Ana sayfa›Kayseri›Kösedağ
DOĞAL ALAN · KAYSERI

Kösedağ

Kösedağ Muharebesi, 3 Temmuz 1243 tarihinde Anadolu Selçuklu Devleti ile Moğollar arasında gerçekleşen ve Selçuklu Devleti'nin yenilip Moğol tâbiiyetine girmesiyle sonuçlanan muharebedir. Kösedağ Muharebesi, sonuçları bakımından Türk tarihi içerisinde özel bir yere sahiptir.

GENEL BİLGİ

Yer hakkında

Kösedağ hakkında

Kösedağ Muharebesi, 3 Temmuz 1243 tarihinde Anadolu Selçuklu Devleti ile Moğollar arasında gerçekleşen ve Selçuklu Devleti'nin yenilip Moğol tâbiiyetine girmesiyle sonuçlanan muharebedir. Kösedağ Muharebesi, sonuçları bakımından Türk tarihi içerisinde özel bir yere sahiptir.
Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusu ile karşılaşan Anadolu Selçuklu kuvvetleri, öncü birlikler arasında meydana gelen ilk çarpışmanın ardından dağılmış, baştan beri hatalı kararlar veren Sultan II. Gıyâseddin Keyhüsrev de aynı şekilde davranıp savaş meydanını terk edince, Moğol ordusu kolay bir zafer kazanmıştır. Muharebenin ardından hiçbir mukavemet görmeden ilerleyen Moğol ordusu önce Sivas önlerine geldi, kent halkının teslim olması üzerine Moğollar kenti yağmaladılar ama halka zarar vermediler. Ardından Kayseri kuşatıldı ve düşürüldü, kent halkı ya katledildi ya da esir alındı. Dönüş yoluna geçen Moğollar, Erzincan'ı da aynı şekilde yakıp yıktılar.
Savaşın meydana geldiği Kösedağ; Sivas'ın Suşehri ilçesinde, günümüzde de aynı adı taşıyan bir dağdır. Anadolu Selçuklu ordusunun bu dağın kuzey eteğinde, Kelkit Çayı'na yakın bir düzlükte dağın yamacına yaslanmış olarak kamp kurduğu, İranlı tarihçi İbn Bîbî'nin anlatımından anlaşılmaktadır. Sonuçları bakımından Türk tarihinde özel bir önem taşıyan Kösedağ Muharebesi; Moğolların zaman içinde Anadolu'nun çoğunluğuna hâkim olmalarına, Selçukluların Moğol tâbiyetine girmesine, ayrıca devlet gelirlerinin önemli bir kısmının her yıl vergi olarak Moğollara gönderilmeye başlanmasına, bu vergiler giderek arttıkça da hem devletin hem de halkın yoksullaşmasına neden olmuştur.

“Alaeddin’in akıllı ve uzağı görücü bir adam olduğunu duymaktayız. Eğer kendisi buraya gelecek olursa bizden kabul ve ağırlanmak görür ve kendisine ehtaclık veririz ve aynı zamanda elindeki şehirleri de elinde ve kendisinde kalır.”

şeklindedir. Ehtaclık, rikabdar anlamına gelmektedir. Moğollardan Alaeddin Keykubad’a gelen bu ilk mektuptaki çağrıya uyulmamıştır, hatta yanıt verildiği konusunda da bir bilgimiz yoktur. Ögeday Han’dan gelen ikinci mektup daha sert ifadeler taşımaktadır. Alaeddin Keykubad’ın son yılları içinde 1236 yılının şubat ayında, Emir Şemseddin Ömer adında, aslen Kazvinli, Erzurum’a yerleşmiş bir tüccar, İlhanlı sarayından bir mektup getirmiştir. Bir “yarlık” olarak değerlendirilen bu mektupta Han, Selçuklu Sultanı'na

"…Yüce tanrı bizi büyük kılmış ve aziz yapmıştır. Yeryüzünü bizim soyumuza vermiştir. Sen iyi yolda ilerliyorsun. Onun için durumumuzu sana bildirmek ve seni bize bağlanmaya ve itaate çağırmak vacip oldu. Bizim halimizi bildirdiğimiz kimseler bize bağlanmazlar, asilik yolunu tutarlarsa, ordumuz onların ülkesine girerek köklerini kazır. Kadınlarını çocuklarını esir alır. Mallarını mülklerini yağmalayıp harap eder."

denilmektedir.
Ögeday Han bu mektupla Anadolu Selçuklu'nun Moğol'a “il” olmasını istemekte, üstü örtülü olarak tehdit etmektedir. Sultan anlaşıldığı kadarıyla İlhanlı'yla bir savaşı göze almak istememiş, “il” olmayı aynı yıl içinde şartları çok ağır olmayan bir antlaşmayla kabul etmiş, hediyeler hazırlatılmasını emretmiştir. Ancak bu hediyeler ölümü dolayısıyla gönderilememiş, yerine 1237'de tahta geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından gönderilmiştir.

İznik İmparatorluğu, Kilikya Ermeni Krallığı, Artuklu beylerine ve Eyyubi meliklerine elçiler gönderilerek Moğol tehdidinin onları da hedef alacağı anlatılacak, ortak bir savunma için ittifak önerilecektir.
Bağlı hükümdarlara ulak gönderilerek aradaki tabiiyet antlaşmasına göre yükümlü oldukları asker gönderme konusu hatırlatılarak bu anlaşmada belirtilen koşullarda askerî birlik istenecek, gerek arazi bağışı, gerek para olarak teşvik de ihmal edilmeyecektir.
Gulam askerler ve ikta askerlerinden oluşan Anadolu Selçuklu ordusunu takviye etmek amacıyla Türkmen ve Anadolu'da bulunan Harezmli Kıpçak şeflerinden paralı asker olarak savaşa katılmaları istenecektir.
Anlaşılan Anadolu Selçuklu Devleti'nin eski itibarı artık kalmamıştır. Anadolu Selçuklu ordusu tabi devletlerden, gönderilen paralara ve bağışlanan arazilere rağmen antlaşma şartlarının gereği olan askerî birlikleri dahi sağlayamamıştır. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu Selçuklu ordusunun Moğol ordusu karşısında yenilgiye uğrayacağı çok daha yüksek bir olasılık olarak görülüyordu ve Moğolların intikam almasından kaçınmak için destek kuvveti gönderilmedi ya da bu iş çok ağırdan alındı. Ebû’l-Farac, Kilikya Ermeni Krallığı hakkında bu yönde bilgi vermektedir. Komşu bağımsız hükümdarlıklardan ise sadece Halep Eyyubilerinden 2 bin kişilik bir birlik gönderilmiştir. Oysa vassal krallıklara, hazine açılarak çok büyük tutarlarda paralar ve geniş iktalar verilmiştir. Örneğin Ahlat hakimine 10 bin dinar Alaüddin Altını (Sikke-i Aliye) ve 100 bin dirhem (gümüş sikke) gönderilmişti. Dahası belirli konularda görevlendirilen devlet adamlarından bazıları sorumluluklarına verilen görevlerin üstesinden gelmekte yetersizlik göstermişlerdir. Örneğin Eyyubi meliklerine, Suriye'ye gönderilen Saltanat Naibi(bkz. Naib-i Sultan, Divanlar ve emirler) Şemseddîn İsfahanî, yanında çok miktarda para, erzak ve askeri teçhizat götürmüş, Yabgulu Türkmenler arasından altı aylık paralarını ve erzaklarını peşinen verdiği çok sayıda asker toplamış, fakat Anadolu'ya doğru yürüyüşe bile geçemeden Kösedağ Muharebesi olup bitmişti. Bunu öğrenen askerlerden çoğu para ve erzakla birlikte kaçıp gitmiştir. Şemseddin İsfahani kısa süre sonra Moğol hükümdarı Batu Han tarafından Anadolu Selçuklu ülkesini Han adına idare edecek bir naib olarak atanacak, Anadolu Selçuklu'ya vezir olacaktır.
Böylece 1243 yılı kışı, elçiler gönderilmesi, Anadolu ve civarından çok sayıda paralı asker sağlanmasıyla geçmiştir. Hazır edilen ordu mevcudunun saray gulamları, ikta askerleri ve paralı askerlerden olmak üzere 70 – 80 bin kişilik bir kuvvet olduğu belirtilmektedir. Emir Nizameddin Suhrab'ın bir kurultayda emrine bin frenk askeri verilirse Moğol ordusunu bozguna uğratacağını söylemesinden anlaşılmaktadır ki orduda en az bin paralı frenk askeri bulunmaktadır. İlkbaharda ordu Kayseri yakınlarındaki Meşhed Ovası'nda toplanmaya başlamıştır. Ne var ki tabi devletlerden ve Suriye'deki Naib Şemseddin İsfahani'den henüz bir haber yoktur. Yine de eldeki ordu, Anadolu Selçuklu Devleti tarihinde bir araya getirilen en büyük ordudur. Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev Meşhed Ovası'na eşi, çocukları, hazinesi, kafeslerde beslemekte olduğu leopar, aslan ve kaplan gibi yabanıl hayvanları ile gelmiştir, sefere bu şekilde devam edecektir. Bu ağırlığa rağmen Sultan'ın amacı, Moğol ordusunu sınırların ötesinde, örneğin Nahcıvan ya da Tebriz'de karşılamaktı, bunun için orduyu Sivas'a götürmüştür. Bu sırada Baycu Noyan 40 bin kişilik tümü süvari ordusu ve tabi Gürcü ve Ermeni prenslerinin komutasındaki askerler de ordusuna katılmış olarak Anadolu'ya doğru yürüyüşe geçmişti. Her iki ordunun mevcudu hakkında günümüze ulaşan kaynaklarda birbirinden oldukça farklı rakamlar verilmektedir. Papalık tarafından gönderilen bir misyoner ve kâşif olan Simon de Saint Quentin, Moğol ordusunun 120 bin kişi, öncü kuvvetin ise 40 bin kişi olduğunu yazmaktadır. Osman Turan Anadolu Selçuklu ordusunun 50 – 80 bin mevcutlu olduğunu yazar. İbn Bibi'ye göre 70 bin kişilik Anadolu Selçuklu ordusundan başka 80 bin kişilik bir ordu daha vardır. Buna göre Anadolu Selçuklu ordusu 150 bin kişilik bir ordudur. İbn Bibi Moğol ordusunun ise 50 bin kişilik bir ordu olduğunu yazmaktadır. Anonim Selçukname Anadolu Selçuklu ordu mevcudunu 100 bin olarak verir. Moğolları Hristiyanlaştırmak için Asya'ya gönderilen bir Hristiyan keşiş olan Rubruck Moğolistan dönüşünde Anadolu'daki rum halk arasında soruşturmuştur ve 200 bin rakamını vermektedir. Diğer yandan Anadolu Selçuklu ordusu 70 bin mevcutlu kabul edilirse, bunun 10 bin ya da biraz daha fazlasının gayrimüslim askerler olduğu ileri sürülmektedir. Canla başla savaştıklarını İbn Bibi'nin belirttiği bu gayrimüslim unsurların neredeyse tümüyle imha olduğu anlaşılmaktadır.
Anadolu Selçuklu kuvvetleri Sivas'a geldiklerinde, 50 bin kişilik asakir-i Etrak (Türk askerler, uçlardan toplanmış Türkmenler) hazırlamış olan Ahlat hakimi, Şam dolaylarından 20 bin kadar paralı asker toplayan Şemseddin İsfahani ve 3 bin Ermeni ve Frank süvariyle hareket ettiği bildirilen Kilikya Ermeni Krallığı başkenti Sis (Kozan) hakimi henüz gelmemiştir. Bu yüzden Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, destek birliklerin gelmesini beklemekle Sivas'ta uzunca bir süre kalmıştı. Bu sürede her gün orduyu denetlemekle birlikte zamanının büyük bölümünü saha oyunları, spor, daha çok da eğlenceyle geçirmekteydi. Daha sonra bir savaş meclisi toplamıştır. Yaşını başını almış ve deneyimli, diğer bir anlatımla aşırı temkinli komutanlar, destek kuvvetlerinin beklenmesinin askeri olarak boşuna olduğunu, böylece Moğol ordusunu sınır ötesinde karşılama fırsatının elden kaçtığına, artık saldırgan bir strateji izleme olanağı kalmadığını, ülke topraklarını savunmak için savaş verileceğini söylemişlerdir. Bunun için ise Sivas son derece elverişlidir. Kentin tahkimatına girişilmeliydi. Bu tutum, gelecek 50 bin kişilik destek kuvvetinden daha elverişli bir savaş sağlayacaktır. Diğerleri ise Moğol ordusu halkı katlederken Sivas'ta beklemenin korkaklık olduğunu belirterek onları suçladılar. Sultan ise bir karar veremediği gibi sessiz kalmayı seçti. Sonuç olarak bu savaş meclisinde, ne tarzda hareket edileceği üzerine hiçbir karar alınamamıştır. Savaş meclisinin farklı düşünen iki kutba bölünmesi, aynı zamanda ordunun başkumandanı olan sultanın bu konuda ağırlığını koyamadığı gibi bir karara da varamaması, doğrudan doğruya sultanın hem askeri, hem de yönetsel yetersizliğini ortaya koymaktadır. Bu kurultaydan çok kısa süre sonra sultan orduya hareket emri verdi. Birkaç gün sonra ordu Sivas'tan 80 kilometre daha doğuda, bir yaylada, uzun ve geniş Kösedağ mevkiinde suyu ve otlağı bol olan bir yeri seçerek ordugâh kurdu. Burası askerî bakımdan müdafaası kolay, Moğolların saldırısına imkân vermeyen bir araziydi. Burada da bir süre sonra bir savaş meclisi kuruldu. Yine karar alınamadı.
Kösedağ'daki savaş meclislerinde genç ve deneyimsiz komutanların sözcülüğünü yapan Nizameddin Suhrab, oldu bittiye getirip, Sultan'ın da onayını alarak 20 bin kişilik bir öncü kuvvet teşkil ettiği belirtilmektedir. Bu birlikteki komutanlar Beylerbeyi Gürcüoğlu Zahireddîn, Pervâne Veliyeddîn, Çaşnîgîr Mübarizeddîn Çavlı, Nizameddin Suhrab, Nasuheddin Farsi ve Gürcü Şalueoğlu Fahreddîn olarak verilmektedir. Bu kuvvetler içinde Halep'ten gelen 2 bin kişilik kuvvetle 3 bin kişilik Frank paralı askeri vardır. Ermeni tarihçi Hetum'a göre Limniatili John ile Bonifacio de Molinis adlarındaki iki Venedikli komutan emrindeydiler ve hiçbiri geri dönmemişti.

Anadolu Selçuklu ordusu öncü birliği ile Moğol ordusu arasında gerçekleşen muharebe Osman Turan, Müneccimbaşı ve İbn Bibi'ye göre 3 Temmuz 1243 tarihinde olmuştur. Öncü birlik sarp dağ geçidinden ovaya inerken, günümüze ulaşan kaynaklarda anlatılanlar doğru ise, büyük bir gafletle ileriye keşif çıkarmamıştır. Oysa Baycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu geçidin inişine yakın bir yerde, savaşa her an hazır biçimde ordugah kurmuştur. Sarp ve dik geçitten yorgun bir vaziyette aşağıya inen Anadolu Selçuklu öncü birliği, dinlenmeden, mevzi almadan, hatta saf tutmadan, düşmanlarının seçtiği muharebe alanında Moğol ordusuyla muharebeye girmek zorunda kaldılar. Baycu Noyan ise hızlı karar vermiş, hızlı tertiplenmiştir. Muharebenin ilk safhasında Anadolu Selçuklu kuvvetleri üstünlük sağladı. Moğollar ise bozguna uğramış gibi ricat ettiler. Anadolu Selçuklu öncü birliğinin deneyimsiz komutanları, Moğol kuvvetlerini bozguna uğrattıklarını sanıp izlemeyle koyuldular, bu arada yayladaki ordugaha, sultana zafer haberi gönderdiler. Oysa kapıştıkları, Moğol ordusundan görece küçük bir birlikti ve Baycu Noyan'ın talimatına uyarak ricat ediyor, Anadolu Selçuklu kuvvetlerini hızla tertiplenmiş bir tuzağa çekiyorlardı. Pusuda bekleyen Moğol savaşçılarının ok yağmuruna tutulan Anadolu Selçuklu askerleri paniğe kapıldılar ve büyük bir kısmı birkaç saat içinde öldürüldüler. Bununla birlikte Moğol ordusu Azerbaycan'daki Mugan Ovası'ndaki merkez üssüne döndüğünde Anadolu Selçuklu Veziri Mühezzibüddîn Ali de peşinden gitmiş, burada Baycu Noyan'la bir barış antlaşması yapmıştır. Bu görüşmeler sırasında Mühezzibüddin Ali, Anadolu Selçuklu öncü kuvveti kayıplarının 3 bin kişi olduğunu söylemiştir. Anadolu Selçuklu kuvvetlerinin muharebe alanını Moğol kuvvetlerine terk ettiği düşünülürse, Moğolların düşman ölülerini saymış olmaları gerekir, buna göre vezirin doğru rakam vermiş olduğu ileri sürülebilir.
Kıyımdan kurtulup sultanın huzuruna çıkan komutanlardan Nasuheddin Farsi, sultana gösterilmesi gereken saygıyı umursamadan ağır sözler sarf edip, az sayıdaki adamlarını alıp Halep'e gitmiştir. II. Gıyaseddin Keyhüsrev komutasındaki Anadolu Selçuklu ordusu artık çözülmeye başlamıştır. Nitekim sultan Keyhüsrev, o gece karanlık çöker çökmez ailesini ve hazinesini, bir birlik korumasında Tokat'a göndermiştir.
Bu sırada muharebeden sağ kurtulan Çaşnîgîr sultanın huzuruna gelmiştir. Sultan Çavlı'ya bu durumda yapılacak şeyin ne olduğunu sorunca Çavlı'nın sultanı deneyimsiz komutanların aklına uymakla suçlamaktan başka bir şey söylemedi. Sultan ise oradan ayrılacağını, ülkenin yönetimini ona bıraktığını, uygun gördüğü gibi davranmasını söyleyip maiyetiyle birlikte Tokat'a doğru yola çıktı. Oysa elde kalan ordu, Moğol ordusundan halen sayıca üstündü ve bulundukları mevki savunmaya son derece uygundu. Baycu Noyan, geride bu güçte bir ordu bırakmayı göze alarak Anadolu içlerine ilerleyemezdi, bu orduyu şu ya da bu şekilde imha etmek zorundaydı. Buna rağmen ne sultan, ne de komutanlar savunmada kalmayı düşünemediler. Üstelik geri çekilme konusunda da bir karar alınmış değildir, bu yüzden ordunun Kösedağ'dan çekilmesi hiç de düzenli bir şekilde olmamıştır. Sultan ve emirlerin büyük bölümü gece sıvışınca Anadolu Selçuklu ordusu da gece boyunca parça parça dağıldı. Artık elde bir ordu kalmamıştır. Dağılan orduyu toplayıp Moğolların karşısına çıkma olanağı yoktur.
Ertesi gün Baycu Noyan ordusuyla Kösedağ'a çıktığında boş ordugahı bulmuştur. Baycu Noyan, Anadolu Selçuklu ordugahı karşısında, bir tuzağa düşmemek için iki gün beklemiştir. Hiçbir hareket göremeyince tedbiri elden bırakmayarak ordugaha girdiler. Geride kalan ganimetin bir kısmı 300 deve yükü altın, 3 bin katır yükü değerli eşya, 40 araba zırh ve muhtemelen büyük miktarda erzaktır. Moğollar tüm bunları emniyete aldıktan sonra Sivas, oradan da Kayseri'yi ele geçirdi. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev ise daha önce Tokat'tan Konya'ya, sonra da Antalya'ya çekilmiştir. Orada bile rahat edemeyerek İç Ege Bölgesi'ne gitmiştir.

Kösedağ hakkında doğrulanabilir bilgiler

Kösedağ, Kayseri konumunda bulunan ve açık veri kayıtlarında “Doğal Alan” kategorisinde sınıflandırılan bir keşif noktasıdır. Bu sayfa, ziyaret öncesinde konumu doğrulamak ve yakın çevredeki diğer duraklarla birlikte bir rota oluşturmak isteyen gezginler için hazırlanmıştır.

Kösedağ nerede?

Konum Kayseri il sınırları içindedir. Harita noktası 38.9326071, 36.2913501 koordinatlarıyla gösterilir. Yol koşulları ve giriş düzeni zamanla değişebileceğinden hareket etmeden önce güncel harita verisinin kontrol edilmesi önerilir.

Ziyaret öncesi planlama

Ziyaret süresini belirlerken mevsim, hava durumu, ulaşım biçimi ve yakın çevredeki diğer kültür veya doğa durakları dikkate alınmalıdır. Sayfadaki yol tarifi bağlantısı doğrudan kayıtlı koordinatı hedefler. Özel mülkiyet, ibadet düzeni, koruma alanı veya dönemsel giriş kısıtlaması bulunabileceği için sahadaki yönlendirmeler esas alınmalıdır.

Kaynak ve içerik yaklaşımı

Temel konum ve sınıflandırma bilgileri OpenStreetMap açık verisinden alınır. Wikipedia veya Wikidata eşleşmesi bulunduğunda ansiklopedik bilgi kaynak bağlantısıyla birlikte eklenir; uygun lisanslı fotoğraflar Wikimedia Commons üzerinden gösterilir. Doğrulanamayan tarih, ücret ve çalışma saati bilgileri otomatik olarak üretilmez.

Vikipedi’de oku ↗OpenStreetMap kaydını aç ↗
ZİYARETİNİ PLANLA

Buradan başla.

Yol tarifi, kişisel listen ve ziyaretçi notları tek yerde.

DOĞRULANABİLİR BİLGİ

İçerik ve kaynaklar

Gezmelik, yer bilgisini açık ve izlenebilir kaynaklarla sunar. Koordinat, il ve kategori verileri kaynak kayıtlarıyla birlikte gösterilir; görseller yalnızca lisans bilgisi bulunan kaynaklardan kullanılır.

Kösedağ kısa bilgileri

Yer: Kayseri
Tür: Doğal Alan
Koordinat: 38.9326071, 36.2913501

Son güncelleme: 24.08.2026

YAKINDAKİ DURAKLAR

Kayseri çevresinde keşfet

MERAK EDİLENLER

Kösedağ hakkında sık sorulanlar

Kösedağ nerede?

Kösedağ, Kayseri sınırlarında yer alır. Harita koordinatları 38.9326071, 36.2913501.

Kösedağ konumuna nasıl gidilir?

Sayfadaki “Yol Tarifi” bağlantısı, Kösedağ konumunu Google Haritalar üzerinde rota hedefi olarak açar.

Bu sayfadaki bilgilerin kaynağı nedir?

Konum ve kategori bilgileri OpenStreetMap açık verisinden; ek açıklamalar ve lisanslı görseller mevcut olduğunda Wikipedia ve Wikimedia Commons kaynaklarından sağlanır.

ZİYARETÇİ NOTLARI

Gidenler ne diyor?

Yorumlar yayınlanmadan önce kontrol edilir.

Henüz yayınlanmış yorum yok.

Bu yeri deneyimlediysen ilk notu sen bırak.

Yorum yap