve çıkan savaşta Sadrazam Hadım Ali Paşa öldürüldü. Şehzade Ahmed ise asileri takip etmek yerine Amasya'ya döndü, bu yüzden askerlerin Ahmed'e desteği azaldı. Hadım Ali Paşa'nın öldüğünü öğrenen Sultan Bayezid, yine aynı zamanlarda Karaman valisi olan oğlu Şehzade Şehinşah'ın da ölüm haberini alınca, saltanattan kati surette çekilmeye karar verdi. Devletin ileri gelenlerini davet edip görüştü. Çoğunluk, Şehzade Ahmed'in hükümdar olmasını destekledi. Hadım Ali Paşa'nın yerine sadrazam olan Hersekzâde Ahmed Paşa ise bu karara katılmadı; padişahın çekilmemesi, Şehzade Selim'in Semendire'de kalması, Şehzade Ahmed'in ise Karaman eyaletine nakledilmesi gerektiğini savunsa da başta II. Bayezid olmak üzere çoğunluk Şehzade Ahmed'in hükümdar olmasını istediğinden kendine haber gönderildi. Karar verildikten sonra Bayezid, Rumeli beylerini çağırarak onlardan Ahmed'e itiraz etmeyeceklerine dair söz aldı. Ancak Selim'i destekleyen yeniçeriler ise Ahmed'in hükümdar olmasını önlemek için "Senin sağlığında biz başkasını padişah istemeyiz" diye teminat verdiler. Filibe'de bulunan Selim ise tüm bunları adamları vasıtasıyla öğrenmekteydi.

II. Bayezid'in yaptığı anlaşmaya uymadığını anlayan Şehzade Selim, 40 bin kişilik kuvvetle Çorlu'da babasının kuvvetlerinin olduğu ovaya girdi. Ağustos 1511'de vuku bulan savaş sonunda Selim kuvvetleri yenildi. Şehzade takip edenlerin elinden zorla kurtularak Karadeniz sahiline geldi ve kendine katılanlarla İğneada'dan gemiyle Kefe'ye gitti. Selim'in bu mağlubiyeti üzerine, Ahmed'e derhal İstanbul'a gelmesi yazıldı.
Vezîr-i âzam Hersekzâde Ahmed Paşa, daha önce Sultan II. Bayezid'in verilen ahidnâmeye sadık kalınmasını, hiçbirinin bir diğerine tercih edilmemesini savundu. Ayrıca askerin Şehzade Selim'in tarafını tuttuğunu, kapıkulu ocaklarını oğlu Ahmed'in tarafına çevirdikten sonra saltanatı terk etmesini ve Ahmed'i İstanbul'a getirtmeyerek Karaman'da alıkoymasını padişaha arz ettiyse de bu sözü dinlenmedi. Şehzade Ahmed, İstanbul'a vardığının ertesi günü padişah ilan edildi.

Yavuz Sultan Selim Türbesi hakkında doğrulanabilir bilgiler

Yavuz Sultan Selim Türbesi, İstanbul konumunda bulunan ve açık veri kayıtlarında “Anıt” kategorisinde sınıflandırılan bir keşif noktasıdır. Bu sayfa, ziyaret öncesinde konumu doğrulamak ve yakın çevredeki diğer duraklarla birlikte bir rota oluşturmak isteyen gezginler için hazırlanmıştır.

Yavuz Sultan Selim Türbesi nerede?

Konum İstanbul il sınırları içindedir. Harita noktası 41.0262450, 28.9516340 koordinatlarıyla gösterilir. Yol koşulları ve giriş düzeni zamanla değişebileceğinden hareket etmeden önce güncel harita verisinin kontrol edilmesi önerilir.

Ziyaret öncesi planlama

Ziyaret süresini belirlerken mevsim, hava durumu, ulaşım biçimi ve yakın çevredeki diğer kültür veya doğa durakları dikkate alınmalıdır. Sayfadaki yol tarifi bağlantısı doğrudan kayıtlı koordinatı hedefler. Özel mülkiyet, ibadet düzeni, koruma alanı veya dönemsel giriş kısıtlaması bulunabileceği için sahadaki yönlendirmeler esas alınmalıdır.

Kaynak ve içerik yaklaşımı

Temel konum ve sınıflandırma bilgileri OpenStreetMap açık verisinden alınır. Wikipedia veya Wikidata eşleşmesi bulunduğunda ansiklopedik bilgi kaynak bağlantısıyla birlikte eklenir; uygun lisanslı fotoğraflar Wikimedia Commons üzerinden gösterilir. Doğrulanamayan tarih, ücret ve çalışma saati bilgileri otomatik olarak üretilmez.

Vikipedi’de oku ↗OpenStreetMap kaydını aç ↗
ZİYARETİNİ PLANLA

Buradan başla.

Yol tarifi, kişisel listen ve ziyaretçi notları tek yerde.

DOĞRULANABİLİR BİLGİ

İçerik ve kaynaklar

Gezmelik, yer bilgisini açık ve izlenebilir kaynaklarla sunar. Koordinat, il ve kategori verileri kaynak kayıtlarıyla birlikte gösterilir; görseller yalnızca lisans bilgisi bulunan kaynaklardan kullanılır.

Yavuz Sultan Selim Türbesi kısa bilgileri

Yer: İstanbul
Tür: Anıt
Koordinat: 41.0262450, 28.9516340

Son güncelleme: 24.08.2026

YAKINDAKİ DURAKLAR

İstanbul çevresinde keşfet

MERAK EDİLENLER

Yavuz Sultan Selim Türbesi hakkında sık sorulanlar

Yavuz Sultan Selim Türbesi nerede?

Yavuz Sultan Selim Türbesi, İstanbul sınırlarında yer alır. Harita koordinatları 41.0262450, 28.9516340.

Yavuz Sultan Selim Türbesi konumuna nasıl gidilir?

Sayfadaki “Yol Tarifi” bağlantısı, Yavuz Sultan Selim Türbesi konumunu Google Haritalar üzerinde rota hedefi olarak açar.

Bu sayfadaki bilgilerin kaynağı nedir?

Konum ve kategori bilgileri OpenStreetMap açık verisinden; ek açıklamalar ve lisanslı görseller mevcut olduğunda Wikipedia ve Wikimedia Commons kaynaklarından sağlanır.

ZİYARETÇİ NOTLARI

Gidenler ne diyor?

Yorumlar yayınlanmadan önce kontrol edilir.

Henüz yayınlanmış yorum yok.

Bu yeri deneyimlediysen ilk notu sen bırak.

Yorum yap